Kahramangiller

Dünden Bugüne James Bond: Bölüm 3

James Bond filmleri hakkında ilginç bilgiler içeren yazı dizisine Pierce Brosnan’ın James Bond’u canlandırdığı dört filmle devam ediyorum:

GoldenEye (1995)

“Licence to Kill”in hayal kırıklığı yaratan gişe hasılatından sonra yapılan yönetim kurulu entrikaları ve finansal dalavereler James Bond’u 6sene beyazperdeden uzak tutar. Yapımcı Albert R. Broccoli, Bond markasının gidişatını kaygı bularak, Eon’un İsviçre merkezli ana kuruluşu Danjaq’ı satışa bile çıkarır. O dönem Eon’un yönetimi Broccoli’nin üvey oğlu Michael G. Wilson ve son iki Bond filmindeki rolü gittikçe artan kızı Barbara’ya geçmiştir.

Bu süreci MGM/UA ve Danjaq arasında birkaç yıl sürecek olan telif savaşları takip eder. MGM/UA’nın o dönemdeki CEO’sunun şirketi Avustralya merkezli bir firmaya satması ardından Broccoli’nin kontrolünde bulunan Danjaq, MGM/UA’nın James Bond filmlerini kendilerine danışmadan televizyonda yayınlatmalarına mahkeme yoluyla karşı çıkarlar. Yapımcı Albert R. Broccoli’nin o dönem sağlığının bozulmasıysa işleri daha da karmaşık hale getirir. Dönemin CEO’su James Bond serisinin yeniden canlandırılması konusunda isteğini belirtir ancak seriye yeni bir Bond’un getirilmesi gerektiğini savunur. Broccoli’ye Hugh Grant, Ralph Fiennes, Liam Neeson ve Pierce Brosnan’ın da aralarında bulunduğu bir liste önerir ancak Broccoli, James Bond rolünü üç filmlik anlaşma yaptığı Timothy Dalton’ın oynaması konusunda ısrarcı olur. Sonuç itibariyle bu işbirliği girişimi de sonuçsuz kalır. Bir yıl sonra Broccoli kazanan taraf olur. MGM/UA’nın CEO’su değişir ve yeni gelen yönetim Broccoli’nin şartlarını kabul etmek konusunda daha isteklidir. Bond markasının akıbetinin Danjaq şirketinin elinde olduğundan emin olan Broccoli arkasına yaslanarak işleri üvey oğlu Michael G. Wilson ve kızı Barbara Broccoli’nin yönetiminde olan Eon’un yürütmesine izin verir.

goldeneye_1

“GoldenEye”, 006 ve 007 iş başında.

Şirketler arası anlaşma sağlanmasının üzerinden bir yıl geçer ancak, James Bond’u Timothy Dalton’ın canlandıracağına söylentilerine rağmen resmi bir açıklama yapılmaz. Birkaç ay sonra Timothy Dalton’ın seriye geri dönmeyeceği haberi verilir. Dalton, yapımcı şirketle üç filmlik anlaşma yapmasına rağmen son filmin üzerinden beş yıl geçmesi oyuncunun fikrini değiştirmesine neden olmuştur. Bond kariyerinin geçmişte kaldığını düşünen Dalton, yoluna devam etme kararı alır. Bunun üzerine Eon yeni bir Bond arayışına başlar. Rol için on aktör deneme filmi çekmesine rağmen, yapımcıların rolü kimin alacağına dair hiçbir fikri yoktur.

“For Your Eyes Only” filminin çekimi sırasında filmin oyuncularından Cassandra Harris’le yemeğe çıkan Albert R. Broccoli oyuncunun o dönemdeki nişanlısı Pierce Brosnan’la tanışmış ve oyuncudan çok etkilenmiştir. Hatta Roger Moore’un ardından Bond rolü için Brosnan’a teklif bile götürmüştür. Bir önceki yazımda belirttiğim gibi oyuncunun o dönemde oynadığı Remington Steele dizisinin yapımcısıyla olan kontratı elini kolunu bağlar ve oyuncu hayatının rolünü reddetmek durumunda kalır. Ancak on yıl sonra dizinin bitmesiyle oyuncu bu fırsatı yeniden yakalar.

“GoldenEye”, Ian Fleming’in hiçbir hikayesinden esinlenilmeden tamamen orijinal bir senaryonun yazıldığı ilk Bond filmidir. Film, ismini yazar Fleming’in Jamaica’daki evinden alır. “GoldenEye” aynı zamanda İspanya’nın Nazi kuşatması altına girmesi durumunda hayata geçirilecek olan beklenmedik durum planının kod adıdır. Bu plan, o dönemki istihbarat servis ajanı olarak görev yapan Ian Fleming’in kendisi tarafından tasarlanmıştır.

goldeneye_2

“GoldenEye”, James Bond ile Xenia Onatopp’un ikinci karşılaşması.

007’nin belirlenmesinin ardından Alec Trevelyan (006) rolünde Sean Bean, M rolünde Judi Dench, filmin ölümcül cazibesi Xenia Onatopp rolünde Famkee Janssen ve Natalya Simanova rolünde Izabella Scorupco’nun yer aldığı kadro oluşturulur. Yapım sürecinin başlamasıyla birlikte Eon ilk kayaya çarpar. Hemen hemen tüm Bond filmlerine ev sahipliği yapan Pinewood stüdyoları hiç olmadığı kadar yoğun hale gelmiştir. Bunun üzerine Eon yeni bir stüdyo aramaya koyulur. Stüdyonun İngiltere’de olması konusunda ısrarcı olan şirket sonunda terkedilmiş bir Rolls Royce fabrikası bulur ve 6 yılın ardından ilk Bond filmi çekimleri başlar.

Yeni stüdyonun yanı sıra çekimler Fransa, St. Petersburg, Monako, Porto Rico ve İsviçre’de yapılır. Çekimler devam ederken oyuncu Pierce Brosnan’ın sürpriz bir ziyaretçisi olur. Bu ziyaretçi Roger Moore’dan başkası değildir. Rolü devralmak için gönderildiğini söyleyen Moore, aslında üçüncü yönetmen asistanı olan oğlu Christian’ı ziyarete gelmiştir.

“GoldenEye” dünya çapında devasa bir başarı yakalar. “You Only Live Twice” filminden sonra en yüksek gişe hasılatına sahip Bond filmi olur. Serinin bu ihtişamlı dönüşü, yapımcı Albert R. Broccoli’nin ölümüyle gölgelenir. Uzun zamandır hasta olan yapımcı son filmin çekimlerine bile katılamamıştır. Çoğu Bond filminin galasının yapıldığı Leicester Square’de düzenlenen anma törenine Roger Moore, Timothy Dalton ve Pierce Brosnan katılır.

Tomorrow Never Dies (1997)

“Goldeneye”ın gişede çok büyük bir başarı elde etmesi, MGM’in devam filmi için yapımcılar üzerinde büyük bir baskı uygulamasına neden olur. Bu filmin emektar yapımcı Albert R. Broccoli olmadan çekilecek olan ilk film olması da yapımcının kızı Barbara Broccoli ve üvey oğlu Michael G. Wilson’ın üzerine daha büyük bir sorumluluk yüklemiştir.

Bunun üzerine yapımcılar ilk filmin başarısındaki en büyük role sahip yönetmen Martin Campbell’ı tekrar yönetmen koltuğuna oturtmak için harekete geçer. Ancak Campbell, peşpeşe çekilen filmleri yönetmek konusunda isteksizliğini belirterek bu teklifi reddeder. Bunun üzerine Michael G. Wilson yeni bir yönetmen arayışına girer ve yönetmen Roger Spottiswoode’da karar kılar.

Senaryonun geç de olsa tamamlanmasının ardından, Eon Şirketi oyuncu kadrosunu belirlemeye başlar. Seriyi yapım şirketiyle üç filmlik bir anlaşma yapan Pierce Brosnan olmadan düşünmek artık çok zordur. Brosnan’ın yanı sıra Desmond Llewelyn (Q), Judi Dench (M), Joe Don Baker (Jack Wade) ve Samantha Bond (Moneypenny) geri dönüş yapar.

tomorrow_never_dies_1

“Tomorrow Never Dies”, Bond yıllar sonra Paris ile karşılaır.

Bond’un bu filmdeki düşmanı olan akıl hastası medya patronu Elliot Carver için ilk olarak Anthony Hopkins düşünülür. Tecrübeli oyuncuya önceki film “GoldenEye”daki 006 rolü için de teklif götürülmüştür ancak Hopkins’in bu teklifi reddetmesi üzerine senaryo düzeltilerek 006 bir akıl hocasından arkadaşa dönüştürülerek Sean Bean seçilmiştir. Anthony Hopkins, teklifi bu kez kabul eder ancak üç gün sonra filmi çok kaotik bulması, senaryonun her sabah yeniden düzenlenmesi ve çekimlerin bir türlü tamamlanamaması üzerine projeden vazgeçerek “The Mask of Zorro” filminde oynamaya karar verir. Bu durum üzerine yapımcı Michael G. Wilson, Jonathan Price ile tanışır ve oyuncu güç delisi Carver rolünü oynamayı kabul eder.

Filmdeki Bond kızları seçilirken geleneksel ve yenilikçi bakış açıları da göz önüne alınır. “Lois ve Clark: The New Adventures of Superman” dizisinde Lois Lane’i canlandıran Teri Hatcher Paris Carver rolü için seçilir. Çekimler sırasında hamile olan Hatcher, “Lois ve Clark” dizisinin final bölümünü Pazartesi günü tamamlar, Salı İngiltere’ye gelir ve Çarşamba günü “Tomorrow Never Dies” filmine başlar. Oyuncu bu rolü kabul etme nedeninin o zamanki eşinin bir Bond kızıyla evli olma hayalini gerçekleştirmek istemesi olduğunu söyler. Tatcher daha sonra ise filmdeki karakterinin yapay olduğunu ve rolün kendisini tatmin etmediğini itiraf edecektir.

Tatcher geleneksel Bond kızı imajına uyarken, Wai Lin karakterini canlandıran Michelle Yeoh ilginç bir seçim olur. Eski Malezya Güzeli olan Yeoh o dönem Hong Kong aksiyon filmlerinde seçkin bir yer edinmiştir. İlk filminde bir nevi kadın Bond’u canlandıran oyuncuyu Brosnan da “Çinli meslektaşı” olarak değerlendirir. Aksiyon sahnelerini kendi oynamak isteyen Yeoh, sigorta şirketi tarafından engellenmesine rağmen Hong Kong’tan gelen yed kişilik bir dublör ekibinin de desteğiyle dövüş sanatlarındaki becerilerini gösterme imkanı bulur.

Bu yazı, "Dünden Bugüne James Bond" adlı yazı dizimizin bir parçasıdır.

Yorumlar

  • Alperen Çatak

    Arayı bu sefer uzun tutmayalım bence, sabırsızlanıyor insan 😀

    Ellerinize sağlık.

  • Mert Özden

    Devamını sabırsızlıkla bekliyoruz 🙂