Kahramangiller

Malyanov Kabarcıkları – Kıyamete Bir Milyar Yıl

Öncelikle İthaki’nin Dune ile başlayan “Bilimkurgu Klasikleri” üzerine bir iki bir şey söylemek istiyorum. İthaki hemen hemen her alana yayılmış ve bu alanlarda kitaplar basan bir yayınevi. Bilimkurgu alanında ise eskiden bu yana bastıkları çok fazla kitap var. Hepsi de birbirinden kaliteli romanlar tabii. Star Wars’dan tutun da sırf macera tadını vermesi için Uzaya Haçlı Seferi gibi romanları da bizlere kazandırdılar. Son dönemlerde ise hem fantastik kurgu hem de bilim kurgu alanında çok güzel adımlar attılar. Elric, Dune, Adalet derken şimdi de Boris, Arkady Strugatsky kardeşlerden Kıyamete Bir Milyar Yıl.

Şunu da söylemekte sakınca görmüyorum ne Strugatski kardeşleri ne de Kıyamete Bir Milyar Yıl’ı daha önce duymuştum ama takıntılı bir insan olduğum için her türlü satın alacaktım. Ne de olsa “Bilimkurgu Klasikleri”nin ikinci kitabı… Evet, bu tarz takıntılarım var.

Açıkça söylemek gerekirse kitabın istatistik bilgilerine ulaşmak için ISDF’yi kullansam da kitabın arkasında da belirtildiği üzere birçok ülkede romanın yasaklanmasından kaynaklı olarak aradığım bilgilere ulaşamadım. O yüzden kaç dile çevrildi, diğer kapaklarla İthaki arasındaki fark gibi konulara değinemeyeceğim ama İthaki’nin kullandığı kapak ve iç sayfa tasarımına baktığımda muazzam bir iş çıkarmışlar desem yanılmam. Ruslar için sadece bir renk olmayan, aynı zamanda “güzel” anlamına da gelen Kızıl kelimesinin kapakta da kullanılması çok güzel bir hava katmış.

Çeviri için de bir iki şey söylemek gerekirse; Rusların isimleri ile ilgili sıkıntıları klasik Rus romanlarında yaşamışsınızdır. Bir karakterin adı birden fazla şekilde karşımıza çıkabiliyordu. İthaki bu sorunu kökünden çözmek için kitabın önüne bir açıklama notu ve her karakterin diğer isim veya lakaplarını bizlere yazmış. İşte tam bu noktada yayınevine ve çevirmene bir şapka çıkartıyorum.

00-arkady-and-boris-strugatsky-russian-sci-fi-050815

Ayrıca kitap İngilizceden değil direkt ana metin Rusçadan çevrildiği için metin kaybının olmadığını olsa da çok çok az olacağını tahmin ediyorum.  İyi bir okuyucu olsam da çeviri işlerinden tam olarak anlamadığım için bu konuda diyeceklerimi artık kesiyorum.

Kimse Bir Kutu Rus İçkisine Hayır Demez

Sovyet dönemi Rusya denildiğinde benim aklıma soğuğun iliklere işlediği, güneşin kendisini az gösterdiği ve sokaklarda orak, çekiç bayraklarının olduğu bir ülke geliyor.  Ancak bu hayalimin aksine sıcaktan bunalmış bir şekilde bilimsel projesine odaklanmaya çalışan Dimitri Malyanov’un dikkatini ilk başta bazı yanlış telefon aramaları daha sonrasında da evine gelen bir kadın dağıtıyor. Olayların bu denli karışık ilerlemesi ilk başta okuyucunun kafasında birçok şeyi de soyut bırakıyor. Ama korkmayın, gerekirse kitabı bir kere daha okuyun. Yazar kardeşler hem 1970 Sovyet Rusya’sından çok güzel esintileri bizlere aktarmış hem de gizemleri çok güzel bir şekilde bağlamış.

Soğuk savaş dönemi ile bilime ve uzaya çok fazla yatırım yapan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (kısaltma kullanmaktan pek hoşlanmasam da bundan sonra SSCB diyeceğim)  ABD ile girdiği bu yarış boyunca bilime verdiği önemi arttırmış ve Aleksandr Prohorov gibi bilim adamlarını da yetiştirmiş bir ülkedir.

Bu yazı, "İthaki Kütüphanesi" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar