Kahramangiller

Her Sonun Başlangıca Dönüştüğü Yer: Ruhlar Kütüphanesi

Ransom Riggs’in çok satan ve oldukça fazla beğenilen serisinin son kitabı Ruhlar Kütüphanesi ile heyecanla devam eden macera sona eriyor. Pek çok yönden değişik bir okuma zevki sunan bu güzel maceranın son kitabı yine İthaki Yayınları’nın güzel baskısıyla okurlarla buluştu.

Düğüm sonunda çözülüyor

İçerisindeki fotoğraflarla okuyanın zihninde karakterlerin ve olayların geçtiği mekanların canlandırılmasını sağlamasıyla üne kavuşan serinin son kitabında da yazar fotoğrafların görselliğiyle kaleminin gücünü ustaca harmanlamayı başarmış. İlk kitapta daha çok karakterlerin ve konunun okurlara aktarılması nedeniyle aksiyon biraz daha düşüktü. Ancak  ikinci kitaptaki gelişmeler, sizleri soluğunuzu tutarak okuyacağınız bir maceraya davet ediyor. Özellikle ikinci kitabın sonundaki sürpriz gelişme nedeniyle üçüncü kitaba hemen başlama ihtiyacı duyuyorsunuz.

Gölgelere yönelik yeteneklerinin sınırlarını yeni yeni anlamaya başlayan Jacob, tüm tuhafların kaderinin kendi ellerinde olması nedeniyle yüklendiği sorumluluğun ağırlığını taşıyıp taşıyamayacağından emin değildir. Bir yandan da Emma’yla yaşadıklarının asla normal bir ilişki boyutunda ilerleyemeyeceğinin bilincinde olması nedeniyle kendi içinde de bir çelişki yaşamaktadır. İçlerinde bulundukları durumu çözebilecek tek kişi kendisi olduğu gibi bu durumu çözüme kavuşturması yaşadıkları aşkın da sonu anlamına gelecektir.Jacob, Emma’nın kendi dünyasında fazladan geçireceği her dakikanın ölümüne daha hızlı yaklaşması anlamına geldiğinin farkındadır. Ancak kendisini de tuhafların kendini tekrar eden günlerine sıkıştırmayı göze alamamaktadır. Son kitapta tüm belirsizlikler birer birer nihayete erip okuyucunun aklındaki tüm soru işaretleri de giderilmektedir.

Jeremy Bentham’ın döngülerde işi ne?!

Zaman konusunun oldukça güzel işlendiği seride dünya tarihine atıfta bulunan çok güzel ayrıntılar yer alıyor. Modern faydacılık teorisinin kurucusu olan Jeremy Bentham’a dair kitapta çok güzel bir gönderme var. Hem de bu gönderme olaylar üzerinden değil doğrudan bir karakter üzerinden yapılıyor. Marjinal fayda, toplam fayda gibi iktisat görenlerin içli dışlı olduğu terimlerin yanı sıra; uluslararası (international), kodifikasyon (codification) gibi kelimelerin mucidi de yine Jeremy Bentham’dır. Kendisine ait “Panoptikon” isimli hapishane tasarımı kendi önerdiği şekilde faaliyete geçmese de, kitapta “Panloopticon” ismiyle kendine yer buluyor.

Sekizgen biçiminde bölmelerden oluşan Panoptikon’da suçluların binanın ortasındaki kuleden izlendikleri algısıyla otokontrol mekanizmalarını geliştirerek suçtan uzaklaşacaklarını savunan Bentham’ın tasarımına benzer bir şekilde kitapta da döngüler arası geçişin tek bir merkezden yapıldığı bir ev tasarımı karşımıza çıkıyor. Günümüz dünyasında faydacılığın temsilcisi olan Jeremy Bentham’ı kitapta Myron Bentham başarılı bir şekilde temsil ediyor. Serinin aksiyonu ve kurgusal anlamda verdiği doygunluğun yanında tarihi bir karaktere böyle güzel bir gönderme içermesi de oldukça hoş bir detay şahsıma göre.

Kurgu kadar güzel göndermeler

İkinci kitap olan Gölge Şehir’de İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıcı atmosferinin çok iyi bir şekilde okurlara aktarıldığından tanıtım yazısında bahsetmiştim. Bu kitapta savaş atmosferinden ziyade tuhaflar üzerinde gerçekleştirilen deneyler vasıtasıyla aynı döneme atıfta bulunulduğu hissine kapıldım. Nazi Almanyasında insanlar üzerinde yapılan ve bazıları insan vücudunun sınırlarını görmeye yönelik deneylerin gerçekleştirildiği biliniyor. Nazilerin deneyleriyle ilk kitaptan beri Bayan Peregrine ve çocukların peşini bırakmayan Caul’ün tuhaflar üzerinde yaptıkları büyük paralellikler taşıyor.

Charles Dickens’ın Devil’s Acre olarak adlandırdığı ve 18. yüzyılın ortalarında Londra’nın en kötü bölgesi olarak kabul edilen bölge kitapta da benzer bir biçimde yer alıyor. Bölge kitapta, neden bu isimle anıldığını anlatacak şekilde bu sefer tuhafların dünyasından ve onların gözünden tasvir ediliyor. Yani Londra’nın kartpostallardaki turistik yüzü dışındaki yüzünü merak ediyorsanız, bu kitap size bu fırsatı da sunuyor.

Seri fotoğraflar ile görsel anlamda güçlendirilen ve okurlarda farklı bir tat bırakmasıyla türdeşlerinden ayrılıyor. Son kitapta ise diğer iki kitap boyunca taşınan tüm soru işaretleri ve gerilimler birer birer çözüme kavuşuyor. Pek çok açıdan okuması oldukça keyifli olan Ruhlar Kütüphanesi soluksuz serüveni dona erdirmek isteyen okurları bekliyor.

Bu yazı, "İthaki Kütüphanesi" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar