Kahramangiller

Ant-Man: Karınca Kararınca Eğlence

Bir filmin başarısı, aslında seyircisinin beklentisiyle doğru orantılıdır. Eğer siz de Hollywood sinemasını öyle çok ciddiye alınması gereken bir sanat dalı olarak değil de, bir eğlence aracı olarak takip ediyorsanız bunu fark etmişsinizdir.

Teorimi Marvel Sinematik Evreni tarafına uygularsanız, bunun en bariz örneğinin Guardians of Galaxy’de yaşadığımızı görebilirsiniz. Bırakın süper kahramanlarla Christopher Nolan’ın Batman filmleriyle tanışmış genç süper kahraman hayranlarını, benim gibi fanatik okuyucuların bile zar zor tanıdığı karakterlerin filmi çekileceğini öğrendiğimizde çok bir beklenti içine girmemiştik. Peki sonuç? Film beklediğimizden çok daha iyiydi ve eğlenceliydi.

"Ben bu kostümle ne yapacağım şimdi?"

“Ben bu kostümle ne yapacağım şimdi?”

Ant-Man’in filmini izlemek üzere sinemanın yolunu tuttuğumda da benzer bir durumda olmam gerekirdi, ancak kendimi bir tür paradoksun içine sokmuş olmalıyım. Şöyle ki: İçimden bir ses filmle ilgili beklentilerimin düşük olduğunu söylüyor, diğer bir ses ise bu düşünceye göre filmin beklediğimden daha iyi çıkacağını söylüyordu. Yani aslında beklentimi istemeden de olsa yükseltmiş bulundum bir kere…

Neyse… Spoiler vermeden filmden bahsedecek olursak:

Soygun Filmleri Çekicidir!

Filmi bitirip de çizgi roman fanı gazım dağılmaya başlayınca kafama şu dank etti: Film aslında bir soygun filmi!

Soygun filmleri çekicidir. Ağırlıklı olarak orta direk olan seyircinin “Zenginlerde her şey var da bende niye yok?” türündeki haset temelli anarşist duygularına hitap eder. Hele hele sonu The Town ya da Heat gibi trajediyle değil de Italian Job ve Ocean’s Eleven gibi hırsızlar adına mutlu sonla bitiyorsa tadından yenmez!

Ooo soygun! Alırım bir dal!

Ooo soygun! Alırım bir dal!

Ant-Man’de bir soygun olacağından filmin fragmanlarında yeterince bahsediliyordu ama ben filmin odak noktasının bu olacağını düşünmemiştim. Peki iyi mi olmuş? Büyük oranda evet. Soyguncuların işe dahil olma motivasyonları, planlama aşaması, ekibin toparlanması ve soygun sırasında çıkan aksilikler soygun filmi kategorisine dahil edilmiş diğer yapımlardan pek farklı değil. Bence bu elementleri bir süper kahraman filmine hem yeterli, hem de seyircinin gözünü tırmalamayacak miktarda yedirme konusunda film başarılı.

Çifte Kavrulmuş Baba-Kız Draması

Filmden çok şey beklerdim, ancak bu kadar duygusal bir yönü olabileceğini beklemezdim. Fragmanlardan gördüğüm kadarıyla Scott Lang ve kızı Cassie’nin arasında en iyi ihtimalle Hugh Jackman’ın başrol aldığı 2001 yapımı Swordfish adlı filmdeki ya da kötü ihtimalle 2007 çıkışlı Spider-Man 3’teki türden bir ilişki bekliyordum. Hafızanızı zorlayacak olursanız her iki filmde de karakterlerin pis işlere karışmalarını rasyonelize etme yöntemi kızlarını geri kazanmaktı.

Scott ve Cassie

Scott ve Cassie

Ancak Cassie Lang’in ne Swordfish’teki gibi porno yıldızı ve keş bir annesi, ne de Spider-Man’deki Sandman’in kızı gibi ölümcül bir hastalığı var. Bilakis, iyi bir annesi ve ona olabildiğince değer veren bir üvey babası var. Babasının hayatında olmasına ise normal bir kız çocuğu gibi, son derece doğal sebeplerden ihtiyaç duyuyor. Kısacası senaryo Scott ve Cassie’nin ilişkisini küçük bir kızın alt üst olmuş duygusal dünyasını gözümüze sokarak duygu sömürüsü yapmamayı tercih etmeyecek şekilde ele almış. Beni ters köşeye yatıran, filmin ikinci baba-kız ikilisi Henry Pym ve Hope van Dyne’ın sahneleri oldu.

Anasına bak kızını al(?)

Anasına bak kızını al(?)

Filmde Henry Pym’in yaşlı olduğunu ve Scott Lang’e akıl hocalığı yapacağını fragmandan öğrenmiştik. Pekala, Pym yaşlı, ama eşi Janet van Dyne, nam-ı diğer Wasp neredeydi peki? İşte bunun cevabını aldığımız Henry ve Hope arasındaki bir sahne beklenmedik şekilde duygusal. Hatta sinema salonunda bu sahneden sonra gözlerini ovuşturan (ben dahil) bir çok kişi vardı.

Yetersiz Bir Kötü Adam Daha!

Filmin kötü adamı olan Darren Cross rolünü canlandıran Corey Stoll’un performansı da, hikayedeki yeri de çok yetersiz kalmış. Hatta “rezalet” dersem kendimi suçlu hissetmem! Iron Man’in 2008’deki ilk filminde Jeff Bridges’ın canlandırdığı Obadiah Stane’den neredeyse hiç bir farkı olmayan Darren Cross, filmin şüphesiz en zayıf halkası.

Ya tamam kostüm karizma ama senin gibi kötü adam olmaz olsun!

Ya tamam kostüm karizma ama senin gibi kötü adam olmaz olsun!

Dark Knight’taki Joker rolüyle Heath Ledger, Avengers’taki Loki rolüyle Tom Hiddlestone ve Daredevil dizisindeki ‘deki Kingpin rolüyle Vincent D’Onofrio süper suçlu konusunda beğeni çıtamızı çok yükseltti. Bu tür bir filmi süper kahramandan çok süper suçlunun taşıması gereklidir. Bu noktada verebileceğim diğer iki örnek ise 2002 ve 2004’te gösterime giren Spider-Man filmlerindeki Green Goblin ve Doctor Octopus olacaktır. Tobey Maguire’ın yetersiz rol yeteneğine rağmen o filmleri başarılı yapan süper suçlularıdır.

Yorumlar