“Ne Kadar Korkutucu Olabilir ki?” Diyenlere: Karanlık Yılbaşı Öyküleri

Türk korku öykücülüğü ile ilgili çıkan kitaplara elimden geldiğince sık yer vermeye çalışıyorum. Fantastik edebiyat ve bilimkurgu ile birlikte esasen hayal gücünün en çok beslendiği bir diğer tür korku yazını. Ülkemiz kalemlerinden çıkan eserler hakkında konuşmamak olmaz. Bu yazıda da yine bir korku kitabı ele alacağım. Ancak bu seferki kolektif bir çalışma, başarılı zihinlerin beraberce inşa ettikleri güzide bir eser. Yılbaşı temasını hiç olmadığı kadar karanlık bir şekilde karşımıza çıkarıyorlar. Aralıktan sızan bir karanlık var ve bizim için geldi…

Kitap hakkında konuşmaya başlamadan evvel naçizane bir günah çıkarmak istiyorum. İş yoğunluğu sebebiyle yılbaşı için kaleme alınan bu kitap hakkında yazmakta bir miktar geciktim. Umuyorum böyle tematik bir konuyu tekrar geciktirmeyeceğim.

Karlar Gece Kadar Karanlık

Karanlık Yılbaşı Öyküleri adlı kitabımızın ilk öyküsü Özlem Ertan’ın Bir Yılbaşı Korkusu adlı öyküsü. Yılın en çok beklenen gününde içinde fırtınalar kopan bir kadını okuyoruz. Mutsuz bir evliliği olan karakterimiz her şeyi geride bırakıp aşık olduğu adam ile uzaklara kaçma planları yapmaktadır. Onca yılı mutsuz ve tatminsiz geçirdikten sonra bunu hak ettiğini düşünür ve planını uygulamak için yeni yılın başlamasını bekler. O tarihten sonra her şey çok daha güzel olacaktır. Ancak iş çıkışı interette rastladığı kadına şiddet temalı bir haber keyfinin kaçmasına neden olur. Öyle ki bu durum gittikçe karanlık bir hal alır ve nefes alamaz hale gelir. Peşindeki gölge bu güzel günde bir türlü peşini bırakmaz…

Öykü hem uzunluk hem tema olarak tatmin edici olmuş. Kadına şiddete dikkat çeken yapısı ile takdiri hak ediyor. Ancak öykü ile ilgili asıl olay ikinci tekil şahıs ile yazılmış olması. İlk cümleyi okuduğum anda ilginç mahiyetinde kaşlarımı kaldırdığım ve bu şekilde okuduğum hikaye kesinlikle okunmaya değer olduğunu ispatlıyor. Normalde karşılaştığımız anlatım yöntemlerinin aksine bir korku öyküsü olarak daha çok gerilmemizi sağlıyor.

Yöresel Vampir

Kitaba yayın sırası devam ederek okuduğum ikinci öykü Yedikuleli Mansur kitabını da sitede ağırladığımız Mehmet Berk Yaltırık’ın Definenin Tılsımı adlı hikayesi. Trakya bölgesinde, Istranca dağlarına yakın bir coğrafyada geçiyor hadise. Yılbaşı gecesi ne yapsak diye düşünüp, kahvede pineklemekle meşgul iki kafadar tam mangalda karar vermişken planları hazine vaadi ile iptal olur. Beraber takıldıkları Papaz lakaplı bir ahbaplarının tılsımlı bir gömü bulduğunu ancak çıkartmak için yardıma ihtiyacı olduğunu öğrenirler. Başlarda isteksiz oldukları vaziyet yavaş yavaş ilgilerini çeker. Ne de olsa ortadaki hazine namıdiğer Dracula’nın ta kendisine aittir.

“Ulan ne güzel zengin olacağız” diye düştükleri arayış nihayete erer, hazineyi bulurlar. Ancak yüzlerce yıldır dokunulmadan kalmış onca altın ve değerli eşya hiç de hayra alamet değildir. Gece yarısı saat on ikiyi geçtikten sonra asıl kabus başlamak üzeredir…

Bu hikaye ile ilgili en çok sevdiğim şey şüphesiz tarihi arka planı. Bu alanda kurgular yazmakta deneyimli olan yazar burada da keyifle okunan, korku türünde şık bir öykü kaleme almış. Özellikle karakterleri bulundukları ortamın, coğrafyanın kimliğine tam olarak sokmuş ki okurken bir hayli eğlendim. Sonunu bağladığı yer ise ayrıca hoşuma gitti.

Korku İçinde Korku…

Birbirinden bağımsız yazılan öyküler varsa ben de sondan bir tane seçip okuyayım dedim. Karşıma Galip Dursun’un Karşının Yolcuları öyküsü çıktı. Daha önce Pusova ve başka mecralardaki öykülerini okuduğum yazarın bu öyküsü kitabında son anlatısı. Hikayenin ana karakteri randevusuna geç kalmış genç bir delikanlı. Taksim taraflarından Anadolu yakasına geçmeye uğraşıyor, ulaşım imkanlarını değerlendiriyor. Malum yılbaşı zamanı yollar trafik, araçlar dolu. O anki panik haliyle atladığı dolmuş onu hayatında hiç yaşamadığı türden bir yolculuğa çıkarıyor.

En başta şoförü sonra yolcuları bir garip olan vasıtada finali dinledikleri radyo programı yapar. Şermin adlı hatunun sunduğu program boyunca yolcular, insanların hayatlarının en dramatik, en korkunç, en karanlık anılarına kulak verirler. Kimisi uyuşturucuya kaybettiği aşkını anlatır kimi de öldükten sonra anasını arar. Bir tanesi gülmeye tövbeliyken bir diğeri aldatılmanın verdiği acıyla her şeye “son” verir. Hayatlar hoparlörden aktıkça dolmuşun içi de gittikçe kararır. Yolcumuz ise ön koltuktan olan bitene kan ter içinde tanık olur.

Yazar, öykü içinde öykü anlatma işini çok iyi bir şekilde ele almış. Daha önce pek sık karşılaşmadığım bu yaklaşım gayet iyi işliyor. Her biri kendi halinde birer uzun öykü olabilecek anlatıları bu kadar “kısa” bir biçimde hikayesini ortaya çıkarmış Galip Dursun. Adeta kitap içinde kitap yazmış.

Dahası Var

Demokan Atasoy’un Karanlık Bedava’sı yılbaşı öykülerinin en sevileni ve en çok okunanı olan Charles Dickens’ın Noel Şarkısı adlı kitabın bizim kültürümüze başarıyla uyarlanmış hali. Eli sıkı hatta pinti bir toptancı olan Zebercet yılbaşıymış, yeni yılmış demeden çalışmaya adeta altınlarına altın katmaya devam eder. Etrafı tarafından pek sevilmeyen, aksi kişiliği ile dünyalık peşinde yaşar hayatını. Yılbaşı gecesi de işlerini kolaylayıp evine vardığında başına gelecekleri tahmin dahi edemezdi. Kimse edemez. Sevgi ve cömertlikten yoksun olan yaşamının ne kadar yanlış geçtiğine aşama aşama tanık olur. Peki değiştirmek için şansı olacak mıdır…

Öykü hem sevimli hem okunaklı hem de bir o kadar canlı. Uyarlama öykü okumaya açıkçası bir miktar kaygı duyarak başlarım. Zira teknik anlamda öncülünün gölgesinde kalması riski çok yüksek. Hele Dickens söz konusu olduğunda… Ancak Demokan Atasoy kesinlikle başarılı olmuş. Karakterleri, olayların gelişme şekli vs hepsi cuk oturmuş.

Yakın zamanda okuduğum Kara Kara Kapkara adlı kitabın yazarı Işın Beril Tetik sanırım kitaptaki en korkutucu öyküyü kaleme almış. Yolculuk adındaki hikaye direkt olarak cehennemde cereyan ediyor. Doğaya saygısızlığın en ağır cezayı alan iş hayatında başarılı bir adamın başına gelenler okurun terlemesine sebep olacak cinsten. Yılın ilk günü değil tamamına yayılan bu süreçte karakterin yerinde olmayı kesinlikle istemezsiniz…

Genelde korkunun en derin yerine odaklı, başka boyutları ve korkutucu temaları kullanan yazar türün ülkemizdeki en iyi temsilcilerinden. Özellikle cehennem ve ilahi ceza ya da geri dönüşü olmayan yol kavramlarını hikayelerinde çok başarılı kullanıyor.

Ve Daha Fazlası

Kitaptaki en ilginç anlatı Efendi Claus öyküsüydü diye düşünüyorum. Korku türü yerine bilimkurgu ve fantastik türlerine daha yakın olan hikaye bir mektup formunda kaleme alınmış. Bir nevi sırrın açığa çıkması, itiraf niteliğinde. Bu yönleri ile ilgi çekici ve okunası bir anlatı. Bununla birlikte akademik kariyerini gotik ve korku türleri odağında çalışmalara yönelten Uğur Kılıç’ın Çörten hikayesi doğru kariyer tercihi yaptığının güzel bir işareti. Okuyunca hak vereceksiniz…

Daha bir çok yazarın katkıda bulunduğu Karanlık Yılbaşı Öyküleri, korku ve tuhaf kurgu okumaları yapan okurların okuyabilecekleri en iyi Türkçe derlemelerden bir tanesi. Başarılı kapak çalışması ile içindeki işaret eder nitelikte olmuş. Bu noktada Bilgi Yayınlarını tebrik ediyorum.

Alt kültür okumaları sevenlere ve yılbaşına farklı bir gözle bakmak isteyenlere. Okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız…

Yorumlar