Kahramangiller

Rol Yapma Oyunlarında Korku Öğesi – Bölüm 7: Çocuklar

Evet, çocuklar. Doğru okudunuz. Öncelikle, çocukların çoğu yetişkini korkutmak için korku filmlerinde yer almaya kesinlikle ihtiyacı yok. Adeti geciken bir kız geceleri rahat uyuyamaz. Sevgilisini istemeyerek hamile bırakan çoğu erkek, kaçacak delik arar. Ya da sevgilisi hamileyken doğum sırasında bir şeylerin ters gitmesi ihtimali kabuslarını süsler. Kadın için durum daha da fenadır; içinde onun kontrolü dışında büyüyen bir şey vardır ve geri dönüşü yoktur. Zamanında veya zamansız her türlü çıkış, yine pek çok kişinin korkulu ve sıkıntılı rüyalarını süsleyen bir yerde olacaktır; hastane. Kadın, doğum esnasında çok acı çekeceğini de bilmektedir. Ama söylediğim gibi, geri dönüşü yoktur. Bakın, bir paragrafta hayatta kalma içgüdüsünü tehdit eden en az dört faktör saydık ve daha işin psikolojik boyutuna tam girmedim bile.

Nolan, Interstellar’da sanırım çoğumuzun hislerine tercüman oldu: “Çocuğun olduğunda, onun geleceğindeki bir hayalet olmaya mahkumsun. Oysa benim gerçekten var olmam lazım.” Bu, kuşaktan bağımsız olarak henüz kendini gerçekleştiremediğine yahut başaramadığına inanan tüm bireylerin dramıdır. Varoluşsal korku hiçbir şeye benzemez. American Horror Story’den alıntılayalım; “Çocuğunu kaybeden bir ebeveyn, ölümsüzlüğünü kaybeder.”

Bu yazıyı okuyanlar arasında anne veya baba olmak için çok hevesli arkadaşlar olabilir. Bana kızmayın. Ben sadece korku filmlerinde kullanılan çocukların insanın hangi derin içgüdüsel korkularına hitap ettiğini anlatmak için buradayım. Sizin ufaklık eminim ki çok şirin olur.

İşte o unutulmaz sahne.

O unutulmaz sahne.

Kadının bedeni artık sadece ona ait değildir ki, bu zaten başlı başına bir korku öğesidir, ancak bunu vücutsal korkuları anlatacağım bunu bir sonraki yazımda daha detaylı irdeleyeceğim. Buradaki başlıca kavram, bedenin ele geçirilmesidir (Possession). Korku filmlerinde özellikle kadınlar ve çocuklar ele geçirilir. Hamile bir kadının dünya dışı yahut yabancılaştırabileceği bir varlık tarafından ele geçirilmesi, bedensel korkunun dışa vurumudur. Kızın kanıyla birlikte hayatını da emen vampir erkek arkadaş gibi semboliktir.

Bir çocuğun ele geçirilmesi ise, klasik olarak tamamen masum bir şeyin kirlenmesi, kirletilmesi anlamını taşır. Ardıl anlamı ise çocuğun artık bedenden ayrıldığı, kontrolden tamamen çıktığı ve gitgide bir yabancıya dönüştüğüdür. Çoğu anne ve baba, bir gün evlerinde çocukları yerine bir yabancı bulacakları korkusuyla yaşar. Bu korkuların yansıdığı komplike karakter örneği arıyorsanız, Stephen King’in The Shining’ini (Medyum) öneririm.

k8_4

Hollywood’da ilk akla gelen “rahatsız edici manyak çocuk”  1973’te çekilmiş Exorcist’te Linda Blair’in canlandırdığı Regan’dır. Daha sonra, 80’lerde çocuklar genellikle hikaye kitaplarındaki resimlerden fırlamış gibi canlandırılır. Son 20 yılda ise çoğuna doğal olmayan bir tür bilgelik ve rahatsız edici bakışlar verildiğini gördük. Ortak noktaları, “Bu benden çıkmış olamaz!” gibi yabancılaştırma korkusu içermeleridir. Çocukların korku filmlerinde sıkça kullanılmasının bir başka nedeni de, filmdeki kadın ana karaktere annelik içgüdüsüyle her türlü saçmalığı yaptırma lüksü vermeleridir.

k8_2

Şimdi bu kadar anlatımdan sonra soru şu; korku oyununuzda çocukları nasıl kullanacaksınız?

1) Klasik Korku Öğesi Olarak mı?

Yani oyuncuları klasik moral anlayışıyla tehdit edip “Aman o çocuğa bir şey olmasın!” diye etrafta mı koşturacaksınız?

Örnek profil: Child’s Play’deki Andy (Yazık, büyüyünce bile kurtulamadı garibim). The Others’daki Anne ve Nicholas, Coraline.

Bu kolay. Özellikle de çocuk dediğin meraklı olduğu için senaryoda mantıksız görünecek yerlere gitmesi, oyuncuları bir sürü zor duruma sokması mümkün. Ancak işin gerilim dozunu iyi ayarlamanız gerek; kalıplaşmış ahlaki motivasyonlar her oyuncuda işe yaramayabilir. “Elin veledi için kendimi tehlikeye atamam!” diyecek oyuncularınız çıkabilir. Burada eski bir taktik, tıpkı korku filmlerinin annelik içgüdüsünden yararlandığı gibi masanızda kız oyuncu bulundurmak -özellikle çocuğun annesi- olabilir ama önermem. Neden? Adı üstünde, eski taktik. Hem herkes çocuk gördüğünde “Aman yanaklarını sıkayım!” ruh haline bürünmeyebilir.

k8_5

İnsanların çoğu, eğer rol yapma oyunlarına yeni başlamamışlarsa ayda yılda bir ayırdıkları haftasonunu klasik bir senaryoya vermek istemeyebilirler. Yahut oyuncu haklı olarak o derece yoğun bir duygusallık yaşamak istemeyebilir. Burada göreceli çözüm; çocuğa bağlanmalarını sağlayın, yani elin veledi diyemesinler. Ama dozunda tutun. Uzun zamandır tanıyıp sevdikleri birilerinin oğlu ya da kızı olsun. Yahut Iron Man 3’teki gibi oldukça sevimli ve yardımcı, yaratıcı bir çocuk profili yaratın. Tanışıklıkları kısa olsa da çocuğun bir hayatı ve amaçları olduğunu hissetsinler.

Bu tip oyunlarda ters psikolojik etkiler de deneyebilirsiniz; mesela American Horror Story’nin başındaki ikizler gibi feci itici çocuk tiplemelerinin başını belaya sokun. Oyuncularınızın kaçı kıyamayıp kurtarmak için içeri girecek? Bu tip denemeler, oyuncularınızın hangi durumda nasıl davranacağını anlamanızda çok etkili olabilir.

k8_3

Bu yazı, "Rol Yapma Oyunlarında Korku Öğesi" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar