Doğu Ekspresinde Cinayet: Katil Kim?

Halep’te çözdüğü bir davanın ardından İstanbul’a gelen Belçikalı dedektif Hercule Poirot (Kenneth Branagh) burada birkaç gün kalma niyetindedir. Ancak acil başka bir durum ortaya çıkınca kendini Calais üzerinden Londra’ya gidecek Doğu Ekspresi’nde bulur. Trende farklı uluslardan, farklı toplumsal konum ve mesleklerden gelen insanlar vardır. Büyük bir kar fırtınasının olduğu bir gece, trendeki bir yolcu öldürülür. Olayı çözmek ve içlerindeki katili bulmak, Poirot’ya kalmıştır.

Edebiyat ve Sinemadaki Yeri

Birçoğumuz polisiye ve gizem kraliçesi usta yazar Agatha Christie’nin romanlarını okumuş ya da duymuşuzdur. Bir çok eseri beyaz perdeye ve televizyona uyarlanan yazarın edebiyat dünyasında ayrı bir yeri vardır. Dünya’nın en çok satan kitap yazarlarından biridir. Özellikle polisiye türündeki kitapları başyapıt sayılır. Onun belkide en çok tanınan karakteri Belçikalı dedektif Hercule Poirot’nun en bilinen hikayesi Doğu Ekspresinde Cinayet (Murder on the Orient Express) kitabıdır.

Hikaye sinemaya ilk defa 1974 yılında uyarlanır ve bir Oscar, 3 BAFTA ödülü kazanarak başarılı olur. Hercule Poirot o kadar popüler karakterdir ki, yıllarca Sherlock Holmes ile karşılaştırılıp durulur ve  birçok hikayesi sinemaya ve televizyonla uyarlanır. Bunlardan bazıları; Death On The Nile (1978), Evil Under the Sun (1982), Thirteen at Dinner (1985), The ABC Murders (1992)

Ayrıca meraklıları için Agatha Christie’s Poirot adlı dizi Agatha Christie’nin tüm Hercule Poirot romanlarını içeren yaklaşık 13 sezon ve  70 bölümden oluşan 24 yıl süren enfes bir dizisi olduğunu da söyleyelim. David Suchet adeta Hercule Poirot rolünde devleştiği ve bana göre en gelmiş geçmiş en iyi Poirot karakterini canlandırdığı bu diziyi de anmadan geçmeyelim.

Agatha Christie (1890-1976) ve Hercule Poirot adeta rolüyle özdeşleşen David Suchet

Filme Gelirsek

Doğu Ekspresinde Cinayet filmini yazarken çok dikkatli olmam gerektiğini biliyorum. Filmle ilgili en küçük bir spoiler vermek her şeyi mahvedebilir. Gerçi bu kadar kült ve bilinen bir eserin içeriğini, gidişatını ve tabi ki sonunu bilen bir çok kişi mevcuttur. Ben henüz eseri hiç okumamış ve filmi hiç izlememiş kişiler için öneri niteliğinde bir yazı yazmak istedim. Evet bu uyarıları yaptıktan sonra başlayalım. Kenneth Charles Branagh filmimizin hem yönetmeni hem de Hercule Poirot karakteriyle başrol oyuncusu olarak karşımıza çıkıyor. 1974 yapımı filme göre daha modern ve güçlü oyuncu kadrosuyla iddialı bir film olduğunu söyleyebilirim.

Romana sadık kalınarak uyarlanan film bizlere pek yenlikçi şeyler vaat etmiyor. En azından romanı okuyanlar için senaryo ve kurguyu bozmadan tabi bir iki sürpriz yapılsa hiç fena olmazdı ama ne yazık ki yönetmen risk almaktan kaçınmış gibi geldi bana. Hercule Poirot gözlemlerinden çok insanlarla konuşarak, iç dünyasını görüp anlayarak olayları çözmesi başarılı bir uyarlama olmuş. Yalnız bıyıklarını bu kadar gözümüze sokacak kadar abartmasalardı keşke.

İstanbul’dan kalkan ve Londra’ya gidecek olan bir tren düşünün. Zamanının en lüks trenlerinden bildiğimiz Tıtanıc’in tren versiyonu diyeyim kolay anlaşılsın. Yolculuğun bir süre sonrasında bir adam öldürülür ve dünyanın en iyi ve ünlü dedektifi Hercule Poirot ise istemeden kendini bir cinayet sır perdesinin içinde bulur.  Yaklaşık on şüpheli çıkar karşımıza ve hepsi birbirinden farklı meslekler ve karakterlerdir. İlk bakışta aralarında neredeyse hiç bir benzerlik yoktur. Ama cinayet aydınlanması için Poirot’un her biriyle tek tek konuşup çıkarımlar yapması olayları daha ilginç hale getirir. Hepsininde ölen kişiyle ortak bir bağı olduğu çıkar ama katilin kim olduğu ve neden öldürdüğü muammadır. Kitabı okumayanlar için bu gizem diyaloglar ve yerinde aksiyonlar, ters köşe yapma çabalarıyla izleyiciyi tatmin ediyor.

Karşınızda olağan şüpheliler aramızda bir katil var

Doğu Ekspresinde Cinayet filmi tek bir mekanda yani trende geçtiği için fazla aksiyon bekleyenler hayal kırıklığına uğrayabilir. Zaman zaman sıkıcı, durağan gelse de gizem ögesi sonuna kadar kendini koruduğu için tempo bir çıtada dengeleniyor. Ne çok yüksek ne de çok düşük bir temposu olamayan yapım orta halli bir film. Filmin başlarında gösterilen İstanbul sahneleri çoğu Hollywood filminde olduğu gibi tipik ortadoğu tiplemesinden uzak durdukları için biraz olsun sevindim. İstanbul’un o eski silueti biraz uydurmaca da olsa daha kötü örneklerini gördüğümüz için çok bir şey diyemeyeceğim. Biz devam edelim. İstanbul’u saymazsak yol boyunca karlı soğuk hava iyi bir görsellik sunuyor. Karlı soğuk bir havada bir trende, bir katil ve cesetle kalma durumunu biraz daha gerilim hissi yaratılarak sunulabilseydi daha başarılı bir yapım olabilirdi.

Film bir kere çok Hercule Poirot üzerinden dönüyor. Bu ne demek peki? Şöyle ki; Neredeyse her sahnede bu dedektifi görüyoruz. İnsan izlerken o kadar çok geniş kadrolu ve iyi oyuncuların olduğu bun yapımda bu oyuncularında biraz daha görülmesini beklerdim. Kendi aralarında biraz daha diyalogların sahnelerin olduğu, yan hikayelerin olduğu bir film tadından yenmezdi. Ama uyarlama olduğu için bunu yapmak tabi ki ne kadar doğru olur tartışılır. İntikam ve ahlak üzerine geçen diyaloglar bir diğer dikkat çekici tarafı. Çok iyi geniş bir oyuncu kadrosu var ama doyurucu bir tat vermiyor çünkü yeterince sahneleri yok. Bence kitapla ilgili en büyük değişiklik  Arbuthnot rolü bu kez siyahi sanatçı Leslie Odom canlandırmış. Irkçılık vurgusu için yapılan bu değişiklik hoş bir sürpriz olmuş. Poirot’un trene ilk bindiğinde kompartımanını bulmak için vagonları geçtiği sahne çekimi müthiş bir yönetmenlik işiydi.

Oyuncu Kadrosu Üzerine

Doğu Ekspresinde Cinayet filminin en dikkat çekici yanlarından biride hiç kuşkusuz güçlü bir oyuncu kadrosu olması. Kenneth Charles Branagh benim için her ne kadar en başarılı Hercule Poirot olmasa da fena değildi. O bıyıkları ne yapacağız bilmiyorum gerçi neyse… İlk dikkat çeken isim kuşkusuz Edward Ratchett rolündeki Johnny Depp. Maalesef filme Johnny Depp için izleyecek olanlar ya da izlemiş olanlar tatmin olamayacağı kesin. Rolü çok kısa ve filmin ticari pazarı ve başarısı için kullanıldığı çok bariz ortada. Buna rağmen etkili bir performans sergilediğini söyleyebilirim. Penelope Cruz’un misyoner rolünde çok sönük kaldığını söyleyebilirim. Çünkü 1974 yapımında aynı roldeki efsanevi oyuncu Ingrid Bergman’ın o rol ile en iyi yardımcı kadın Oscar’ını kazanmıştı.

Star Wars’da Rey rolünden tanıdığımız Daisy Ridley ortaya pek bir şey koyamıyor. Filmin iki ağır topu diyeceğimiz usta oyuncular Judi Dench ve Willem Dafoe renk katan önemli isimler.Asıl bahsetmem gereken kişi Hercule Poirot rolünden sonra filmi taşıyan isim olan Michelle Pfeiffer. Dul, zengin koca düşkünü kadın rolünü güzelliği ve oyunculuğuyla hakkını teslim ediyor. Ama şunu söylemeden de geçmemek lazım; bu kadar bol yıldızlı bir filmde bu oyuncular daha etkili kullanılsaydı tadından yenmezdi.

Hercule Poirot – O aslan yelesi gibi bıyıklar oldu mu hiç?

Sonuç

Polisiye türünü sevenler için kaçırılmayacak bir yapım olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Ortalamanın biraz üzerinde bir roman uyarlaması söz konusu. Agatha Christie sevenlerin zaten filmi kaçırmayacaklarına eminim. Tekrardan bu ünlü dedektifimizi beyaz perde de görmek benim açımdan güzeldi. Eseri bilmeyenler için dediğim gibi türü size hitap ediyorsa ortalama üstü bir polisiye filmi sizi bekliyor. Sonuna kadar katil kim? sorusu sordurtmayı başarıyor. Finaliyle ahlak ve intikam ögeleri ve doğru-yanlış normları sorgulanıyor ve açıkçası yoruma çok açık şekilde sonlanıyor. Finalde Hercule Poirot nefes bile almadan olayı çözümlerken çok yavan ve sığ kalırken bir Sherlock Holmes etkisi yapamıyor.

Filmin son sahnesinde Kenneth Branag ile daha fazla Hercule Poirot filmi izleyeceğimiz kesinlik kazandı. Hatta olaydan bahsedildiği anda Nil’de Ölüm kitabının bir devam filmi olacağı anlaşıldı. Umarım yine böyle güçlü bir oyuncu kadrosuyla çok daha iyi bir film ve Hercule Poirot perfonmansı izleriz. Doğu Ekspresinde Cinayet gizem, suç, polisiye sevenler için son zamanlarda yapılmış iyi işlerden biri, izlemeye kesinlikle değer.

Not: Filmin IMDB notu; 6.8 

Yorumlar