Kahramangiller

Napolyon Dönemi Minyatür Savaş Oyunları 

Geçen yazıda WWII dönemine değinmiştik, dünyadaki popülerlik sırasına göre gidelim ve bu sefer Napolyon dönemi diyelim. Ama 19. yüzyıla geçmeden önce çok kısaca 2. Dünya Savaşı sonrası ve 1. Dünya Savaşı dönemlerinden de, meraklıları için bahsedeyim.

WWII sonrasında, minyatür oyun dünyasındaki en popüler çarpışmalar Vietnam ve İsrail-Arap savaşları. Flames of War, ikisi için de ek kurallar, kitaplar ve minyatürler çıkarmış durumda. 1. Dünya Savaşı için de, geçen yazıda bahsettiğimiz Bolt Action kurallarını modifiye ederek kullananlar mevcut. FoW, son bir yıl içinde bu alana da el attı ve WWI için ayrı bir kural kitapçığı ve modeller çıkardı. Yalnız FoW’un WWI modelleri ve ordu listeleri son dönem İngiliz-Alman çatışmaları ile sınırlı. İleride çıkarırlar mı belli değil. Ancak bir Çanakkale Cephesi veya Sırp-Avusturya Savaşı oynamak istiyorsanız FoW henüz yetersiz.

O zaman konumuza dönelim ve endüstri devrimini gerçekleştirelim…

napolyon1

“Tek düşmanla uzun süre savaşmayın, yoksa bütün savaş numaralarınızı ona öğretmiş olursunuz.” Napoleon Bonaparte

Minyatür oyunlarında Napolyon dönemi dediğimizde aslında anlamamız gereken, 1700’lerin başından başlayıp 1800’lerin sonuna kadar uzanan tarihsel çatışmalardır. Bu dönem, tüm Avrupa’nın savaşa sürüklendiği, bir tarafta Büyük Britanya, Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu, Avusturya ve Prusya’nın olduğu, diğer tarafta İspanya ve Fransa’nın çarpıştığı “İspanya Veraset Savaşları” ile başlar. Rusya-İsveç savaşları, Osmanlı-Avusturya savaşları ve Avrupalıların kolonilerde yerlilere karşı verdikleri mücadeleler dönem başına damga vurur. Sonrasında Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nı görürüz. Napolyon’un neredeyse tüm Avrupa devletlerine karşı yürüttüğü savaşlar, elbette dönemin en popüler çatışmalarıdır. Kırım Savaşı diyerek de dönemi genel olarak kapatırız.

Black Powder, bu dönemin en popüler kural setidir. Warlord Games firması (Bolt Action kurallarını çıkaran firma) tarafından hazırlanmıştır ve kurallar temelde oldukça basittir. Ordu komutanı olarak, hareketlerinize başlamadan önce birliklerinizin subaylarına emirler verirsiniz: “Piyade grupları ağaçlığı sollarına alacak şekilde ilerleyecek ve ağaçlık hizasında duracak. Hafif piyade ağaçlığa girecek, süvari ise piyade hattının sağ kanadında ilerleyecek.”

Peki, çok güzel, birimlerinize bu emirleri verdiniz. Peki o birimleri yöneten subaylar bunları ne derece uyguladı? Savaş alanı bir kaos ortamı, piyadenizin ilerlemesi gerekirken subayları karşıda düşman atlıları fark edip ilerlemeyi durdurabilir. Hatta süvari subayına gönderdiğiniz haberci oraya hiç ulaşmamış olabilir, belki atlılar çoktan yer değiştirmiştir veya haberci yolunu kaybetmiştir. Kısacası, bir zar atarsınız ve zarınız ne kadar iyiyse subaylarınız onlara verilen görevi o kadar iyi yerine getirir. Zarınız kötüyse, askerleriniz yerlerinde çakılı kalır.

napolyon3

“Kaybedilen bir savaştan sonra en acı şey, kazanılan bir savaştır.” Arthur Wellesley

Tabii bu zarın değerini etkileyen birçok faktör var, ancak olay kabaca bu şekilde. Sonrasında ateş edersiniz. Askerleriniz tüfeklerini indirir ve yanyana dizili duran düşman hattına ateş açar. Ne saçma değil mi? O dönemde adamlar yanyana, bir kurşunun her an onlara isabet edeceğini bile bile o şekilde ilerleyip düşmanın karşısına geçer, düşman ateş ederken tüfeklerini doldurur, sonra da hayatta kalırlarsa ateş edermiş. Aslında pek de saçma değil…

Yorumlar