Kahramangiller

Rol Yapma Oyunlarındaki Acı Gerçek: Erkekler Mars’tan, Kadınlar Venüs’ten

“Bir kızla bir erkek hikayeye aynı gözle bakmazlar. Erkek ejderhayı öldürüp prensesi kurtarmak ister, kızlar ise o ejderhanın, prensin ve prensesin o noktaya nasıl geldiğini bilmek ister.”

Son derece sıradan bir gerilim filminde geçen bu repliği yıllardır unutmadım ve her karma masamda kendime tekrar ettim. Bir kadınla bir erkeğin rol yapma oyunlarından beklentisi aynı mıdır, değişik midir ve ortak çizgide buluşturulabilirler mi, peki nasıl olacak bu iş?

Tabii ki ben olaya ters tarafından bakıyor olabilirim, çünkü Türkiye’de rol yapma oyunları genel olarak erkekler tarafından oynanıyor dersem sakın inanmayın. Bu hobiyi merak eden, hatta ilgilenmek isteyen çok sayıda kız da oluyor, ancak genellikle bir iki oyundan fazlasını oynamıyorlar. Peki, neden? Öncelikle bir konuyu açıklığa kavuşturalım;

Rol Yapma Oyunlarında Kızın Ne İşi Var, Nerdler Oynamıyor mu?

Önce dünyadan özetler: Oyun oynayan kadın nüfusu, erkeklerinkine neredeyse eşit. Ayrıca erkekler çoğunlukla FPS tercih ederken, RPG’ler kadın istilasına uğruyor. Neden? Çünkü kadınlar hikayeli oyunları daha çok seviyorlar. Sadece ana hikayeden bahsetmiyorum. Karakterinin geçmişi, haşir neşir olacağı başka karakterlerin hikayeleri ve bunların oluşturduğu bütünle de ilgililer. Peki bununla erkekler ilgilenmez mi? İlgilenirler tabii ki, ancak bir kadın oyuncuya yuları kaptırırsanız, senaryonun gidişatı falan şehrin filan bölgesinde araştırma yapmaktan, kadın karakterin babaannesinden kalma yadigarın benzerini takan yakışıklı adamı Starbucks’da kıstırmasına kayabilir. Veya kendinizi bir şirket partisinde bulabilirsiniz, “Nasıl yani? Karakterimin terfi edişi nedeniyle yapılan partiyi oynamayacak mıyız? Oysa ki benim o NPC’lerle konuşacak bir sürü şeyim var?”, veyahut “Deprem olduysa annemi arayacağım, ve sonra kuzenlerimi ve tabii ki babaannemi! Pardon da bu benim onlarla son konuşmam olabilir, önemli yani oynayabilir miyiz?”

Tam olarak böyle mi? Eh, çoğu zaman...

Tam olarak böyle mi? Eh, çoğu zaman…

Şimdi erkeklere acı haber: Yuları kaptırmanız da çok kolaydır çünkü elinizde bile değildir;  erkek oyuncuların bu gibi durumlara tepkisi son derece gerçek hayattan çıkmadır; “Tamam dediğini yapalım yeter ki sussun!” Peki bu az önce anlattıklarım kötü bir şey midir? Hayır. Bir kere olaya şu açıdan bakın; bir sürü yeni karakter ve olay yaratmanız, sürekliliği sağlamanız gerekir. Bir kadının hikayeye kendini kaptırması bir erkeğinkinden çok daha kolaydır, ama yalnızca hikaye ilgisini çekerse. Öncelikle, kadınlar mantık hataları konusunda daha sorgulayıcı ve acımasızdır. Bu bir oyun yöneticisini çok iyi törpüler. Bir kadın olarak bugüne kadar yazdığım oyunlardaki en büyük yardımcım, önceki bir kaç cümlede değindiğim kriterler oldu. Her RYO masasında kendime şunu sordum: “Ben bu oyunda neden eğlendim/sıkıldım? Ve ne olsaydı daha çok eğlenebilir/kendimi kaptırabilirdim?” Senaryolarımı hep bu sorulara verdiğim cevaplar doğrultusunda yazmaya gayret ettim.

Öncelikle, bir rol yapma oyununda hikayeyi yönetici yazıyor olabilir, ama işin aslı öyle değil. Hikayeyi grup yazar. Yöneticinin görevi, içinde hikaye yazabilecek derecede zengin bir gerçeklik ve dinamikler bütünü yaratmaktır. Oyun yöneticisi aslında “efendi” değildir, sadece bir aynadır. Oyuncuların hareketleri yarattığı gerçeklikten yansır. Bu nedenle yöneticinin adalet duygusu güçlü olmalıdır. Eğer gerçekliğin kendi içindeki hareketi yeterince güçlü değilse, oyuncular sıkılır ve ilgileri söner. Kadın oyuncuların gözleri bu hareketler konusunda çok keskindir. Eğer karakterini oynadığı gerçeğin gerçekten karmaşık ve ilgi çekici gizemlere sahip olduğuna inanırsa, onu hiçbir şey durduramaz. Bu erkekler için de böyledir, ancak kadınlar detaylarla genellikle daha fazla ilgilenir ve kadın ruh haliyle  nasıl baş edeceğini bilmeyen bir yönetici söz konusuysa eğer, oyun çabuk elden iki paragraf yukarıda anlattığım duruma kayabilir.

Oyun içi psikolojiyi doğru ayarlarsanız böyle de kuzu gibi olurlar.

Oyun içi psikolojiyi doğru ayarlarsanız böyle de kuzu gibi olurlar.

Özetle, dengeyi tutturmanız lazım beyler. Bu işin başka oluru yok. Kadın oyuncunun isteyeceği detaylar erkek oyuncuları sıkabilir, evet, sıkmayacak duruma getireceksiniz ve eğlenceli bir diyalog oynamaya gayret edeceksiniz. Bu tip sahneleri ona vermezseniz, dişi oyuncu kendini ifade edemez ve sıkılır. Rol yapma oyunlarının “Abi 20 attım şu kitaptan bu geliyor +2’im var, sen de filan büyümden -2 alıyorsun, vurdum bir pis vurdum ki yumruğum kafasının arkasından çıktı zaaaa” diye konuşmalardan ibaret son derece sıkıcı bir erkek hobisi olduğuna kanaat getirir. Siz de “erkek arkadaşım oynuyor, yancı olayım,” düşüncesiyle aslında hiç de hevesli olmayan kızlarla bu hobiyi ilerletmeye çalışmaya devam edersiniz. Senaryonun karamsar çizgisini biraz arttırın, bunları da araya comic relief olarak sokun, insanların hoşuna gider. Comic relief olması da şart değil, diğer karakterler küçük bir ara verip birbirleriyle konuşmaya dalsınlar. Bakın şu çok net; eğer siz bir ya da iki oyuncuya odaklandığınızda diğerleri dinlemek yerine cep telefonlarıyla ilgileniyorlarsa (bu miktara %50 diyelim, çünkü konsantrasyon farklı bir durum, insanlar ara vermek isteyebilir) oyuna yeterli ilgiyi toplayamamışsınız demektir. Moral bozmak yok, düşüneceksiniz. Başarı pek çok başarısızlığın ardından gelir.

Yorumlar