Geçmişten Geleceğe Star Wars Filmlerindeki Derinlik

Rebels, gerek karakter modelleri, gerek teknoloji, gerekse sanat yönetmenliği açısından Pixar işlerinin fersah fersah altında. Haydi onu da geçtim, muazzam bir 2D animasyon olsa o da beni çekebilir ama ilk Clone Wars serisinin çizim kalitesini hatırlıyorsanız, bunda da başarısız olduklarını biliyor olmalısınız. Bu arada bence öykü olarak en iyi seri 2003 yapımı ve 3 sezon süren Clone Wars serisiydi, ama sanatsal olarak çok kötüydü. En iyisi dememin tabii ki başlıca sebebi 2008 yapımı serinin öykülerinin yine feci derecede cheesy bir format alması. Ama en komiği şu an devam etmekte olan Rebels. Hayır, berbat bir seri değil ama Joss Whedon’un tanımıyla Han Solo’nun öyküsünden esinlenen Firefly’dan kopya bir Star Wars serisi yaparak kendini taklit edeni taklit etmek? Peki ya 2002’de çekilen bir diziden modası geçmiş formatını aşırmak? Bazen beynim patlayacak gibi oluyor. Yo dostum, Star Wars bu olamaz ama Disney asla bu olamaz.

Öncelikle Disney’i firma olarak ele almak istiyorum. Film sektöründe devlerden biri olan Disney’in SW harici ana kalemlerine bakalım. Elbette birincilik bu sıralar Marvel Cinematic Universe (MCU) altındaki filmlerde. Baktığımızda şu ana kadar bu başlık altında çekilen 12 filmin arasında kötü diyebileceğimiz bir film yok – ki düşünürseniz berbat süper kahraman filmleri hiç de az rastlanır şeyler değil. Bu durum Disney’in işleri sıkı tuttuğunun göstergesi. Her ne kadar MCU filmleri akılda kalır, tekrar tekrar izlenir filmler olmasa da, süper kahraman filmlerinin böyle bir doğası var; bunun Disney’in kabahati olduğunu düşünmüyorum.

O değil de bu iyi filmdi.

O değil de bu iyi filmdi.

İkinci sırada Pirates of the Carribean serisi var. Ted Elliott’un 2000’de yazdığı Monkey Island senaryosu iptal olunca bu senaryo baz alınarak yaratılan seri, gişeyi bir dönem fena domine etti. Prodüksiyon kalitesi hep döneminin üst sınırlarını zorlayan seri, konu itibariyle baz aldığı sevimli oyun serisinden elbette daha derin ama çok da değil. Seride gözetilen öncelikler harika bir hikayeden ziyade, tema parklarında gelir getirecek kurgular. Zaten bana kalırsa Johnny Depp’in karakterinin seriye eklenmesinin nedeni, karakterin hikayeye katkısından ziyade, görüntüsüyle nefis bir tema parkı hostu teşkil etmesi. İnanmıyorsanız kaptan Jack Sparrow’u hikayeden tamamen çıkarıp aslında kaptan çaylak Will Turner’mış gibi düşünün, hem hikayenin çok da etkilenmediğini, hem de Monkey Island ile birebir örtüştüğünü göreceksiniz.

Tema parklarından konu açılmışken, gerek MCU, gerekse SW, Disneylandlerde birer bilet canavarıdır.

Üçüncü sırada da Pixar ve Walt Disney Animation Studios’dan gelen animasyonları ele alalım. Bana kalırsa Disney’in en farklı işleri animasyonlarda. Hollywood’dan çıkan onca 3D animasyonu düşünün, Happy Feet, Madagascar, Ice Age, Shrek ve yüzlercesinin yanında Pixar ve WDAS’un işleri gerçekten öykü anlamında kalburüstü işler (Cars serisini izlemedim, sanıyorum ki traştır). Asıl gelirleri bebelere satılan çantadır, kıyafettir, oyuncaktır çeştli ıvır zıvırlar olan bu filmler, diğer 3D animasyonlara göre daha yetişkin konulara sahip.

Yeni tema park konsept çalışması.

Yeni tema park konsept çalışması.

Farkındayım, elimizde tam olarak belirli bir pattern (tekrar eden şey) yok. Evet, Disney bilinçli bir firma ve ne olursa olsun Star Wars markasını milyarlarca dolara dönüştürecekler. Bolca film çekiyorlar, oyuncakları, hediyelik eşyaları satacaklar, tema parklar coşacak, oyuncular sağılacak. Ama bir yandan markayı maymun etmemeyi de başarırlar diye düşünüyordum. Hatta bundan emindim ama şimdi biraz şüphelerim var.

Yorumlar