Kahramangiller

Captain America: Civil War – Analiz, Tahmin ve Anekdotlar

Henüz küçük bir çocukken bile izlediğim filmlerde, okuduğum kitap ve çizgi romanlarda tek bir sahnede görünen figüranların hikayelerini merak ederdim. Sizi bilmem, ama “Acaba o sahnede ölen adamın ailesine ne oldu?”, “O çöken binada kaç kişi vardı?”, “Acaba kaçı sağ kaldı?” ve“O olayı görenler acaba hayatlarına nasıl devam ettiler?” gibi sorular benim zihnimi meşgul etmeye hala devam ediyor.

“Bu yazımın konusu olan Captain America: Civil War, tam da bu türden soruların cevaplarını veriyor!” demek isterdim. Hayır vermiyor, ancak en azından o bir sahnede görünüp başına bir şeyler gelen kişilerin hikayenin ana karakterlerini doğrudan etkilediği bir hikaye sunuyor. Filmin hikayesi, aynı adlı bir Marvel serisinden uyarlanmış. Özellikle “uyarlanmış” diyorum, zira çizgi romanla film arasındaki benzerlikler çok az. Ancak yazımda yer yer çizgi romana göndermeler yapacağım. Eğer çizgi romanını okumadıysanız, konusu hakkında bilgi sahibi olmak için yazarlarımızdan Gökmen Öncü‘nün kaleminden bir tanıtım yazımız var:

Bir Marvel Comics Klasiği: İç Savaş

Eğer çizgi romanı okuduysanız ve o karmaşa içinde verilmeye çalışılan alt metinlerini merak ediyorsanız, Cihan Türe‘nin yorumlarını paylaştığı bir yazımız da var:

Civil War Çizgi Roman Analizi ve Çözümlemesi
Tanıdık geldi mi poz?

Tanıdık geldi mi poz?

Bir de şunu belirtmek isterim; her çizgi roman uyarlamasında olduğu gibi, bu film için de “10 kişilik iç savaş mı olurmuş? Mahalle kavgası bu resmen!” sığlığında yorumlar da yapılmaya başlanmış. Hem “Analiz Tahmin ve Anekdotlar” yazılarında beli bir formatımız olduğundan, hem de şahsi olarak reaktif yazı yazmama prensibimden ötürü bu yazıda kimseye laf yetiştirmeyeceğim. Onun yerine sizi uyarlama filmler hakkında Cihan Türe‘nin şu aydınlatıcı yazısına yönlendiriyorum:

Uyarlama Filmler Nedir, Ne Değildir?

Son olarak da klasik uyarımı yapayım: Bu yazı filmle ilgili bolca SPOILER içermektedir. Eğer filmi izlemediyseniz yazanlar keyfinizi kaçırabilir.

Kutuplaşmış Bir Dünyaya Yelken Açarken

Daha önce DC, Beyazperdede Marvel’la Baş Edebilir mi? adlı yazımın ilk bölümünde de değindiğim gibi: Dünya köşeleri iyice sivrilmiş, birbirine karşı tahammülsüz ve kutuplaşmış bir yere dönüşüyor. Bunun etkilerini hemen her yerde görebilirsiniz. Biz tabi sitenin içeriğine ters düşmeden, bu sene peş peşe vizyona giren süper kahraman filmlerine bakalım: Batman v Superman: Dawn of Justice, Captain America: Civil War ve X-Men: Apocalypse. Hepsi de söz birliği etmişçesine hizipleşme ve kaçınılmaz olarak çatışma üstüne kurulu hikayeler.

Evet, çizgi romanlar dünya tarihini yansıtacak şekilde evrilmiş ve çağlara ayrılmıştır. Ama ya aslında öyle değilse? Şöyle ki; komplo teorisyenleri, Amerikan hükümetinin süper kahraman türü yayınları gençleri yönlendirmek için kullandığını iddia eder. Birkaç örnek üstünden ilerleyelim:

Captain America ve Buck, Nazilere karşı savaşırken

Captain America ve Bucky, Nazilere karşı savaşırken

40’ların başında, yani İkinci Dünya Savaşı döneminde propaganda için kullanılan süper kahramanlar, savaş bitip de ABD’nin ülke çapında çıktığı komünist avı sırasında ortadan kaybolmuştur. 60’lı yıllardaysa çiçek çocuklardan sonraki neslin nükleer enerjiye sempati duymasını sağlamak üzere tekrar ortaya çıkmışlardır. 70’lerde Soğuk Savaş döneminde komünizme karşı Amerikan yaşam tarzını savunmuş, 80’lerin başındaysa toplumu içten içe kemiren ırkçılık ve cinsiyet ayrımcılığı gibi sorunları gündeme getirmişlerdir. 90’lara gelindiğindeyse patlak veren Körfez Savaşı sırasındaysa çizgi roman tarihinin en karanlık ve şiddet dolu dönemi yaşanmıştır.

Neyse, demek istediğim şu: Ya komplo teorisyenleri haklıysa? Ya çizgi romanlar dünya tarihini takip etmiyor da, aslında tasarlanan statükoya gençleri hazırlıyorsa? İşte o vakit içinde bulunduğumuz dönemin süper kahraman filmlerinde yaşanan normalleştirilmiş iç çatışmalara şöyle bir bakıp “Vay halimize!” diyorum. Hatta bırakmamış olsam bir sigara yakardım…

İç Savaşa Giden Yol

Geçen sene kaleme aldığım Avengers: Age of Ultron – Bir Süper Kahraman Filmi Nasıl Olmalı? adlı yazımda açıkça belirttiğim gibi; bir süper kahraman filminde sorunu yaratanla, çözen aynı kişi olduğunda bunun mutlaka dramatik sonuçları olacaktır. Bundan 50 yıl önce çizgi romanlarda yaratılan karakterler günümüz şartlarında beyaz perdeye taşındığında birçok konuda ödün vermek gerekir. Sınırları geçmeye çalıştığında ülkesine göre kurşunu yiyebileceğiniz, hava sahası ihlal edildi diye düşürülen uçakların, uluslararası krize dönüşebildiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu şartlar altında, süper kahramanların dünyanın istedikleri yerine gönüllerince seyahat edip uygun gördükleri yerde dövüşe tutuşmalarını, hele hele koca şehirleri yerle bir etmelerini kimse mazur göremezdi.

Sokovia'dan geriye kalanlar

Sokovia’dan geriye kalanlar

Hatta 2013’te gösterime giren DC Comics’in Man of Steel’inde dünyada yaşanan geniş ölçekli yıkımın hesabı, bu yıl gösterime giren Batman v Superman: Dawn of Justice‘te soruldu. Uzun lafın kısası; kriz anlarında hayatta kalma içgüdüsüne sarılan insanlar, toz duman dağılınca kaybettiklerinin hesabını mutlaka sorar. Bu tarihi bir gerçektir.

Yorumlar

  • Hardal

    Bilhassa anekdot bölümü enfes olmuş, teşekkürler!

  • crystal

    yazı şahane ancak hawkeye motivasyonu konusuna katılamayacağım aksine widow’unki daha belirsizdi bence. ultronda hawkeye’in fury’nin yardımıyla sistemden gizlediği bir ailesi olduğunu öğrenmiştik, şimdi onu eskisi gibi destekleyecek bir fury yok dolayısıyla ailesini sisteme ifşa etme potansiyeli bulunan accords’u kabul etmemesi çok normal.

    • Bence gayet doğru bir tespit bu. Ancak diğer taraftan, filmde ilk başta “emekli oldum ben” diye haber göndererek işin içinden sıyrılmıştı. Hatta yakalandığında Stark “Çocuklarını düşünmedin mi hiç?” demişti. Tabi asıl sebep savaşacak adam lazım olması filmde o ayrı 🙂

      • crystal

        evet o emeklilik olayı olmayaydı iyiydi 😀 ama yine de imzalaması gereken birşeydir diye düşündüm ben sonuçta bu alemde kimse “gerçekten emekli” olamaz 😀

        • Ölmezler de… 🙂

          • crystal

            peki size bir soru: bucky howarda kaza yaptırdıktan sonra bagajdan aldığı serumları diğer winter soldierlara götürdüğünü görüyoruz bucky yüzde yüz hydra üretimi olduğu halde hydra patentli serumların howardta ne işi vardı? (bu soruyu kime sorduysam kitleniyor :D)

          • Kitlenecek bir şey yok ki. Hydra, kuruluşundan beri SHIELD’ın içindeydi. Agent Carter adlı dizide izleyebileceğiniz gibi, Hovard Stark’ın o tür bütün icatlarda parmağı vardı.

          • crystal

            bucky projesi gizliydi ama hydra bunu shield ın gözüne sokarak yapmış olamaz hem agent carterdaki stevedeki serumun yeniden üretme üstüneydi galiba

          • Howard’ın çok icadı çalındı ama. Hatta icatlarına bakınca teneke zırh yapan oğlundan çok daha başarılı bir mucit olduğunu görüyoruz.

          • crystal

            orası öyle adam yeni elemet bulup fuar maketine saklamış 😀

  • Edaaa

    Hepsi çok mantıklılardı yalnız Tonynin May halayla ilişkisi olur mu onu kestiremiyorum şayet Tony çok çapkın olsada MCU sistemine göre şekillendiğinden konuşurken “babam ve annem kavga ederlerdi ama hep düzeltirlerdi” şeklinde bir cümlesi vardı. Kendisini ve Pepperı anne ve babasının yerine koyup şekillendirmiş yani.Ve Pepperın ismini gördüğünde kendisini lavaboya atmaya çalıştı. Robertında röportajlarından Pepperony’nin geri döneceği hissiyatını taşıyorum ben. Stevee gelince çok iyi bir asker evet… Ama Buckye karşı duyduğu sadakat onu yanıltıyor hele son kısım Rogers gibi duygusal ama askeri ketleri olan bir adam için bile fazlaydı. Babasının öldürülüşünü izlemiş ve duygusal açıdan harap bir adamın babasına layık olmadığını haykırmasıyla onu yerde bırakıp giderken kalkanı fıtlatması.. Ben Captain America filminden daha iyisini beklerdim en azından kaldırmasını. Mektup… Bence sonradan düşünülmüş aman dur şimdi Tonyede ilerde ihtiyaç olur gibilerinden bir yazılmaya sahipti. Eğer en başta öyle düşünse Buckyi alıp gitmezdi. Ve tabii “BUCKY HATIRLAMIYORDUUUU!” Ama o kızgınlıkta olan bir adama evet hatırlıyorum. Diyip başka cümle söylememeside çok tahrik ediciydi. Biliyorum ki ilerki filmlerde toplanacaklar ve Thanos a karşı duracaklar ama umarım ki diğer filmlerin içinde Steve Tony ilişkisinin toplanması gerçekleşir.

  • Fight with Stank

    Hepsi çok mantıklılardı yalnız Tonynin May halayla ilişkisi olur mu onu kestiremiyorum şayet Tony çok çapkın olsada MCU sistemine göre şekillendiğinden konuşurken “babam ve annem kavga ederlerdi ama hep düzeltirlerdi” şeklinde bir cümlesi vardı. Kendisini ve Pepperı anne ve babasının yerine koyup şekillendirmiş yani.Ve Pepperın ismini gördüğünde kendisini lavaboya atmaya çalıştı. Robertında röportajlarından Pepperony’nin geri döneceği hissiyatını taşıyorum ben. Stevee gelince çok iyi bir asker evet… Ama Buckye karşı duyduğu sadakat onu yanıltıyor hele son kısım Rogers gibi duygusal ama askeri ketleri olan bir adam için bile fazlaydı. Babasının öldürülüşünü izlemiş ve duygusal açıdan harap bir adamın babasına layık olmadığını haykırmasıyla onu yerde bırakıp giderken kalkanı fıtlatması.. Ben Captain America filminden daha iyisini beklerdim en azından kaldırmasını. Mektup… Bence sonradan düşünülmüş aman dur şimdi Tonyede ilerde ihtiyaç olur gibilerinden bir yazılmaya sahipti. Eğer en başta öyle düşünse Buckyi alıp gitmezdi. Ve tabii “BUCKY HATIRLAMIYORDUUUU!” Ama o kızgınlıkta olan bir adama evet hatırlıyorum. Diyip başka cümle söylememeside çok tahrik ediciydi. Biliyorum ki ilerki filmlerde toplanacaklar ve Thanos a karşı duracaklar ama umarım ki diğer filmlerin içinde Steve Tony ilişkisinin toplanması gerçekleşir.

    • Evet, Steve etik sınırlarını çok zorladı. Ama filmin anafikri zaten sınırları zorlamaktı. Dediğim gibi; gri alanlar çok… Kaldı ki, diğer yandan Tony’nin katil olmasını engellemeye çalışmış da olabilir, bunu da unutmamak lazım.

      • Stank

        Dövüşmeleri düşmancaydı.. Yani etkisiz hale getirmek… Ve bilemiyorum Rogersta benim sevdiğim karakterlerden biri ve ben çizgi romandaki gibi “değmedi” derim

    • Konan Adalı

      bence kalkanı bırakmasının sebebi onu howard ın yapması değil steve in bu hareketinin sebebi kalkanın temsil ettiği değerlerin kendi zamanınkinden farklı olması ve bugün artık kalkanın temsil ettiği değerlerin kaptanın değerleriyle çelişmesi. benim çok hoşuma giden bir sahne oldu artık kaptan bir vigilante sayılır kanunlara karşı geldi ve kendi hükümeti tarafından aranan bir adam o kalkanı taşımaya hakkı olmadığını düşündüğü için kalkandan vazgeçti.

      • Stank

        Düşünce sistemi tabii.. Ben kişisel algılamıştım bu tarz bakmamıştım

  • Hakkı Güneş Savran

    Yazının gerçekten çok güzel olmuş, emeğinize sağlık. Filmle ilgili görüşlerinizin çoğuna katılıyorum. Fakat filmle ilgili beni tatmin etmeyen, tam olarak kafama oturmayan şeyler var:
    Filmin konusu ile çizgi romanın konusu arasındaki farklılıklara hiç değinmeyeceğim (“Civil War” ve devamı olan “Death of Captain America” olarak geçen ve “Captain America #22-42 ile “Winter Soldier:Winter Kills” serilerini ezberlemiş biri olarak hem de!). Zira artık insanlar MCU’nun ayrı bir kulvar olduğunu anladılar. Gönül isterdi ki film, çizgi romanın o doyurucu, sorgulatıcı, yazıldığı dönemdeki siyasi olgulara ve kutuplara çok güzel değindiği şekilde beyaz perdeye aktarılsın. Ama mevcut durum karşısında bu tabi ki imkansız bir istek.
    Beni filmle ilgili rahatsız eden ilk konu; yazarların, yapımcıların ya da bu konuda yetkili olan her kim ise; Crossbones ve Sharon Carter’ın oyuncu listesi ve fragmanlarda gösterilerek, Steve Rogers ile ilgili malum sonuca yol açılabilecek ihtimalleri ile seyircileri kandırma hareketi. Her ne kadar MCU farklı bir mecra desek de, ben çizgi romanlardaki bazı önemli karakterler ve olayların, değiştirilmesi ya da tamamen ortadan kaldırılmasına pek sıcak bakmıyorum. Ben sırf, filmde Crossbones’un olacağını duyunca (ağır bir Steve Rogers hayranı olduğumdan) filme korkarak gittim (her ne kadar Civil War’un sonunda Captain America’nın henüz öldürülmediğini bilmeme rağmen). Dolayısıyla, Steve Rogers’ın öldürülmesinde katkısı bulunan bu iki karakterin, filmde bu şekilde kullanılması (hatta filme yedirilmesi) bana biraz, sadık çizgi roman okurlarına bir ayıp gibi geldi.
    Filmin içime sinmeyen bir diğer konusu da, karakterlerin bu derece ayrışmalarının motivasyonları konusundaki eksikliği, bunun seyirciye iyi verilememiş olduğu (Siz de yazınında bunu oldukça isabetli bir şekilde belirtmişsiniz zaten). Yine çizgi romana dönmek istemiyorum fakat, oradaki “Superhuman Registration Act”in filmdeki karşılığı “Sokovia Act” (tam ismini hatırlayamadım, yanlış olabilir), filmde neredeyse hiç vurgulanmadı. Bu sözleşme (ya da anlaşma her neyse) tam olarak nedir, Tony Stark bu belgeyi desteklerken Steve Rogers gibi bir adam neden bu kadar karşı? gibi sorular, filmin konusu içerisinde beni tam olarak tatmin etmedi. Hatta zaten filmdeki kahraman ayrışması bir yerden sonra, “Iron man vs Captain America” yerine “Bucky Barnes ve onu destekleyen Captain America’nın yanında olanlar ile Iron Man ve yanındakilere” döndü. Yani filmin asıl konusu olması gereken, süper kahramanların, dünyayı kurtarırken çevreye verdiği zararlar ve hatalı fiillerinin olumsuz sonuçları 10 dakika içerisinde terk edilip, tüm film Bucky’nin sebep olduğu kutuplaşmaya döndü. Bu konuda düşüncenizi de duymak isterim.
    Yine şahsi bir düşüncemdir: yıllardır (20 yılı aşkın) ana akım ve diğer çizgi roman serilerini okumama rağmen, Spiderman’i bir türlü sevememiş, kendime yakın görememişimdir. (Bir çok çizgi romanını alıp okumama ve tüm filmlerini izlememe rağmen). Dolayısıyla bu filmde Spiderman’i görmek benim için işkence oldu. Zira gayet karanlık bir atmosfer ve konuya sahip olan filmin, Spiderman yüzünden bir süreliğine komedi filmine dönmesi beni filmden inanılmaz derecede kopartıp uzaklaştırdı (Bu dediklerim Spiderman’in çizgi romanlara uygun olup olmaması ile kesinlikle ilgili değil; sadece kanımca filmin ruhuna uygun olmamasındandır. “Ama çizgi romanda da Spiderman var!!” diyeceklere ise, filmdeki rolü ile çizgi romandaki rolü arasındaki uçurumu, her iki eseri de dikkatlice incelemeleri ile fark edebileceklerini tavsiye ederim). Espri dozlarının zaman zaman aşırıya kaçması da yine Marvel menşeili süper kahraman filmleri ile DC Comics menşeili süper kahraman filmleri arasındaki farkı bize tekrar gösterdi. Ayrıca Spiderman’in filme bu şekilde (çizgi romandan farklı) katılmasını da, daha fazla seyirci çekilmesi amacıyla da olduğunu düşünmüyor değilim.
    Filmde, günümüzdeki popülaritesi itibariyle alttan alta Iron Man’in daha haklı olduğu gibi bir mesaj verilmeye çalışıldığını hissettim. Her şey bitmişken, izleyici artık Captain America’ya tamamen hak verirken pat diye Tony Star’ın ailesinin öldürülmesinin işin içine sokulması, biraz önceki hislerimin en önemli sebebidir. (Malum Robert Downey Jr goygoyu sağolsun, kendisini sevmeyeni dövüyorlar…)
    Bunlara rağmen, Black Panther’in filmdeki ve olaylardaki rolünü çok başarılı buldum. Dediğiniz gibi solo filmini beklemek zor olacak. Yine Ant-Man’in büyümüş halini de görmek güzeldi.
    Sonuç olarak belli beklentilerle (çizgi romanın konusunun olmayacağını bile bile) gittiğim film, yukarıdaki yazdığım sebeplerden ötürü beni biraz hayal kırıklığına uğrattı.
    (Uzun ve karışık bir yazı olduğu için kusuruma bakmayın:)

    • Stank

      Pat diye sokulmadı yalnız bu ölüm olayı CA2 sonunda sokuldu silah oraya çıkarsa patlar sahnede kullanılmasını o zamandan hesaplamışlardı. Goygoya gelince.. Rdj sevmeyebilirsin ama rolünün hakkını verdi. Zaten kendinde demişsin Mcu farklı bir kulvar diye. Benim anlamadığım konu şu… Neden Tony Starkı bu kadar nefretle andığınız yani çizgi romanlarda da Stevein bir görüşü var ama Tonyninde piçliğe vurmasa haklı sebepleri var neden en onurlu en askeri en güçlu Steve olmak zorunda yani senin görüşün arkadaşım be Starkı haklı buluyorum mesela ama hiçte Rogersa taş atmıyorum. Gel gelelim çizgi roman yazıldığı tarihteki siyasi olaylarla bu film çekildiğindeki olaylar aynı değil Mcu nun hep bir siyasal göndermeside var olmak zorunda çünkü sinema sektörü yılı yansıtmalı

  • Konan Adalı

    elinize sağlık. bir şey eklemek istiyorum rhodey in motivasyona ihtiyacı olduğunu zannetmiyorum çünkü kendisi zaten üst düzey bir asker ve war machine zırhıyla verilen emirleri yerine getiriyor. yani ross ne emir verse yapıyor ve yapmak zorundada üstüne tony ile aynı fikirde olmasıda çabası olmuş.

  • Özlem Buket Duru

    Eline sağlık Serkan, özellikle anekdotlar kısmında yeniden filme dönmüş gibi oldum.

    Usame bin Ladin kısmı hakkında şunu söyleyeyim; evet, belki de film orada “Usame bin Ladin teröristten çok yaratılmış bir karakterdi, yaratan da medyaydı” mesajını vermek istemiş olabilir. Bence çok da cesurca bir hareket olurdu, eğer böyleyse yani. Şunu da ayrıştırmak gerekiyor; Mandarin Iron Man 3’te Usame bin Ladin miydi? Başta evet. Gelişme kısmında ise hayır, ayyaş bir aktördü. Bu olana kadar filmden gerçekten çok keyif alıyordum ben mesela. Gerçek bin Ladin içip içip video çeken biri miydi? Shane Black’in Pentagon’la bir ilişkisi mi vardı da, Stanley Kubrick’in 237 numarası misali böyle bir ayrıntıyı filmin içine gizlemişti? Son cümle tabii ki şakaydı. 😀 Yani bu durum zamanında Hristiyanların pagan kültürüne yaptığı gibi ikiyüzlü bir illüzyondan ibaret bence: korkuyormuş gibi yapıp daha da aşağıla.

    Ama bunları yazarken Iron Man 3’ü yeniden düşündüm ve diğer Marvel filmlerine kıyasla Civil War’u ne kadar beğendiğimi bir kez daha anladım desem yeridir.

    Ama bu, aklıma şu soruyu da getiriyor; bir süper kahraman filmi, sosyal mesaj vereceğim diye böylesine potansiyel barındıran bir süper suçluyu harcamalı mıdır? Korkutucu olabilecek bir karakteri balona çevirmeli midir? Bence, filmine göre değişir. Bu tip şeylerin filmleri çok zorladığını ve yorduğunu düşünüyorum. Mesela Bryan Singer bunu X Men filmlerine mutantlar = eşcinseller gibi pek çok şey gizledi. Orada işe yaradı mı? Bence hayır. Iron Man 3 için doğru bir tercih olduğunu düşünüyorum dersem, yalan olur. Kaldı ki, BvS yazımda söylediğim konuya yine değineceğim; bu tür bir karakterizasyon, ancak insanlar tarafından hiç bilinmeyen, ya da az bilinen bir süper suçluya yapılabilir. Bir kavramla değil, kişiyle özdeşleştirme yani. Bu Zemo için de geçerli, ama belki o kadarını siteye yazarım. Ayrıca Usame bin Ladin sembolizasyonu da bence tartışmaya açık bir durum. Çünkü Flash Gordon’daki Ming’de adı üstünde, Çin ağır basıyor. Bir de, adam imparator filan. Çin, bugün Amerika için 11 Eylül travmasından çok daha büyük ve gerçek bir tehlike.

    Bir de, çizgi roman filmlerinin mesaj verme, yönlendirme durumlarına değinmişsin, tespitlerinin çoğuna katılmakla birlikte şunu da sormadan edemiyorum; süper kahraman filmisin, kime niye mesaj veriyorsun? Hedef kitlen kim? 15-16 yaşında ergenler mi, yoksa verilecek mesajları zaten 54236745327 kere düşünmüş ve komplo teorilerini, kendi garip fikir havuzlarını çoktan oluşturmuş nerdler mi? Bilinçaltı durumunu filan da kabul etmiyorum ben mesela, hangi bilinçaltı? Bilinçaltı dediğimiz şeyin büyük çoğunluğu bildiğim kadarıyla 0-2 yaş arasındaki negatif deneyimlerden oluşuyor. Yani kimin kimi nasıl etkilemek istediği konusu bence muamma, bence sadece milleti kutuplaştırarak para kazanmak istiyorlar.

    Flash Gordon hem Marvel hem DC karakterlerine çok ilham vermiş ögelerle dolu. Mesela Hawkman ve Hawkgirl’ü de oradaki kuş halkından esinlendiklerini okumuştum. Eski bir Flash Gordon hayranı olarak Ming adını duyduğumda zaten içim titredi. Bence sitteye bir Flash Gordon yazısı çakmamın zamanıdır. ^^ Phantom ve Mandrake de olacak tabii. ^^

    • Özlem, yarınki Kahramangiller sürprizi için panik modunda çalıştığımdan ötürü cevap yazamayacağım. İlk fırsatta uzun uzun cevaplarım.

      • Özlem Buket Duru

        Canım yazının bana düşündürdüklerini yazdım sadece, gerek yok zaten. 😀 Çalış!