Kahramangiller

Logan – Analiz, Tahmin ve Anekdotlar

Bilirsiniz, bazı film fragmanları sizi o kadar derinden etkiler ki, sonrasında ister istemez içinize bir endişe çöker. Acaba film gerçekten o kadar iyi midir, yoksa fragmanda gördükleriniz dışında kalanı çöp müdür? Asla film gösterime girip de izlemeden gerçekten emin olamazsınız. 2016 yılı Ekim ayında yayınlanan 20th Century Fox’un bir sonraki X-Men filmi olacak Logan’ın ilk fragmanı, bende tam olarak bahsettiğim türden bir etki bırakmıştı.

Filmin çekimlerine başlanmadan önce hikayenin Mark Millar’ın ünlü Old Man Logan serisi üzerine kurulacağı söyleniyordu. Ancak çizgi roman okuma alışkanlığı olan her süper kahraman hayranı gibi 20th Century Fox’un o hikayede geçen karakterlerin neredeyse tamamının telif haklarına sahip olmamasından ötürü bunun imkansız olduğunu biliyordum. Derken önce Profesör X ve X-23’ün filmde yer alacağı açıklandı, bir süre sonra da Logan’ın Death of Wolverine serisindekine benzer kıyafet ve saç sakalla set görüntüleri ortaya çıktı. Ve nihayet Johnny Cash’in ölümünden aylar önce coverladığı “Hurt” adlı Nine Inch Nails parçası eşliğindeki o meşhur fragmanı izlerken bulduk kendimizi:

Şimdiyse aylar süren bekleyiş ardından birkaç gün önce izlediğim film hakkında geleneksel Analiz, Tahmin ve Anekdotlar yazımı kaleme almaya başlıyorum. Yazının bir noktasına kadar spoiler olmayacak. O yüzden eğer filmi henüz izlemediyseniz spoiler uyarısı vereceğim bölüme kadar riske girmeden okuyabilirsiniz.

Bu arada, eğer vaktiniz olursa Logan’dan bir önceki X-Men filmi olan X-Men: Apocalypse için yazdığım Analiz, Tahmin ve Anekdotlar yazımı okumanızı tavsiye ediyorum. Zira söz konusu yazı, X-Men filmleri ve çizgi roman sektörünün sinemaya yansımaları hakkında burada uzun uzadıya tekrarlamak istemediğim birçok faydalı bilgi içeriyor.

X-Men: Apocalypse – Analiz Tahmin ve Anekdotlar

Tükenmişlik

Yönetmen James Mangold, filmin esin kaynaklarının Clint Eastwood’un unutulmaz filmi Unforgiven (1992), Mickey Rourke adeta küllerinden doğduğu 2008 yapımı The Wrestler ve filmin içinde de bolca referansı yapılan 1953 yapımı Shane adlı western olduğunu söylüyor. Shane’i izlemedim, ancak diğer iki filmin konusu Logan ile oldukça benzeşiyor. Evet, Logan geçmişinin gölgesinde yaşayan ve artık zamanı geçmiş bir adamın hikayesi. Genel olarak western türü bir havası hakim olan filmin anahtar kelimesi ise “tükenmişlik”.

Bu arada belirtmeden geçmeyeyim; James Mangold, gerçekten çok sevdiğim bir Sylvester Stallone filmi olan 1997 yapımı Copland, yine şahsi olarak gayet başarılı bulduğum bir gerilim filmi olan 2003 çıkışlı Identity ve 2013 yapımı The Wolverine adlı filmin de yönetmeni. Ayrıca 2007’de çektiği 3:10 to Yuma ile western türü filmlere de aşinalığı olduğunu söyleyebiliriz.

Shane (1953), Unforgiven (1992) ve The Wrestler (2008)

Shane (1953), Unforgiven (1992) ve The Wrestler (2008)

Durum

Logan, bence fragmanda vaat ettiği hemen her şeyi karşılıyor. 2029 yılına konumlandırılan hikaye, mutantlar için distopik bir gelecekte geçiyor. Artık yeni mutantların doğmadığı, eskilerinin de ortalarda olmadığı bir dönem bu. Bu noktada filmin senaryonun esin kaynaklarından bir diğerinin de Children of Men olduğu çıkarımını rahatlıkla yapabiliriz. O filmin konusu da yakın gelecekte artık kadınların gebe kalamamaları ve bu sebeple topluma çöken tükenmişlik havasıydı. İzlemediyseniz tavsiye etmiş bulunayım.

Hikayemizde ünlü X-Men üyesi Wolverine oldukça yaşlanmış, Caliban adlı diğer bir mutantın da yardımıyla artık elden ayaktan düşmüş olan Profesör Charles Xavier’ın bakımını üstlenmiştir. Gözlerden uzak bir şekilde yaşayan üçlünün yaşam şartları hem maddi, hem de manevi anlamda oldukça zordur. 90’lı yaşlarında olan Profesör Charles Xavier’ın dengesizleşen güçleri için düzenli olarak yüksek miktarlarda ilaç alması gerekmektedir. Logan’ın filmin sonunda açıklanan bir sebepten ötürü artık iyileşme gücü yeterince iyi çalışmamaktadır. Yaralarının eskisi kadar hızlı iyileşmemesi bir yana, kemiklerini kaplayan adamantium yüzünden zehirlenmekte, gitgide daha da kötüleşmektedir. (Bilmeyenler için; adamantium zehirlenmesi eğer Wolverine’in normal halindeki gibi inanılmaz bir iyileşme gücünüz yoksa sizi habis bir kanser gibi aylar içinde yiyip bitirecek kadar kötüdür.)

Arka plandaki devrilmiş su kulesi, X-Men’in ihtişamlı günlerindeki Cerebro’ya bir gönderme aslında…

Bu Kimin Geleceği?

Devam etmeden önce hemen şu konuda aydınlatayım: Bu, her ne kadar radikal değişiklikler içerse de sonuçta bir çizgi roman uyarlaması. Çizgi romanlarda gelenekselleşmiş bir prensip olarak eğer bir hikaye o dönemlerde yayınlanan standart serilerden daha ileri bir tarihte geçiyorsa, kesinlikle alternatif bir evrende konumlandığı kabul edilir. Hatta söz konusu hikaye orijinal evrenle bire bir aynı arka plana sahip olsa dahi durum değişmez. Çünkü çizgi romanlar yıllar boyunca değişen topluma ayak uydurarak devam edecektir. Dolayısıyla serilerin geleceğini erkenden mühürlemek, çizgi roman yayıncılarının kaçınmak istediği bir hatadır.

Lafı getirmeye çalıştığım nokta şu: Bir önceki X-Men filmi olan X-Men: Apocalypse‘in, ya da diğer X-Men filmlerinin kaderi Logan filmindeki karanlık geleceği kucaklamak zorunda değildir! Logan filmindeki resmedilen evren, çokluevren dahilindeki mümkün olan geleceklerden sadece biridir!  Bu arada, Alternatif evrenlerle, yani çokluevrenlerle ilgili bilginiz yoksa hemen sizi şu yazıma alayım:

Marvel Çokluevren Dosyası
X-Men: Days of Future Past (1981), X-Men: Age of Apocalypse (1995) ve X-Men: The End (2005)

X-Men: Days of Future Past (1981), X-Men: Age of Apocalypse (1995) ve X-Men: The End (2005)

X-Men, ideolojik olarak geleceğin dünyasını şekillendirmeyi kendine görev bilmiş bir ekiptir. Bu sebeple sık sık ekibin inşa etmeye çabaladığı geleceğe göz atan hikayeler yayınlanır. Çoğu da okuyucunun ilgisini çekmek amacıyla oldukça karanlık ve distopiktir. Days of Future Past, Age of Apocalypse ve The End gibi X-Men’in “sonunu” anlatan hikayelerin çoğu günümüzde klasik kabul edilmektedir.

Yorumlar

  • Mehmet Batuhan

    Süper! Tek bir konuda katılmıyorum, yanlışsam düzelt: Last Stand’de Jean Grey’i öldürüyor çünkü Jean Grey gerçekten o an tüm dünyayı yok etmek üzere ve onu durdurabilecek birşey yok, Wolverine ona doğru yürürken bile derisi parçalanıp tekrar birleşiyor ve zar zor ulaştığında da anca öldürücü bir vuruş yapabiliyor. Bu filmde ise, Prof X’i o yaşanan Westchester felaketinden sonra neden öldürmediği bence açık. 1. Felaket sırasında zaten Wolverine neredeydi bilmiyoruz, o an engelleyecek birşey yapamadığını varsayabiliriz. 2. Bu olay belli ki, her ne kadar yüzlerce insanı ve birkaç X-Men’i öldürmüş olsa da bir küresel felaket değildi. 3. Olduysa, hayatta kalan diğer X-Men üyeleri Prof X’in ölmemesi ancak kaçması ve bakılması gerektiğini düşünmüş olabilir. Bu görevi Logan üstlenmiş veya bir süre sonra zorla üstüne kalmış olabilir. 4. En nihayetinde şırınga ile serumunu veya zamanında ilaçlarını alınca Prof X düzeliyor. Her ne kadar ona yaklaşmak yine de çok zor olsa da Logan bir şekil ona ulaşıp enjekte edecek gücü bulabiliyor. Zorluk açısından bu iş: Very Hard, Jean Grey’e ulaşma işi ise: Near Impossible olarak değerlendirilebilir. O yüzden bu eleştiri, bence, çok da haklı değil. Diğer tespitler süper, eline sağlık, yazıyı çıktığı gibi okuduk!

    • Şimdi burada Logan’ın evrende nasıl konumlandırıldığını göz önüne alarak yorum yapmam gerekir. Wolverine, Vietnam savaşı sonrası anti-hero ekolünün adamıdır. X-Men’deki varlığı da (aynı zamanda aynı sebepten Avengers’a da alındı) başka kahramanların götleri yemeyecek pis işleri halletmek. Bence eleştiri gayet haklı, daha birkaç sene önce içine Phoenix kaçacak diye ergen ve tamamen masum Hope Summers’ı infaz edecekti ve daha Phoenix’in gelmesine baya da zaman vardı. Ancak dediğim gibi yaşlandıkça hayat görüşü değişmiş olabilir, karakter gelişimini görmek lazım. Fakat önüme getirilen şeye baktığımda bu olay bana puan kırdırdı ister istemez.

  • Kemal Ulucan

    The Last Stand’de Wolverine’in Jean Grey’i öldürmesinin sebebini Jean Grey’in Psişik güçleriyle kendini Wolverine’e öldürtmesi olarak düşünürdüm hep. Hemen ardından Wolverine’in bağırması sebebiyle.

    • Evet, işin içinde telepatlar olunca çevrelerindekilerin motivasyonunu algılamak zorlaşıyor. Mesela Logan’ı kendini koruması içni Profesör manipüle etmiş olabilir. Teoriler, teoriler 🙂

  • Konan Adalı

    Elinize sağlık. Filmdeki asıl düşmanın zaman olduğu konusunda size katılıyorum. Filmi izleyenler bu filme bir süper kahraman filmi izlemek için gitmiş olduğu için şöyle Wolverine’nin doğrayıp biçebileceği kanlı canlı bir baş düşman görmek istediklerini düşüneceğinden yapımcılıriçi boş ve klişe kokar biçimde X-24’ü devreye sokmuşlar sanki. Ama bence bu film süper kahraman filminden çok western soslu bir yol filmiydi bu yüzden de bir baş düşmana ihtiyaç yoktu. Yol filmlerinde olduğu gibi harika bir karakter gelişimi izliyoruz filmde Profesörün de dediği gibi daha önce Logan farklı bir karakterdeymiş (nasıl bir karakter olduğunu bilemiyoruz çünkü bu filmdeki Logan ne çizgi romanlarda ne de daha önceki filmlerde ki Logan değil) film sona yaklaşırken Logan’ın karakteri (bir kez daha) büyük bir değişikliğe uğruyor ve harika bir final yapıyor. Bu yüzden keşke X-24 ü hiç filme bulaştırmasalardı.