Kahramangiller

Kitabı Okumuş Birisinin Gözünden “The Hobbit: The Battle of Five Armies”

Evet artık “3-Day Rule” için gerekli süre dolduğuna göre sanırım üçüncü filmden bahsedebiliriz. Eğer hâlâ izlemediyseniz bu yazıyı okumayı bırakın ve gidin izleyin!

The Hobbit: The Battle of Five armies gayet güzel bir filmdi. Evet, belki ilk üçlemeyle denk değildi, ama Desolation of Smaug’dan daha güzeldi, Unexpected Journey kadar olmasa da. İkinci filmin durağanlığının aksine her bir sahnesinde heyecan ve hareket vardı, birinci film kadar da mizahi sahneleri olmadığından ciddiyetini de korumaya başardı (ama itiraf etmeliyim ki Dain’in ona buna kafa atmasına yüksek sesle güldüm).

Film Smaug’un Laketown’u yok etmesiyle başlıyor. Smaug’un ölümü gayet hoş sergilenmiş, zira kitapta bir kuzgundan Smaug’un öldüğünü duyuyorlar (Önceki yazıda bahsettiğim nokta buydu). Bard’dan bu vakte kadar kitapta hiç bahsedilmiyor tıpkı Arkenstone gibi, insan Tolkien’in yazdıkça geriye dönüp ekleme yaptığını düşünüyor. Bilbo cücelere Smaug’un göğüsündeki açıklıktan bahsettiğinde onu bir ardıç kuşu dinliyor. Bu kuş, savaş sırasında oklarıyla Smaug’u vurmaya çalışan Bard’ı ziyaret edip kulağına durumu fısıldıyor, Bard’ın soyu Dale’dan olduğu için kuşları anlıyor falan.

Spoiler: Filmde ejderha var!

Spoiler: Filmde ejderha var!

Film bu noktalarda kitaba gayet sadık kalıyor (Yine Gandalf sahneleri dışında… ama orada bir Saruman dövüş sahnesi var birileri Youtube’a 10 saatlik loopunu koysa kesintisiz izlerim). Elfler geliyor, Thranduil (Kitapta Thranduil’in adı geçmiyor, hep Elf Kralı diye bahsediliyor) ve Bard anlaşıyorlar. Thranduil insanlara acıyıp yemek falan veriyor çünkü “iyi soylu bir elf” ve insanlara hakları olan payı almalarında yardımcı olmak istiyor. Bu esnada Bilbo da Arkenstone’u çalıyor.

Kitabı çocukken ilk okuduğumda bunu neden yaptığını hiç anlamamıştım, o yüzden filmde Thorin’in yavaş yavaş sapıtmasını izlemek çok hoştu, bağlantıyı kuramayan genç seyirciler (gerçi 13+ filmmiş ama neyse) gibi bir durum olmuyor. Kitapta Bilbo Arkenstone’u Elf kralına ve Bard’a sunduğunda derdini açıklaması saatler alıyor, sonrasında da Gandalf çıkagelip “Keh keh, aferin tam da böyle yapmanı bekliyordum” gibisinden laflar ediyor. Bilbo “Neredeydin sen?” diye sorunca “Necromancer’ı araştırdım da sonra anlatırım şimdi sırası değil,” gibi bir cevap veriyor sanki çok eğlenceli sırları varmış gibi bir de gülüyor mülüyor. Elflerle insanların Arkenstone’u Thorin’e sunup kendi paylarını istemesi, Bilbo’nun bunu kendisinin yaptığını söylemesi hep kitaptakinin tıpkısının aynısı.

Jackson burda çok başarılı bir şekilde tansiyonu yükseltiyor; Gandalf “Orclar geliyor çocuklar hadi öpüşün, barışın kardeş kardeş Orc kesin,” diye uyarılarda bulunurken kimsenin yılların büyücüsünü dinlememesi ve bir yandan Orcların yükseldiğini görmemiz “Hadisenize şapşallar!” dememize sebep oluyor.

Sonra Dain geliyor. Ben Billy Connolly’i çok severim, çocukken oynadığı bir iki filmi izlediğimden, ne zaman İskoç aksanını hayal etsem aklıma o gelir. Domuz sırtında bir cüce olarak onu görmek beni inanılmaz mutlu etti. Klasik “Cüceler İskoçtur” trope’una uyacak daha İskoç aksanlı bir adam bulamazlardı kanımca.

Bu noktadan itibaren belirtmem gereken bir şey var. Film 144 dakikalık, buna jenerik dahil mi bilmiyorum ama o 144 dakikanın 120 dakikası savaş. Burada sürpriz yok, filmin adı Beş Ordunun Savaşı. Yerin dibinden birden bire Orcların püskürmesiyle insanlar, elfler ve cüceler bir olup hücmediyorlar. Cüce birliklerine bayıldım, üst üste binip duvar örmeler, keçilere ve domuzlara binmeler inanılmaz sempatikti. Elfler gene elf, orda sıkıntı yok. İnsanlar gene diğer ırkların yardımına muhtaç, o da standart.

5armies2

“Cücelere kolum girsin!”

Kitapta Bilbo tepe gibi bir yere çıkıp taş atıyor (bazılarınız Sting’i yere bırakıp iki metre ötesindeki orclara taş atmasını tuhaf bulduysa işte o sahne buna göndermeydi), hatta Tolkien yine birdenbire aklına gelip de yaptığı eklemelerden birini daha sunuyor: Bilbo aslında çok iyi nişancıymış falan. Ama ne yazık ki hobbitimizin kafasına taş düşüyor, o da savaşın sonuna kadar baygın kalıyor, uyandığında savaş bitmiş oluyor.

Bu yazı, "Kitabı Okumuş Birisinin Gözünden Hobbit" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar