Kahramangiller

Post Apokaliptik Zamanlarda Android Olmak: Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?

“Mors certa, vitaincerta.”

İnsanoğlunun, üzerinde yaşadığı gezegenin tüm kaynaklarını kuruttuğu, giriştiği bir nükleer savaş sonucu canlı yaşamını feci bir sona sürüklediği bir dünyayı düşünün. Gri toz bulutlarının, radyoaktif serpintilerin birer hayalet şehir haline getirdiği metropolleri, solgun güneş ışığını, terk edilmiş binaları, artık hiçbir zaman eskisi gibi olamayacak doğayı ve insanları düşünün. Dünya dışında bir gezegende kolonileşmenin zaruri hale geldiği ve yaratılan androidlerin gerçek insanlardan ayırt edilemez hale geldiği bir kaos ortamını düşünün.

Bu distopik manzara eminim birçoğunuza, Ridley Scott’ın 1982 yapımı unutulmaz filmi Blade Runner’ı, bazılarınıza da filmin esas olarak esinlendiği, Philip K. Dick’in Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi? (Do Androids Dream of Electric Sheep?) adlı eserini hatırlatmıştır. Kimler filmi, kimler romanı anımsadı bilemem ama ülkemizde 6:45 Yayınları tarafından Türkçe’ye kazandırılmış olan bu eserin değerinin pek fazla bilinmediğini düşündüğümden, filmden ziyade romandan söz etmek istedim.

Philip K. Dick

Philip K. Dick

Eser, Amerikalı ünlü bilimkurgu yazarı Philip K. Dick’in 1968 senesinde kaleme aldığı ve daha sonraki baskılarının Blade Runner: Do Androids Dream of Electric Sheep? ismiyle yapıldığı romanıdır. Hikâye, post apokaliptik bir San Fransisco manzarasında geçer. Üçüncü Dünya Savaşı (World War Terminus, yani aslında son dünya savaşı) yaşanmış ve bu nükleer savaş sonrasında yeryüzü, tüm canlı ırklarını tehdit eden ciddi hasarlar almıştır. Dünya üzerindeki zehirli, radyoaktif toz tabakası birçok yerde yaşamı neredeyse imkânsız hale getirmiş ve bazı insanlar fiziksel ve mental olarak da bundan etkilenmişlerdir. Öyle ki insanlar, normaller ve “özeller” olarak ikiye ayrılmış, birbirlerinden ayrı yaşamaya başlamışlardır. Birleşmiş Milletler, insan ırkının genetik bütünlüğünü korumak amacıyla onları dünya dışı kolonilere göç etmeleri için cesaretlendirmekte, bunun için etkili bir algı yönetimi yapmaktadır. Hatta bunu, insanlarla neredeyse birebir aynı görünüm ve yapıdaki mükemmel yapay zekâlar olan androidlerle sağlamaktadırlar. Elbette böyle bir ortamda hayvan ırkları da büyük ölçüde yok olmuştur ve insanlar arasında, elektrikli bir hayvan yerine canlı bir hayvan sahibi olmak bir statü göstergesi haline gelmiştir. Bu sırada yeni toplumda Mercerism dini baş göstermiş, duygusal anlamda çöküntüye uğramış insanlar empati kutuları vasıtasıyla toplu halde sanal bir gerçekliği yaşayarak Wilbur Mercer adındaki mesih benzeri bir kişiliğin bir tepeye tırmanıp taşlanırken yaşadığı acılara katılmak suretiyle kendilerini yatıştırmaya başlamışlardır.

1982 yapımı Blade Runner filminden unutulmaz karakterler

1982 yapımı Blade Runner filminden unutulmaz karakterler

Böyle bir atmosferde, görevi kaçak androidleri bulup onlara bir seri test uygulayarak android olup olmadıklarından emin olduktan sonra bunları etkisiz hale getirmek olan kelle avcısı Rick Deckard da hayatında bir anlam arayışı içindedir. Rick Deckard bir yandan altı kaçak Nexus-6 model androidi “emekliye ayırdıktan” sonra bu işi bırakmayı düşlemekte, bir yandan da karısı Iran’ı da mutlu edebilmek için gerçek bir hayvan alabilmek amacıyla para bulmak istemektedir. Ancak Deckard’ın son görevi pek de kolay olmayacaktır.

Kitap, buraya kadar okuduklarınızdan da belli olduğu üzere, filmden oldukça farklı yönlere sapıyor. PKD’in kişisel deneyimleri ve hayat görüşünün de şekillendirdiği bir atmosfer ve sürekli adeta bir varoluş sancısı çeken, kuraklaşmış yaşamlarına yeni gayeler arayan karakterlerin dertlerine odaklanıyor. Evcil bir hayvana, hatta tercihen bir çiftlik hayvanına sahip olabilmenin bir sosyal statü belirteci haline geldiği bir dünyada, bunun ölü insanlığı hayata bağlayacak bir araç, yaşamın ve doğurganlığın, üretimin devam ettiği eski yaşam zincirine duyulan çaresiz özlem hissinin de bir sonucu olduğu gerçeği gözler önüne seriliyor. Androidler ve elinde test araçlarıyla peşlerinden koşan, bir dişi androidle aşk yaşayan bir Rick Deckard karakteri yerine okur düşünen, kaygılanan, varoluşuna anlam kazandırmaya çalışan bir Rick Deckard karakteriyle karşı karşıya geliyor. Böylesine derinlikli karakterlerin yer aldığı bir eserin elbette sinema uyarlaması haricinde çizgi roman, radyo tiyatrosu ve tiyatro uyarlamaları da yapılmıştır.

Sacred Fools Theater Company tarafından sahnelenen bir versiyon

Sacred Fools Theater Company tarafından sahnelenen bir versiyon

Yeni Blade Runner filmini büyük bir heyecan (eh, biraz da endişeyle) beklediğimiz şu günlerde, orijinal filmin ve devam filminin esinlendiği bu ölümsüz esere kitaplıklarınızda yer açmak iyi bir fikir olabilir. Şimdiden herkese keyifli okumalar.

Yorumlar