Kahramangiller

Hollywood, Vampir Mitini Alternatif Bir Tarihle Anlatırken Bizleri Biraz Gücendirdi: “Dracula Untold” Sinemalarda!

Lisede tarih dersinde ismi geçerken uyuklamayan herkes “Kazıklı Voyvoda”yı mutlaka duymuştur. Hani şu kendisine yollanan elçileri kazığa oturtarak II. Mehmet’e aynen geri yollayan, gaddar Eflak prensi. Bu kişinin aynı zamanda kurbanlarının kanlarını fıçılarda biriktirdiği ve içtiği için, Bram Stoker’ın Dracula adlı romanına esin kaynağı olduğu da vampir mitini araştıranlar tarafından bilinir.

Dracula Untold’u ilk duyduğumda “Keşke Kazıklı Voyvoda hakkında bir film yapsalar da izlesek” diye düşünmüştüm. Evet, Voyvoda’nın hayatını anlatan belgeseller ve düşük bütçeli filmler var, yok değil. Ama şöyle bütçe engeline takılmamış, görkemli bir film izlesek fena mı olurdu? Neyse… Gidip filmi izledim. Görkemli miydi? Evet. Peki beklediğim türden bir görkem miydi bu? Kesinlikle hayır!

Film, fazlasıyla doğaüstü öğeler içeren bir yapım. Zaten ismi vampirlikle birlikte anılan bir tarihi şahsiyeti konu alan filmin, günümüzde içinde bulunduğumuz doğaüstü film akıntısına ters kürek çekmesini beklemek büyük saflık olurdu. Filmin ilk yarısı, bir noktaya kadar tarihi gerçeklerle örtüşüyor ve ikinci yarıya nispeten oldukça az doğaüstü sahne barıdırıyor:

Luke Evans'ın filmdeki performansı hiç fena değildi.

Luke Evans’ın filmdeki performansı hiç fena değildi.

Savaşta yenilen babası tarafından çocuk yaşta Türklere rehin verilen Vlad, sıkı bir eğitim sonrası başarılı bir komutan olur. Hatta çocukluğunun önemli bir bölümünü II. Mehmet’le birlikte geçirmiştir (Bildiğiniz Fatih Sultan Mehmet). Türk ordusunda görev yaptığı dönemlerde düşmanlarını kazığa geçirmesiyle ün salmıştır. Ancak yaşı ilerledikçe şiddet dolu bu hayat tarzını geride bırakmak ister. Yurduna prens sıfatıyla geri dönen Vlad, yıllar boyunca halkını refah içinde yaşatır. Fakat yıllar sonra Türkler, verginin yanında yeniçeri olarak yetiştirilmek üzere Vlad’in oğlu da dahil bin adet erkek çocuk talep ederler. Bunu kabul etmeyen Vlad, dağlarda yaşadığını öğrendiği bir vampirden yardım ister. Aldığı yardım; bir vampir olmaktır! Sonrasında tek başına 1000 kişilik bir Türk ordusunu yok eder. Olayı öğrenen II. Mehmet, bu sefer 100 bin asker toplayarak saldırıya geçer. İşte filmin bizim evrenimize ait tarihi gerçeklerden tamamen koptuğu an tam olarak bu bölümden sonrası  oluyor.

Bu sahneyi bir yerlerden gözüm ısırdı ama...

Bu sahneyi bir yerlerden gözüm ısırdı ama…

Filmle ilgili bazı mecralarda çarpıcı başlıklarla bezenmiş, pek çok yazı okuyabilirsiniz: Şımarık bir çocuk gibi davranan ve burnu kemerli olmayan II. Mehmet, devşirilecek çocukları sadistçe bir zevkle toplayan Türk askerleri, ağır bir psikopat olduğu tarihi bir gerçek olan Vlad’ın sürekli yaptıklarından ötürü haklı çıkarılmaya çalışılması, son derece kırılgan bedenleri olduğu halde toplu katliam silahı olarak kullanılan yarasa sürüleri, filmin sonunda bir bilgisayar oyunundaki bölüm sonu canavarıymış gibi kullanılarak öldürülen(!) II. Mehmet hakkında bir yığın şikayet dolu eleştiri var. Yarasalar ve çocuk toplarken eğlenen askerlerle ilgili olanlara ben de katılıyorum.

Yorumlar