Kahramangiller

Rol Yapma Oyunlarında Korku Öğesi – Bölüm 1

Neden Korku?

Korku filmlerini ya da oyunlarını tercih edenlere çoğu zaman çekimser bakılır ve yaşıtlarından daha anormal oldukları düşünülür. Şimdi size iyi haber; hayır hiçbirimiz psikopat değiliz. Kötü haber, sizin seri katil olma potansiyeliniz bizimkinden yüksek olabilir. Bir sorun kendinize: En son ne zaman tam manasıyla deşarj olduğunuzu hissettiniz?

Çeşit çeşit korku vardır. Hepimiz günlük yaşamda korkularla boğuşuruz. Küçük bir öğrenci, ödevini yapmadığı için öğretmenden ceza alacağından korkabilir. Yetişkin bir öğrenci, finallerden geçememekten yahut askerlikten korkabilir. Aşık bir kız, tutulduğu erkeğin kendisiyle ilgilenmeyeceğinden korkabilir. Depremden, trafik kazasından, savaş çıkmasından, hatta faturalardan bile korkabiliriz. Ancak bütün bu günlük korkuların şöyle bir ortak özelliği vardır; hiçbiri kısa vadeli olarak hayatta kalma içgüdümüzü tetiklemez. Hepsi içinde yaşadığımız dünyada fazlasıyla sıradandır, daha kötüsü çoğu belirsizlik taşır. Belirsizlik, insanda stres yaratarak sinirlerini yıpratır. Stresi bünyeden atmanın en temelli yöntemi ise, deşarj olmaktır. Yani günümüzün deyişiyle titreyip şöyle bir kendine gelmektir.

İşte bu noktada, insanlık tarihindeki çoğu eğlence aktivitesinin altında korku yattığını görürüz; torunlara anlatılan masallar, yolculara anlatılan peri ve mezarlık hikayeleri, lunaparklar, karnavallar, korku filmleri, korku evleri, ve tabii korku oyunları. Bunun altındaki bariz neden, kitleleri deşarj etmektir. Çivi çiviyi söker misali, günlük korkulardan arınıp, uzun vadeli varoluşsal endişelerden de sıyrılıp çok daha temel bir şeye; yaşama içgüdüsüne odaklanmak ve bağırıp çağırmak, sonra da rahatlamış bir şekilde hayata devam etmek. Tabii ki bu aktivitelerin pek çoğunda gerçek bir hayati tehlike bulunmaz. İşte korkutmayı organize eden kişinin görevi de burada başlar; korkuyu mümkün olduğunca gerçek kılmalıdır ki, karşısındaki her şeyi unutsun. İster yönetmen, ister sanat yönetmeni, ister senarist olsun, ödevi aynıdır. Tehlike sanal, ama korku gerçektir. Gerçek korku olmadan, gerçek deşarj olmaz. Deşarj aşamasına getirmeyen bir korku ürünü, insana ara sıra çöreklenen, sindirilememiş gıda kaynaklı karın ağrısı misali rahatsızlık verecektir. Beğenmediğiniz korku filmlerinin ve oyunlarının sizde yarattığı etkileri düşünürseniz, demek istediğimi daha açık anlarsınız.

Egzantrik yaşlı kadınların insan üzerindeki gücünü ve yok edilmeye çalışılan Pagan kültürünün izlerini masal cadılarında görebilirsiniz. Şekerle çocuk kandıran cadıların yerini, 21. yüzyılda pedofiller aldı maalesef.

Egzantrik yaşlı kadınların insan üzerindeki gücünü ve yok edilmeye çalışılan Pagan kültürünün izlerini masal cadılarında görebilirsiniz. Şekerle çocuk kandıran cadıların yerini, 21. yüzyılda pedofiller aldı maalesef.

Ben, korku oyunlarının pek çok açıdan insan psikolojisinin emniyet sübapı olduklarını düşünürüm. Rol yapma oyunları icat edilmeden önce, bir korku oyunu yöneticisinin işini büyükanneler görürdü. Torunlarını ve komşu çocuklarını etrafına toplayıp, pes sesiyle hikayeyi anlatıp da birden ayağa fırlayıp haykıran, ses sanatçılarına taş çıkartacak korkunç bir tonla tekerleme söyleyerek çocukları çığlık çığlığa bağırtan mahalle teyzeleri, bugün özellikle 30 yaşın üzerindeki pek çok kişi tarafından unutulmamıştır. Yatakhanelerde veya kamp ateşlerinde toplanılıp anlatılan cin, peri hikayelerini de anne- babalarınızdan, arkadaşlarınızdan dinleyebilirsiniz. Özellikle yatakhanelerde, seçilmiş bir ya da bir kaç kişiyi korkutmak amacıyla organize edilen eşek şakaları, yapanların ilk korku yönetmenliği deneyimleridir.

Bu yazı, "Rol Yapma Oyunlarında Korku Öğesi" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar