Kahramangiller

LARP ve Türkiye’de LARP Kültürü – Bölüm 1

Öncelikle, LARP Nedir? Çeşitleri Nelerdir?

Evet, Türk eğitim sisteminin üzerimizdeki etkilerinin hakkını verecek şekilde anlatalım: LARP’ın açılımı Live Action Role Playing olup Türkçe’ye Canlandırmalı Rol Yapma Oyunu ya da CRYO diye çevrilebilir. Doğaçlama tiyatroya en yakın rol yapma oyunu olup, kendi içinde bir sürü çeşit barındırır. Türkiye’de son 10-15 yıldır çok sınırlı bir kitleyle oynansa da, yurtdışında 1970’lerden beri aktif olan LARP grupları vardır. En çok kafa karıştıran, masaüstü rol yapma oyunlarıyla temel farklılıklarıdır. Bu çok temel bir bilgilendirme yazısı olacak, ilerki bölümlerde LARP’a yeni başlayan masaüstü oyuncularının en sık bocaladıkları konuları detaylı bir şekilde anlatacağım, ama şimdilik basit bir açıklamayla yetinelim.

Masa üstü rol yapma oyunlarında bir oyun yöneticisi vardır ve size bir ortam tasvir eder. Siz de aktarılan ortamda karakterinizi, davranışlarını tasvir edersiniz.  Masa başındaki herkes anlatılanları hayallerinde canlandırır. Canlandırmalı rol yapma oyununda ise mekan gerçekten vardır. Bir hana girdiğinizi düşünmezsiniz, bir hana girersiniz. Diyelim ki bir şövalyesiniz, üzerinizde zırh olduğunu düşünmezsiniz, zırhı giymişsinizdir. Handa konuşmak istediğiniz adam, gerçekten de orada bir masada oturuyordur. Siz de onun yanına gidip bir sandalye çeker ve karakterinizin ses tonu ve mimikleriyle konuşmaya başlarsınız. Oyun yöneticisine “Acaba bizi izleyen birileri var mı, zar atıp anlayabilir miyim?” diye sormak yerine, etrafınıza bakınır ve sizi izleyen birilerinin olup olmadığını görmeye çalışırsınız.

LARP oyuncusu, çok daha özgür ve bireysel davranabilir. Oyun yöneticisine her yaptığını, her düşündüğünü, oyun sahasında bulduğu her şeyi söylemek zorunda değildir. Mesela alanda kilitli bir kapı var. Oyuncuya bu kapının anahtarı verildiyse, kapıyı açıp tekrar kilitlediğinde bunu oyun yöneticisine bildirmek zorunda değildir. Kapının açıldığını gören başka bir oyuncu içeri girip neler olduğuna bakmak isteyebilir. Bütün bu anlattıklarım, bizi en temel LARP türüne yönlendirir;

Türkiye'nin bilinen ilk LARP'ı, Hasan Çolakoğlu, Alp Saldamlı ve Ferhan Ertürk yönetimindeki "Pera Palas", 1998.

Türkiye’nin bilinen ilk LARP’ı, Hasan Çolakoğlu, Alp Saldamlı ve Ferhan Ertürk yönetimindeki “Pera Palas”, İTÜ, 1998.

1- Practical LARP, Yani Pratikli Canlandırmalı Rol Yapma Oyunu

Basitçe tasviri şu; karakterin yapamıyorsa, sen de yapamazsın. Demin bahsettiğim oyuncu kapıyı kırabilecek  kadar kuvvetliyse ya da kilit kürek dayanmayan türden bir kişiyse hiç önemi yok, karakteri kilit açamıyorsa, o da açamaz. Genellikle yurtdışında pek tercih edilmeyen bir türdür. Genelde karakterlere belli bir geçmiş ve yetenekler verilir. Oyuncular bu yeteneklerle amaçlarına ulaşmaya çalışırlar. Belirli bir amaç olması şart değil elbet, ama genel kuralı değiştirmez. Ben şahsen bu tür LARP’ları Türkiye’de en sık Metucon’da gördüm. Kalabalık LARP idare etmek için kolay bir sistem olduğu aşikar. Yurtdışında sık kullanılan başka bir türden bahsedecek olursak;

Dagorhir oyunlarından bir sahne.

Dagorhir oyunlarından bir sahne.

2- Boffer LARP

Sanırım Vurdulu Kırdılı Canlandırmalı Rol Yapma Oyunu dersek, herkes güler ve Türkiye’de neden bu türün gelişmediğini merak eder diye düşünüyorum. Genellikle hızlı tempolu ve “Vurulursan ölürsün” mantığıyla düzenlenir. Bu LARP türünde insanlar köpük kılıçlar ve can yakmayan yumuşak silahlar kullanır, kuru sıkı tabancalar ve benzeri ekipmanlarla düzenlenen çatışma simülasyonları ağırlıklıdır. İnsanlar bunu high-fantasy’nin öncüsü D&D mantığına en yakın LARP türü olarak görseler de, Boffer bazlı sistemler tabii ki D&D değildir. Silah ve zırhların kuvveti de genellikle karakterle birlikte gelişir. Mesela en eski çok uluslu LARP topluluklarından Dagorhir’i Boffer LARP’a örnek verebiliriz. Türk RYO oyuncularının sık sık resimlerini görüp de ağlamaklı olduğu şövalyeli mızraklı dövüş turnuvalarını da örnek verebiliriz. Eski usül bir İngiliz mızrak dövüşü için bir alana flamalar ve sıralar taşıyabilecek durumumuz bulunsaydı, Polonezköy güzel olurdu diye düşünüyor insan. Boffer konseptini Türk oyunculara çok uygun bulsam da, gelişmemesinin nedeni açık; çok fazla zaman, aşırı uğraş ve ciddi para istiyor.

Bu yazı, "Larp ve Türkiye'de LARP Kültürü" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar