Kahramangiller

Vadinin Hükümdarı: Bir Doz Daha Amerikan Tanrıları İsteyen?

Bu metin daha önce karşıma farklı bir yerde çıkmıştı. Bir öykü derlemesi içerisinde ve belki de en tehlikeli öykü de oydu. Şimdi ise bir kitap halinde -çok güzel de bir kapakla- görmek ayrıca mutluluk verici oldu. Amerikan Tanrıları sanırım bir çoğumuzun okuduğu, sevdiği, baş ucundan ayırmadığı bir kitaptı. Geçtiğimiz günlerde televizyon dizisi olarak da seyircini karşısına çıktı. Burada diziden bahsedecek değilim. Bizim konumuz farklı bir Amerikan Tanrıları hikayesi olan Vadinin Hükümdarı. İki sene sonra yine Gölge ile beraberiz.

TV dizisi için Starz kanalında yayınlanan dizi hakkında kitabı okumuş birisinin bakış açısını merak edenleri buraya alayım:

Kitabı Okumuş Birinin Gözünden Amerikan Tanrıları 1

Efendim, Neil Gaiman’ın yazdığı kitaplar arasından favorim Mezarlık Kitabı ile birlikte Amerikan Tanrıları olmuştu. Neredeyse tüm kitaplarını okuduğum yazarın bu eseri, sizi Amerika’ya ayak basmış tanrılarla akıl almaz bir yolculuğa çıkarıyordu. Şimdi ise benzeri bir okumaya daha davet ediyor bizi yazar. Amerikan Tanrıları’ndaki olaylar sona erdikten iki sene sonrasına, bu defa İskoçya’ya gidiyoruz. Ve işler yine akıl sır ermez boyutta cereyan ediyor.

Özlettin Kendini

Kitapta yine Gölge ile beraberiz. Kimisinin çok sevdiği kimisinin de “Ne biçim karakter bu?” dediği birisi Gölge. Gerçekten de bir gölge gibi sessiz bir tip, sadece izliyor. Bir şey yapması gerekmediği zamanlarda hareketsiz kalmayı tercih ediyor. Bay Çarşamba ile çıktığı yolculuk sona ereli neredeyse iki yıl -hey gidi günler denmesi gereken nokta- olmuştur. Yaşadıklarını arkada bırakmak, biraz nefes almak gayesiyle dünyayı gezmeye karar verir. Gittiği yerleri anonim olarak seçip, geçici işlerle geçimini sağlar. Yine böyle bir zamanda yolu soğuk ve tehlikeli İskoçya’nın kuzeyine düşer. Ve yine Gölge tam keyfine bakacakken rahatsız edilir.

Neil Gaiman

Bu sefer ki davetsiz konuğunun Doktor Gaskell adında bir cüce olduğunu görürüz. Laf salatası yapmayı seven, sarhoş gibi konuşan cüce lafı fazlasıyla uzattıktan sonra sadede gelir. Gölge’ye -yine- bir iş telif edilir. Dünyadaki en saygın ailelere mensup davetlilerinde aralarında olduğu bir partiye korumalık yapmak. Başta ne çok inandırıcı ne de uğraşmaya değer gelmese de para her kapıyı açar. Ne demiştik? Gölge dünyayı dolaşan bir meteliksiz ve paraya ihtiyacı var. Yapılan teklif ister istemez mantıklı gelir ve adamımız -yine- işi kabul eder. Gelecek hafta sonu olması gerektiği yer söylenir ve Gölge orada olacaktır.

Canavarların ve insanların bitmek bilmeyen mücadelesinde başrol oynayacağını bilseydi belki de kabul etmezdi. Ancak Gölge, kabul ettiği ‘işlerin’ kapsamını zaten işbaşı yapınca öğrenmeye alışkın. Ancak bu defa işleri düzeltmek için sağduyudan çok daha fazlasına ihtiyacı var…

Canavarlarla Yeni Bir Sahne

Ne yalan söyleyeyim Bay Çarşamba’lı kitap (yukarıda çok fazla zikrettiğimi fark ettim) bittiği zaman yarım kalmışlık hissi oluşmuştu. Böyle ucu bucağı olmayan bir kurgu nasıl biterdi. En azından devamında ne olduğuna dair kısa da olsa bir şeyler okumalıydık. Okuduk da. Vadinin Hükümdarı bu açıdan benim için önemliydi. Az önce bahsettiğim üzere bir öykü kitabında, Kırılgan Şeyler adlı kitapta geçiyordu. Ama kendisine ait bir cildi olması çok daha güzel tabi ki.

Neil Gaiman bu sefer okuru Avrupa’ya davet ediyor. Amerika’da yaşananlardan sonra kuzey havası almak, ilk kitapta geçmeyen canavarları/mitleri okumak ayrıca güzel oldu. Bu eser neden burada geçti peki? Sanırım sebebi şu; Vadinin Hükümdarı’ndaki varlıklar Amerika’da biliniyor olsalar bile Amerika’ya gitmediler. Söz konusu duruma şahsi kanaatim bu yönde. Anlatı olarak ulaştılar ama manevi olarak değil. Misal Mad Sweeney gitti çünkü inananları, umut edenleri vardı.

Burada yazarın mitoloji konusundaki bilgileri -yine- gıpta edilesi düzeyde. Ele aldığı hikaye içerisine olayın cereyan ettiği mekan, bölgedeki kültürel temaları çok güzel işliyor. Bir nevi coğrafyaya kimlik veriyor. Ya da kimliğini geri kazandırıyor. Yazar ele almasa da orada olacak olan şeyler onlar ve yazar saygı duruşunda bulunmayı ihmal etmiyor. Özellikle Jennie karakteri ve olduğu şey güzel işlenmiş. Kadınlarla şansı pek yaver gitmemiş olan Gölge’nin yanında başarıyla boy gösteriyor.

Çalış Çalış Çalış

Doktor Gaskell, Gölge’ye iş teklif edince ister istemez ‘yine mi’ dedim. Yazar, Gölge gibi sessiz sakin, iri yarı, soğukkanlı bir karakter yaratınca ne iş olsa yapsın demiş anlaşılan. Ana karakterin bu kadar pasif ve yönlendirildiği bir başka kitap aklıma gelmiyor şu an. Önce Bay Çarşamba ne kadar mitolojik ağa babası varsa onları içine soktu. Şimdi de meymenetsiz bir cüce çıktı ortaya. Gölge’nin karakter olarak yazgısı teklif edilen işi kabul edip gerisini sonra düşünmek şeklinde olmuş durumda. Kimi okur daha aktif karakterler görmek ister. Hele ki işin içinden tanrılar eksik olmuyorsa. Ancak Neil Gaiman, bunun tam tersini okura sunup ‘alın size Gölge, bir şey yapmasını isteyin ve yapsın’ diyor. Pek sevdiğim söylenemez. Neyse ki etrafındaki yan karakterler harika. Yoksa kurgunun tadı yarım kalırdı.

Amerikan Tanrıları’nın okuyup bitirmeden başlamak kesinlikle mantıksızlık olacaktır. Bariz ortada bir şey. Ancak ben yine de uyarımı yapmış olayım.

Vadinin Hükümdarı, hazır dizisi de çıkmışken daha fazla Gölge, daha fazla tanrıların arasında olmak isteyenlerin kesinlikle okuması gereken bir kitap. Zaten bir oturuşta yersiniz, yaklaşık seksen sayfa. Neil Gaiman eserlerine gösterdikleri özen ve sadakat için İthaki Yayınları’nı şahsen takdiri hak ediyorum. Özellikle kapağı- Nisan 2017 de bastıkları softcover Amerikan Tanrıları ile çok iyi bir renk uyumu var- ile göze de hitap eden bir kitap olmuş.

İskoçya’nın hem soğuğu hem uçurumları boldur -Bolu Dağı’ndan bahsediyorum sanki, öyle iyi biliyorum oraları. Bir de canavarları. Dikkatli olmakta fayda var.

Bu yazı, "İthaki Kütüphanesi" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar