Kahramangiller

Rol Yapma Oyunu Dosyaları – Vampire: The Requiem

Bundan 12 sene önce öldüm. Belki de “doğdum” demeliydim, bilemiyorum. Velhasıl bana verilen bu sonsuz yaşam fırsatını, ilk başlarda kaçırılmaz bir fırsat olarak değerlendirmiş, gerçekleri kavrama olgunluğuna erişine kadar sahip olduğum fiziksel kabiliyetleri artık tümüyle benim olan gecelerde sadece avlanmak için değil, kişisel tatminlerim için de kullanıyordum. Şimdi ise bundan o kadar da emin değilim…

Bir “Gangrel” olduğumu beni kendi gibi yapan eski efendimden öğrendim. Hayvanlara neden bu kadar yakın olduğumu. İçimdeki gizli hayvanla ve diğerleriyle temas halinde olabilme gibi yeteneklerimi… Yalnızca ben ve benim gibiler böylesi bir hissiyat gücüne vasıl idiler. Elbette başka yeteneklerim de vardı tabi. Olağanüstü derecede güçlüydüm mesela. Parktaki banklardan birini boş bir çuvalmış gibi kolaylıkla yerinden söküp serserinin birine fırlattığımda gözlerindeki korku ifadesi bana nasıl da büyük bir keyif vermişti!

Sonra diğerlerini tanıdım. “Ventrue”, “Nosferatu”, “Mekhet” ve “Daeva”lar. Hepimizin kendine has bir takım yeteneklerimiz vardı. Mekhetler gizlenmekte ustaydı. Ventrue olan birinin bir ölümlünün zihnine hükmedebildiğini kendi gözlerimle gördüm. Daeva olan bir kadın, erkekleri mıknatıs gibi çekebiliyordu kendine. Nosferatu bir tanıdığımı gören bir ölümlü yaşadığı kabus nedeniyle o denli korkarmış ki saçları dahi ağarırmış.

Sadece bunlar değil. Güçlüyüz, dayanıklıyız, çeviğiz. Kurşun ya da bir yumruk arasında bizim için pek bir fark yok! Sarımsak mı? Büyük yalan! Haç ve diğer kutsal denilen semboller de öyle. İnanç, ateş ve güneş ışığından korkarız. Bizler vampiriz!

Yalnızlığımı giderme isteğimdendi belki de, benim gibilerle beraber olma isteğini öldükten 7 sene sonra hissetmeye başladım. Gençliğimde koyu bir katolik olmamın da etkisi ile Lancea Sanctum denen bir gruba katıldım. Biz İsa’ya mızrak sokup bu hareketle lanetlenenleriz. Bu laneti de sonsuza kadar taşıyacağız. Birliğimizin uğruna kendimi güneşin önüne bile atabilirim.

Başkaları da var tabi. Bu aralar aramızın pek de iyi olmadığı Dracula’nın çocukları “Ordo Dracul”, prensin de destek verdiği dostumuz Invictus, düşmanımız “Circle of the Crone” ve “Carthians”. Bu grupları anlatmak kelimelere sığmayabilir ama her bir grubun kendine has bir işleyişi olduğunu söylemek güç değil. Circle of the Crone ve Ordo Dracul’un kendilerine has ritüelleri olduğunu duydum ama bu büyüler sadece onlara has bir konu. Ben maalesef pek fikir sahibi değilim. Belki de böylesi daha iyidir.

Şehrimizdeki tüm klanların üstü olan bir prensimiz var. Yönetici ve karar mercihi. Pers – Osmanlı savaşlarını gördüğü hatta eski bir Pers askeri olduğu söyleniyor. Onu bir kez gördüm. Yaşadığı mekana bile girmek beni inanılmaz derecede rahatsız ediyor. Bir danışmanı var. Emirlerini covenant’ımıza onunla iletiyor. Onu da pek sevdiğim söylenemez. Belki de vaktiyle eski efendimin, prensin emri üzerine öldürüleceği haberini onun kendi ağzından duymuş olmam bunun sebebi olabilir. Prensin köpeği denilen çok güçlü bir vampirin, efendimin başını kesip, bunu merkez evimizin kapısına fırlatması o dönem hiç de hoş karşılanmamıştı.

Tanıdığım pek çok insan var. Şehrimde önemli konumlarda tanıdıklarım var. Çok kısa süre içerisinde kendime hatırı sayılır bir sosyal konum elde ettim diyebilirim.

Geçenlerde Roma dönemini görmüş kadim bir vampirle tanışma fırsatı buldum. Onun yaşadığı dönemde soyumuz “Camarilla” adı verilen bir birlik altında toplanmış. O da “Senex” adı altında bir kurumun, Senato’nun üyesi imiş. Roma’da verilen kararları perde arkasından onlar verirlermiş. “Kaç kişiyi öldürdüğümüzü bir deftere yazsaydık, bunun için ayrı bir kütüphane gerekirdi.” demesi kendi soyuma karşı daha tedbirli davranmam gerektiği konusunda bana bir uyarı niteliğindeydi. Zira aynı şahsın bir kardeşimizin kanını emip, kalan bedeni denize bıraktığı gün prensin ölüm emrinin anlamsız olduğunu, Antuan adındaki bu adamı bir daha göremeyeceğimizi biliyordum.

Geceleyin bizim de korkularımız olduğu çok doğru. “Belials Brood” adında bir grup Şeytan’a tapan vampir grubundan uzak durmaya çalışıyoruz. Kirli ayinlerinde kanlarını döktükleri soyumuzdan ve ölümlülerden yüzlerce kişi var. Bu saplantıları hem bizleri tehdit ediyor, hem de tek başına bir tehdit içermese de toplanınca en büyük tehlike haline gelen insanlara varlığımızı belli ediyordu. Beni avlamak için gelen üç kişiden kaçmayı zar zor başardığımda, altı ay boyunca tedbiri elden bırakmamak için farklı bir yerde yaşamak zorunda kalmıştım. Covenant’ımın yardımları olmasa bu dertten asla yakamı sıyıramazdım.

Bir arkadaşım gerçekte adları olmayan ama soyumuzun “7” adını verdiği bir grup vampirden bahsetti. Slav ailelerinden gelen bu soy, güya bizleri yeryüzünden silmeyi kafasına koymuş. Onlarla kesinlikle karşılaşmak istemem.

Sen, “Oyuncu”

Bizleri canlandırdığın bu oyunda World of Darkness oyun kurallarını kullanıyorsun. 10’luk zarlarda 8, 9 ve 10 başarıyı ifade eder bu sistemde. İlgili nitelik ve yetenek değerlerini toplar, o kadar 10’luk zar atarsın. Diyelim ki Kuvvet 3, Arbade 2 ise toplamda 5 adet zar atarsın. 5 zar içinde attığın 8, 9 ve 10’ların kaç tane olduğu senin başarı seviyeni de belirler. 10 attığın zaman atamayana kadar bu zarı tekrar tekrar atarsın. Eğer başka unsurlar da varsa bunlar zar havuzuna eklenir ya da var olan zarlardan çıkarılır.

Oyuna başlarken toplam 9 temel niteliğine ve yeteneklerine sana bahşedilen ölçüde puan yatırıp özelliklerini belirlersin. Akabinde “merit” denilen sana has bazı vasıfları ve disiplin denilen vampirlik özelliklerini seçersin. Sonrasında ise biraz geçmişinden bahsedersin. Evet, bitti! Artık bizim gibisin, bizlerlesin!

Artık karanlık olmadığında bir tabutta uyuyacak, gündüz ve güneş geçene dek orada bekleyeceksin. Susuzluğunu gidermen ve güçlerini kullanmanı sağlayan kan havuzunu doldurmak için geceleri avlanmak zorunda kalacaksın.

Ne oldu? Yoksa tüm bunlar pek hoşuna gitmedi mi? Belki de öldüğünde; ki emin ol birazdan seni öldüreceğim, öylesine ölüp gitmeyi de tercih edebilirsin. Fakat benim gibi varlığını sürdürmeyi tercih edersen seni çok da kolay bir yaşam beklemiyor bilesin.

Künye
Tasarımcı: Justin Achilli
Yayıncı Kuruluş: White Wolf Game Studio
Sistem: Storytelling Adventure System
Çıkış Tarihi: 2004
Tür: Korku
Bu yazı, "Rol Yapma Oyunu Dosyaları" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar