Kahramangiller

Mısır’ın Tanrıları – Mitolojinin Bittiği Yerde Görsel Efekt Başlar!

Filme dair yapılan kötü yorumlara bir başkasını da ben eklemeyeceğim. Hayır, başlık her ne kadar film hakkında olumsuz düşüncelerim varmış gibi görünse de (Aslında filmi piyasadaki başka filmlerle kıyasladığımda, evet kötüydü), olaylara başka açılardan bakmayı sevenlere ve filmi “Yaa abi, görsel efekt doldurmuşlar, gerçek mitoloji ile gram alakası yok.” diyenlere bir takım laflar hazırladım.

Öncelikle, filmin baş rolüne baktığımızda, meşhur Game of Thrones dizisinin en tanındık oyuncularından, kendisiyle “Jamie Lannister” olarak tanıştığımız Nikolaj Coster Waldau’yu görüyoruz. Bunun yanı sıra, henüz onun kadar meşhur olmasada, bir diğer baş rolümüz ise en yakın Maleficent’den hatırlayacağımız Brenton Thwaites. Eh bir de, fragmanın büyük bir kısmında yer alan ve Daredevil’da Elektra olarak yer alacak Elodie Yung var. Kadro tamam mı? Yo hayır, Gerard Butler’ı es geçmemek gerek. Leonidas rolünden sonra kendisini tanımayan kalmadı, diğer filmlerini es geçememin sebebi, aşağıda yatıyor…

GodsOfEgypt_DOMTrlr1_Texted_HD 2861.tif

Yok Cyclops değil, bizim Horus.

Şimdi bu isimler bize neyi ifade ediyor? Bence bunu bir düşünelim. Açıkçası bir dizi veya film serisi sükse yaptığında, bu yapımların önemli ve sevilen isimleri alınarak bol aksiyonlu, bol görsel efektli, klişe senaryolu bir film çekilir. Eh, bir de bu filmin konseptine benzer ve oldukça tutulan eski bir filmin ünlü oyuncusunu ekleyince, ki yukarıda bahsini ettiğim Gerard Butler işte burada devreye giriyor, işlem tamamlanmış demektir. İşte, Mısır’ın Tanrıları’nda olan da bu. Tıpkı; “I, Frankenstein”da olduğu gibi. Batman serisinden “Two-Face” olarak bildiğimiz ve açıkçası benim “Thank You For Smoking”ten hayran kaldığım Aaron Eckhart’la, Lotr serisinin “Rohan Güzeli” Miranda Otto’nun bir arada olduğu film, tam anlamıyla bir rezaletti. Ama bu noktayı lütfen aklınızda tutun, zira yazının ilerleyen kısımlarında buna değineceğim.

Sadece Görsel Efekt miydi?

Aslında hayır, ciddi anlamda görsel efektlerle donatılmış bir film olsa da, Mısır’ın Tanrıları için sadece görsel efekt, gerisi yalandı diyemeyeceğim. Her ne kadar klişe de olsa, fena sayılmayan bir senaryosu vardı. Aslında kurgunun temeli aynı, tıpkı mitolojide olduğu gibi. Set ve Osiris arasındaki savaş, Set’in Osiris’i öldürmesi, Horus’un intikamını alması. Ortada İsis’le alakalı hiçbir şey yok tabi. Oysa, kocasını yeniden hayata döndürmek için katlanmadığı çile kalmamıştı kadıncağızın. Bence tek başına bir filmi çıkardı. Eh tabi, senaryo ile alakalı bahsinin ettiğim bu olaylar, elbette filmde de var. Yine de, Mısır mitolojisinden bahsettiğim için, kimse bu yazdıklarımın spoiler olduğunu söylemesin lütfen.

İşte o böcek!

İşte o böcek!

Ancak şunu belirtmem gerekli; filmin kurgusunun mitolojiyle alakası yok, değiştirilmiş ve çarpıtılmış gibi kelimeler kullanmak istemiyorum. Zira dikkatli bakınca, yukarıda bahsettiğim gibi kurgunun temelde aynı fakat izleyiciyi etkilemek adına üzerinde bolca süsleme eklendiğini söylemeliyim. Buna en güzel örnek de, normalde insan kral olan tanrıların, bu tanrılıklarını filmde bolca sergilemesi. Örneğin, Horus’un kanatlı ve şahin başlı bir Iron-Man, Set’in de çakal başlı bir War Machine’e dönüşmesi sizi üzmeyecekse, film gayet iyi diyebilirim.

Tüm bunların yanı sıra, bu mitolojik atmosfer sadece tanrıların uçan robotlar olarak ortalarda dolaşmasından ziyade, mitolojik birçok yaratığın filmde gerek ön planda, gerekse arka planda kendilerini sergilemeleri. Fragmanda göreceğiniz devasa kum yılanlarından, Set’in savaş arabasını göklere taşıyan devasa uçan böceklere kadar güzel ayrıntılarla dolu film. Bu arada, Set’in seçilmiş savaşçılarının görünüş olarak 300 filminin Ölümsüzler’iyle tıpatıp aynı olması, beni biraz daha rahatsız etti. Bariz; “Buradan da ekmek yeriz.” mentalitesiyle yapıldığını düşünüyorum.

Yorumlar