Kara Kara Kapkara: Korku Edebiyatımıza Bir Hediye Adeta

En sevdiğim eylemlerden birisi okumak, okumaktan en çok keyif aldığım türlerden biri de korku edebiyatı. Bilinen ve bilinmeyeni konu edinip insana dehşetin ve akıl almaz korkuların kapılarını aralayan bu kategoride çıkan kaliteli eserleri okumaya, haberdar olmaya çalışıyorum. Yakın zamanda okuduğum ve çok sevdiğim bir kitapta yine bu türden insanın oturduğu yerden terlemesine mahal verecek cinsten.

Ülkemiz korku edebiyatı literatürüne her geçen gün daha fazla eser dahil oluyor. Yeni baskısı yapılan kitaplar, devam eden seriler ve yeni kitaplar. Birbirinden başarılı yazarlar, ustalıklı kurguları ile okurun karşısına çıkıyor. Bu yazıda da yeni çıkan bir eserden bahsedeceğim. İthaki Yayınları’ndan çıkan Kara Kara Kapkara adlı söz konusu eser, Işın Beril Tetik’in ilk öykü kitabı. Kendisini daha önce bir çok derlemede severek okuduğumuz yazarın bu öykü kitabında her türden korkuya yer var…

Karanlık Cümleler

Toplam sekiz öyküden oluşan kitap bizi Yolcu Yolunda Gerek adlı öykü ile karşılıyor. Bir çeşit yolculuk öyküsü okuyoruz ancak istikamet bildiğimiz bir yere gitmiyoruz. Ya da şöyle söyleyeyim gitmek isteyeceğimiz en son yere doğru yol alıyoruz. Hayatımız boyunca yaptıklarımızın bir sonu mutlaka olacaktı. Hoşuma gidip gitmeyeceğine ne yazık ki kendimiz karar veremiyoruz. Peki yalnız mıyız. Asla. Bizim gibi olanlarla, kötülüğü yüzüne vurmasa bile içi geceden daha karanlık olanlarla beraber gidiyoruz. Geri dönüş yok. Ateşin içine, cezaların kaçınılmaz ve ebediyete kadar sürecek olanına doğru tek yönlü bir yolculuk.

Yazar Beril Tetik’in sitemizde yayınlanan Gerisi Hikaye podcast serisinde de yer aldığını biliyor muydunuz?

Açılış olarak akışkan ve hızlı okunan bir öykü seçilmiş. Yazar, okurken resmen o yolculardan birisi gibi hissetmemizi sağlıyor. Atmosfer ve biçim olarak olduğu kadar anlatım açısından da doyurucu bir hikayeydi. Açıkçası bu tadı devam eden öykülerde de sürekli gördüğümüzü söyleyebilirim. Zira yazarın kalemi okuru içini çekmeyi gayet iyi biliyor. Kurgusunu adeta el işçiliği ile çalışan bir sanatçı edasıyla işliyor. Bu usta işi yaklaşımın en çok hissedildiği öykü ise kesinlikle kitaba adını veren Kara Kara Kapkara adlı öykü. Son zamanlarda içine en çok çekildiğim hikaye olduğunu itiraf edebilirim.

Umacı…

Genç ve çapkın iş adamı Kenan daha önce hiç gitmediği, gitmek de istemediği ama annesini kıramadığı için gitmek zorunda olduğu memleketine, köyüne gider. Ne de olsa metropol erkeğidir, hayatı hızlı ve heyecanlı yaşamaya alışık. Evvela yaşayışına alışkın olmadığı bu topraklarda, ruhende bir çeşit huzursuzluk içini kaplar. Uykusuz kalmalarına gördüğü kabuslarda eklenince rahatsızlığı gittikçe artar. Köy halkında da sezinlediği gariplikler bu durumu dayanılmaz hale getirir. Olayların dayanılamaz hale geldiği noktada ise bir mani, bir şiir kulaklarından eksik olmaz.

Kara kara kapkara
Kömüe gibi kara, toprak gibi kara
Gece gibi kara, ölüm gibi kara
Öcü gibi kara, öcü gibi kara
Umacı geldi, umacı aldı
Sakla beni ana, sakla beni baba

Hayatının en korkunç rüyaları gerçek olmak ve onu da dahil etmek için çıkıp gelmek için sabırsızlanırken Kenan daha ne kadar aklına mukayet olabilecektir. Umacı onun içinde gelecek midir?

Bilhassa Anadolu’da bilinen ve korkulan Umacı miti, karakteri ile ilgili öykü ciddi manada ürkütücü olmuş. İnsan hayatının en masum dönemlerine karşılık gelen çocukluk bu kadar korkunç ve bu kadar etkili nasıl kurgulanır işte burada okumak mümkün. Olayların gelişimi, bize sunduğu atmosfer her biri muazzam olmuş. Yukarıda bahsettiğim gibi adeta bir sanatçı edasıyla -buradaki sanatçıdan kasıt el işçiliği nezaketi ve ustalığı- ince ince işlenmiş bir araya getirilmiş. Yazarın, bu kitap dışında olanlar da dahil okuduğum en iyi öyküsü sanırım buydu. Hani kitap bittikten sonra dahi aklımdan çıkmayan bir mani oldu Umacı’nın manisi. Ürkütücü…

Dahası da Var

Işın Beril Tetik daha çok yazsın. İnsan okurken bunu istiyor ve hissediyor. Kitap içerisindeki öykülerden bazıları ciddi manada insanın içine işliyor. Genç Dünya örneğin. Bilimkurgu-korku türünde yer alan gerek konusu gerekse karakterlerinin kimlikleri itibari ile oldukça etkileyici bir öyküydü. Dünyanın daha iyi bir yer olması, gençleşmesi için tasarlanan eğitim programının nasılda cehenneme sebep olduğunun  “çok kısa” bir anlatısı olmuş. Kesinlikle çok kısa. Daha uzun sürmeliydi. Anlatılan olay o kadar gerçeğe yakın ve olabilecek bir şey ki insan çok daha uzun süre içinde yer almak istiyor.

Şeffaf öyküsü ise genelde yabancı yazarların kaleminde görmeye alışık olduğumuz bir ekole ait. Yazar, istilacı bir parazitin insanlık ile mücadelesini yaşadığımız topraklara getirmiş. Asırlar boyu süren bir kısır döngü iki düşmanın birbirleri ilen mücadelesi konu ediliyor.  Tanık olduğumuz hikayede farklı bir şeyler denenmiş ve başarılı da olmuş. Zira bu tür öykülerin tabiri caizse çuvallama ihtimali çok yüksek. Zira orijinal bir şeyler ortaya çıkarmak, kurgulamak belli bir çerçevesi/sınırları olan bu alt türde pek de kolay değil.  Burada ise her şey yolunda gitmiş görünüyor.

Bununla beraber Kızıl Rüya gibi çok özel bir öykü de yine kitabın enlerinden. Işıl Beril Tetik’in öyküleri nasıl kaleme aldığı, motivasyonunu nereden sağladığı ile ilgili yazarın kendisinden dinlediğim bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Unutulmaması gereken bir konuşmaydı. “Öfke, yazma noktasında beni en çok teşvik eden duygu” ya da buna yakın bir cümleydi yanlış hatırlamıyorsam. İşte adı geçen öykü de okuduktan sonra ancak öfke ile vücut bulmuş olabilir diyeceğiniz türde bir eser. Öyküden burada bahsetmeyeceğim ama söz konusu kızgınlığın nereden kaynaklandığını, neden haklı olduğunu okuyunca anlayacak ve sizde en az yazar kadar öfkeleneceksiniz.

Sona Gelirken

Kurgusunu başarıyla inşa ettiği öyküleri ile türün okurlarının kesinlikle tanışması gereken bir kalem Işın Beril Tetik. Okudukça daha fazlasını isteyeceğiniz öyküleri ile okuru yarattığı dünyanın içine çekmesini çok iyi başarıyor. İçerik olarak başarılı olan eserin kapak tasarımı da beni benden aldı. Tam adına uygun, kapkara bir kitap olmuş. Adeta kütüphanenizin rafından sizi tekinsiz yolculuklara davet eden bir kara delik gibi. İthaki Yayınları Türk korku edebiyatına yeni bir eser daha kazandırarak okurun yüzünü güldürmesini bilmiş. Darısı daha nice başarılı yerli alt kültür edebiyat eserlerinin başına.

Bu yazı, "İthaki Kütüphanesi" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar