Kahramangiller

Mars’ta Koloni Kurulmadan Önce İzlenmesi Gereken Filmler!

Hepimiz artık kızıl dostumuz Mars’ta su bulunduğunu biliyoruz. Hayal kurmak geek’liğin, nerd’lüğün şanındandır. Belki de yüz yıl sonra bir koloni şokuyla torunlarımızın karşılaşması işten bile değil. Bu yüzden torunlarınıza mutlaka anlatmanız gereken önemli bir kaç Mars temalı film tanıtacağım size. Ee söyleyin bi’ zahmet izleyip öğrensinler di mi ama? HİÇ!

Ah AMEE Ah! Red Planet (2000)

Matrix’ten sonra yıldızı hızlı bir şekilde parlayan Carrie Anne Moss, yine 90’lar ve 2000’ler film castlarında görmeye alışık olduğumuz dönemin ünlü yardımcı erkek oyuncusu Tom Sizemore ve genç kızların sevgilisi, HEAT’in azgın delikanlısı Val Kilmer ile bir ara uykuya dalan bilimkurgu janrını alevlemeye çalışan bir filmdir, Red Planet! Bir grup bilim adamı adı altında(!) fazla klişe olan konusu, Mars’ta bulunan su alg’lerinin (bildiğimiz yosun) keşfi ile senaryo olarak yükselmeye çalışıyor ama asıl olay AMEE adlı yavru köpekten farksız yardımcı robotun bir kısa devreyle arızaya bağlamasını konu ediyor.

redplanet4

Kadro o zamanlar için güçlü, güçlü olmasına ama yetersiz görsel efekt, kızıl atmosfer için filtreyle çekilen bütün bir film var karşımızda. Son düzlükte hikaye ters köşe yapmaya çalışsa da tabii kimin ölüp kimin kalacağına ve sonunun nereye varacağına dair ister istemez bir tahmininiz oluyor. Yine de filmin çıkış noktası, şu günlerde bizi ve tüm astronomi alemini heyecanlandıran “Mars’ta su bulundu!” haberiyle aynı olduğu ve kendini izlettiği için listemizin en başından girmeyi hak eden bir film Kızıl Gezegen. Vakit kaybı değil ama şahane de değil!

Dünya’nın Arka Kapısı Mars! Doom (2005)

2000’lerin başı ve ortası jön, sonrasındaysa yardımcı erkek oyuncu olan ve Riddick Günlükleri’ndeki Vaako rolüyle kalbimizi çalan Karl Urban ve rüştünü ispat etmesi bu filme nasip olmuş Dwayne “The Rock” Johnson’ın başrolleri paylaştığı filme geldi sıra. FPS’nin atalarından kabul edilebilecek Doom adlı bilgisayar oyunuyla aynı adlı filmin konusu; 2000’lerin başında Mars’a açılan bir kapı (portal) olduğu keşfedilir ve yüzyıllar önce bu portal kullanılarak Dünyamız ve Mars arasında bir köprü oluşturulduğu ortaya çıkar. İnsanlar hiç gecikmeden Mars’a bir araştırma laboratuvarı kurarlar ve bir gün kromozomlar üstünde deney yaparken bir şeyler ters gider. Tabii bu ihtimali öngören askeri büyükler zamanında kurdukları taktik yardım timi de Mars’a doğru yola çıkarlar.

doom_by_rehsup-d35e7py

Asıl konuya ucundan da olsa sadık kalmış bir filmdir Doom. Ne de olsa çoğu oyun filminde bunu göremeyiz. Ama ne yazık ki “oyunun filmi olmaz arkadaş!” kisvesini sonuna kadar yaşatan filmlerdendir. Film bir kaç oyuncunun parlaması adına mihenk taşı olsa da (Dwayne Johnson, Rosamund Pike) yine de ortalama üstü bir bilimkurgu ve oyun filmi olarak kalıyor. Filmde aksiyonun tavan yaptığı son on beş dakika ise hakikaten izlenmeye değer. Neden diyecek olursanız, filmde son on beş dakika FPS olarak sekanslanmış sahneler sunuyor izleyiciye! Evet yanlış okumadınız FPS! İzlemediyseniz hemen koşun ve tüketin. Kesinlikle zaman kaybı değil hatta bazı sahneleri eğlenceli. Hem kim bilir? Koloni falan kurulursa sizin torun taktik timinde filan görev alırsa azıcık tecrübe yapar!

Her Gök Gürlemesi Bir Tedirginlik Nedeni! War Of The Worlds (1953 ve 2005)

Herbert George Wells nam-ı diğer H.G.Wells’in aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Romanda bir radyo programcısının  Dünya’ya yüzyıllar önce Mars halkı (Marslılar) tarafından bırakılmış savaş makineleri ile insan ırkının katledilişini yönettiği radyo programından anlatması konu edilir. İki kere ele alınan yapım, iki versiyonda da birbirine paralel, hatta yakın konular işliyor. İlk ve orijinal yapım 1953’te ele alınmış. Başrollerinde; Gene Barry, Ann Robinson ve Les Tremayne vardı. Tabii ki o zamanın görsel gözüyle izleyebilirseniz. Çok keyifli bir bilimkurgu güzellemesi.

war-of-the-worlds_wgbh

Diğer versiyon ise popüler olan ve Spielberg’in bana göre ustalık işlerinden bir tanesi. Tom Cruise ve Dokata Faning’in oyunculukları çok güzel ve başarılı bana sorarsanız. Peki bu kadar övüyorum da bu filmi, hiç mi eksisi yok? Uzaylı tasarımları beni üzmüştü açıkçası sinemada ilk izlediğimde. Ama sizi üzmesin izleyin, izlettirin bilimkurgunun 2000’ler de şok cihazı ile nasıl hayata döndürüldüğünün kanıtlarından biridir bu film. Dipnot: İlk çevrimde oynayan Ann Robinson ikinci versiyonda çocukların büyük annesi rolünde görünmüştür. Bu arada filmde “Mars” ya da “Marslı” kelimesi hiç geçmemiştir. Ha bir de benim her gök gürültüsünde tırsmama sebep olmuştur bu film!

Yorumlar