Kahramangiller

Ölümüne Sevenler: Aşkın Karanlık Yüzü

14 Şubat kimine göre sevgiliye sevgiyi göstermek için bir fırsat, kimine göre ise kapitalizmin renkli tuzaklarından biri. 14 Şubat dendiğinde akıllarda beliren şeylerin başında gelen kırmızının kan kırmızısı, kalplerin ise yitip giden canlar anlamına geldiği Aşkın Karanlık Yüzü adlı kitabı tanıtacağım sizlere.

Hepsi 14 Şubat’ta geçen 14 farklı öykünün yer aldığı bu kitapta üzgünüm ama iyi son beklemeyin. Her öykü kendi kurgusunun içine bir anda sizi çekiyor ve ne olduğunu bile anlamadan kendinizi bir sonraki öykünün içinde buluyorsunuz. Abartısız bir şekilde belirtiyorum ki, bu kitaptaki öyküler sonrasında Sevgililer Günü’ne olan bakışınız değişecek.

14 farklı öykü, her biri birbirinden değerli 14 Türk yazar tarafından kaleme alınmış. Demokan Atasoy, Alper Kaya, Mehmet Berk Yaltırık, Göktuğ Canbaba, Işın Beril Tetik, Hakan Bıçakcı, Galip Dursun, Orkide Ünsür, Murat Baykan, Özlem Ertan, Murat Başekim, Gülbike Berkkam, Uğur Batı ve Murat S. Dural aynı tema çerçevesinde farklı unsurlarla bambaşka öyküler ortaya çıkarmış.

Aşk Bu, Ne Kadar Karanlık Olabilir ki?!

Sevgililer Günü sadece sevgililere yönelik bir günmüş gibi görünse de aslında durumun öyle olmadığını hepimiz biliyoruz. Reklamlar ve yayınlar üzerinden sevgilisi olan da olmayan da bir şekilde o ruh haline sokuluyor. Olan “ne alacağım ve ne yapacağım” derdine düşerken, olmayan da olmaması üzerine düşüncelere gark oluyor. Tamam, sevgililik güzel müessese, sevmek ve sevilmek herkesin isteği. Ancak sevgiyi gösterme biçimi de kapitalist sistemin tüketim kalıplarından birine dönüşünce eleştiriler de gelmeye başlıyor. Gerçi ne kadar eleştirilse de her yerden fışkıran kırmızı kalpler ve çiçekler bir şekilde işin içine çekilmenize neden oluyor.

Aşkın Karanlık Yüzü

Sevgililer Günü’ne dair düşüncelerim bunlarken aklıma bu güne dair karanlık hiçbir şeyler getirememem oldukça normal diye düşünüyorum. Ancak kitabı okuduktan sonra “Ne aşklar varmış” cümlesini üç noktayla değil, soru işareti ve ünlemle bitirdim. Sevgililer Günü gibi oldukça sevgi dolu ve kalpli bir konunun karanlık tarafının nasıl anlatıldığına geçelim şimdi.

Kitaptaki öykü karakterleri konusunda şüpheniz olmasın; olan ve olmayanlar arasında öyküler oldukça güzel paylaştırılmış durumda. Kimi öyküde çiftler arasındaki ilişkilerin karanlık yönlerini görürken, kimisinde olmayan sevgililere yönelen karanlık aşkları okuyoruz. Aşkın karanlık ne gibi bir tarafı olur demeyin. Aşkın bin bir çeşidi varken paranormal olayların bulunduğu aşkların da olabileceğini düşünmek lazım.

Kan Kırmızısı Öyküler

Günlük yaşantımızda da sürekli ideal kadın ya da adam tasvirleri yapıp bu idealler üzerinden ilişkilerimizi derecelendirip bir yere oturtmaya çalışıyoruz. Ancak bazen idealimize en yakın gerçeklikleri de kendi davranışlarımızla ya da belli sebeplerle kaybedebiliyoruz. İdeal kadın ve adamlara yönelen, ama bir şekilde sonu kayıpla biten ilişkilerin hikayeleri kitapta farklı yazarlarca aktarılıyor. İdeal kadın ya da adamla birlikte tüm hayatın düzene gireceği düşüncesinin ne kadar yanlış olduğunu öykülerin sonuna geldiğimizde anlıyoruz. Hayatınızı mucize adam ya da kadınlara bağlamak oldukça saçma, kendinizin düzenleyemediği bir hayatı başkası nasıl düzenlesin ki, değil mi?

Her sağlıklı insanın yüreğine dokunup da acımadan kanatan ya da sırf itlik uğruna kalp kıran insanların aramızda dolaştığı hepimizin malumu. Eğer onlardan biri olduğunuzu düşünüyorsanız, o zaman öykülerin sonunda bu tarz kişilerin başına gelenleri dikkatle okumanızı ve ona göre hareketlerinizi düzenlemenizi öneriyorum. Evet, bu gibi kişileri bekleyen sonlar oldukça kanlı olduğu kadar, kalbi kırıkların içini rahatlatacak cinsten.

Bu kadar karanlığın bir araya toplandığı bir kitapta tabi ki dünya dışı varlıklar da bulunuyor. İçimizde bir büyükten ya da bir arkadaştan “cinlere aşık olan insanları” ya da “cinlerin sahiplendiği kadınları” bilmeyen yoktur sanırım. Günlük korku söylencelerimizin içinde bu kadar yeri olan cinler farklı öyküler içinde karşımıza çıkıyor. Dünya dışı denince sadece cinleri kast etmedim tabi ki, uzaylıların türümüzle olan ilişkisine dair bir hikaye de sizleri bekliyor.

Aşk, herkesin ömründe bir kez de olsa tatmak istediği, gönlü hızla çarptıran ve aklı baştan alan duygu. Her sevenin ve de sevilenin hatta aşka inancı olmayanın bile severek ve ilgiyle okuyabileceği bu derlemeyi okumadan -eğer yoksa- yeni bir sevgili edinmeyin.

Bu yazı, "İthaki Kütüphanesi" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar