Kahramangiller

Moonlight: Hiçlikten İdollüğe Dönüşüm

Kısaca Moonlight’ın konusuna değinirsek; İnsan ilişkileri ve insanın kendini keşfetmesi hakkında zamansız bir film. Moonlight, genç siyahi bir adamın çocukluğundan yetişkinliğe kadar Miami’nin zor bir mahallesinde, hayatta kendine yer edinme savaşını ve büyüme hikayesini anlatıyor.

Hani bazı filmlerin afişlerine baktığınızda az çok fikir sahibi olabileceğiniz filmler vardır ya Moonlight (Ay Işığı) filmi de bunlardan biri. Özelikle bu afişi seçtim ki; çocukluktan gençliğe ve yetişkinliğe kadar uzanan bir öykünün resmi aslında. Ama tabi ki bu kadar basit değil ve bildiğimiz öykülerin çok dışında. Çünkü filmin bir teması eşçinselliğiyle ön plana çıkarken, diğer taraftan verdiği sosyal mesajlar, psikolojik evrilmeler olağanüstü anlatılmış.

Bu arada belirtmem gerek, filmi derinlemesine inceleyeceğim için yazıda bol miktarda spoiler bulunmaktadır.

Moonlight

Juan, Chiron’a Yüzme Öğretirken

Baş kahramanımız Chiron 9,10 yaşlarında “eşcinsel”, “siyahi” ve “fakir” bir erkek çocuğudur. 80’lerde Miami’nin Liberty City isimli bir banliyösünde yaşamaktadır. Aynı zamanda babası olmayan, uyuşturucu bağımlısı bir anneyle yaşamak zorunda kalan bir çocuktur. Mahallesinde çelimsiz, sessiz sakin bir çocuk olduğu için sürekli dışlanan Chiron bir taraftan böyle zor bir yaşam karşısında psikolojik savaşını kaybetmemeye çalışırken, diğer yönden ise cinsel açıdan kızlara mı yoksa erkeklere mi ilgi duyduğunu anlamaya çalışır. Moonlight; zamansal olarak Chiron‘un çocukluktan yetişkinliğe geçişini gösteren “Küçük”, “Chiron” ve “Siyah”  olarak üç bölüme ayrılmış şekilde seyirciye sunulur. Gelin bölüm bölüm filmi inceleyelim.

I. Küçük

Filmimizin birinci bölümünün adı “Küçük” ve kahramanımız Chiron’un küçüklüğüne odaklanır. Chiron kimliğini onaylamayan sisteme karşı giriştiği bir başkaldırının ilk bölümüdür bu asında. Chiron bahsettiğimiz gibi uyuşturucu bağımlısı annesiyle fakir bir banliyöde yaşayan çelimsiz, sessiz, arkadaşları tarafından dışlanan bir çocuk olarak karşımıza çıkar. Kendi yaşında tek arkadaşı Kevin’dır. Yalnız bu bölümde filmin odaklandığı temel arkadaşlık 10 yaşlarındaki Chiron ile 30 yaşlarındaki Juan’dır.

Juan sokaklarda uyuşturucu satarak geçimini sağlayan, güçlü, istediğini alan iyi kalpli bir karakterdir. Sürekli evden kaçan Chiron, Juan ile takılmaya başlar ve gitgide aralarında özel bir bağ arkadaşlık başlar hatta yeri gelir Juan onun için bir baba, abi, arkadaş ve sonunda idolü haline gelir. Bu bölümün diğer en önemli kısmı cinsel açıdan kafasında sorular olması, eşcinselliği pek bilmiyor ama kendisinde bir farklılık olduğunu seziyor.

Chiron bize o kadar hiçlikten doğuşu anlatıyor ki filmdeki samimiyet, abartıdan uzak ve yalınlık hemen bizleri içine çekiyor. Hiçlikten ne şekilde evrileceğini merak ettiriyor seyirciye. Kendine hayrı olmayan annesinin bir de Juan ile arkadaşlığını kesmesini istemesi Chiron için daha karmaşık hale geliyor ve annesinden ruhen uzaklaşarak büyümesine neden oluyor. Oyunculuklar zaten muazzam. Sadece ilk bölümde gördüğümüz Juan karakteri o kadar başarılı ki; Juan rolündeki aktör Mahershala Ali, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar ve Altın Küre’ye aday olmuş, SAG Ödülünün ve Eleştirmenlerin Seçimi Ödülünün ise sahibi olmuştur.

II. Chiron

Filmimizin ikinci bölümünde Chiron artık liseye giden bir genç olarak karşımıza çıkar. Ama hemen şunu anlarız, Chiron’un hayatında pek de değişiklik olmadığını ya da evrilme pek görülmediğini seyirciye çok iyi yansıtılır. Alkolik annenin daha kötüye gitmesi ve kahramanımızın silik karakteri değişmemiştir. Yalnız bu evrede çocukluğundaki gibi her şeyin aynı olduğunu söylemek tamamı ile doğru olmaz. Ergenlik yaşındaki Chiron çocukluğunda aramaya başladığı sorusunun cevabını bulmuştur. Evet Chiron bir eşcinseldir ama bunu kimseye açık açık söyleyemez, bu yüzden ilişkiside olmaz.

Ergenlik Çağındaki Chiron

Eşcinsellik ve kimlik krizi somutlaştırılarak çok iyi yansıtılır burada da yönetmenin payının hakkını vermek gerekir. Çocukluktan beri yaşadığı arkadaşlarıyla yaşadığı sorunları ve dışlanması bu evrede doruk noktasına ulaşır. Okulda sürekli cinsel tercihi yüzünden dalga geçilen ve dayak yiyen biri haline gelir. Tek destekçisi çocukluk arkadaşı da olan Kevin’dir. Kevin’in cinsel tercihi eşcinsellik olmamasına rağmen bir gece kumsalda öpüşürler. Bu Chiron’un ilk deneyimidir ve karmaşık duygular yaşar. O gece hiç aklından çıkmayacaktır.

Bizlere bir şeyler yolunda gidecek, hayatı raylara oturacak gibi gösterirken yönetmen bizi ters köşeye yatırır. Okulun bahçesinde dayak yediği bir gün ona yumruk atanlar arasında Kevin da vardır. Kevin’a yumruk atması yönünde diğer kişiler baskı yapar bu adeta eşitsizliğe, cinsel kimlik tercihine atılan yumruk gibi iner Chiron ve seyirciye. Ona rağmen Chrion her atılan yumrukta ayağa kalkar ama karşılık vermez. Filmin en etkili, can alıcı sahnesi bana göre budur. Her zaman ayağa kalkmakla sistem eleştirisini on ikiden vurur.  Chiron bu süre zarfından kısa bir zaman sonra sınıfa girerek kimsenin beklemediğini yapar. Eline geçirdiği sandalyeyle Kevin’ı kendisine yumruk atmaya zorladığı kişiye bir güzel ölesiye pataklar ve tabi ki polisler gelir, okuldan atılarak hapishaneye düşer.

III. Siyah

Bu bölümümüz Chrion’un yetişkinlik dönemini kısaca gözler önüne serer.  Fakir bir banliyöde dışlanan, pasif, sessiz çocuk tam bir evrim geçirerek adeta çocukluğundaki idolü olan Juan’a dönüşmüştür. Küllerinden yeniden doğmuş farklı bir kişi olarak karşımıza çıkar. O da Juan gibi uyuşturucu satıcısı olmuştur. Tıpkı onun gibi uyuşturucu satarak iyi para kazanmış, dişlerini altın kaplama yapacak kadar değişmiş, Juan gibi klasik bir araba almış, altın bir kolye takmış ve vücut yapmış şekilde bizleri şaşırtır. O sıska, dayak yiyen çocuktan eser kalmamıştır.

Yetişkin Chiron

Aslında bu bölümde tam anlamıyla Chiron’un daha küçükken rol model olarak aldığı kişinin Juan olduğunu anlarız, sonunda hiçlikten idollüğe dönüşümünü tamamlamıştır. Bir gece yıllardır konuşmadığı, haber almadığı Kevin’den bir telefon alır. Şimdi yıllar sonra Kevin ile buluşmak için gittiği şehrine sokakların kralı gibi dönmüştür. Aşçılık yapan Kevin’ın bir çocuğu olmuş ama evliliğini yürütememiş boşanmıştır. Kısaca birbirlerine hayatlarından bahsederler.

Chiron bu evrim geçirmiş haliyle seyiriciyi zaten şaşırtmışken bir itirafta bulunarak daha da şaşırtır bizleri. Kevin’a “Hiç ilişkim olmadı, senden başka bana kimse dokunmadı” diyerek seyirciyle duygusal bağı daha da kuvvetlendirir, vermek istediği mesajı anlatmanın en samimi, abartısız, yalın halidir bu. Filmin sonunda küçük Chiron’u sahilde ayakta mavi ay ışığında yıkanırken gösterirken son bulur.

Değerlendirme

Fakir bir banliyö de bir çocuğun, iyi kalpli bir uyuşturucu satıcısıyla sıra dışı arkadaşlık hikayesiyle başlayan film, git gide daha karmaşık hale geliyor. Cinsel tercihlerini sorgulayıp kimlik bunalımı, abartısız yalın bir anlatımla eşcinsellik arayışı, sisteme eleştirisi ve sisteme baş kaldırış görülmeye değer. Çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik şeklinde üç bölüme ayrılan film baş kahramanımız Chiron’un evrilmesi, kendini arayışı hiçlikten doğup, bambaşka bir kişi olarak karşımıza çıkması seyirciyi tam anlamıyla tatmin etmeye yetiyor.

Her bir oyunculuk gerçekten çok başarılı. Kesinlikle izlenilmesi gerekilen bir film. Ayrıca filmin aldığı ödüller ne kadar doğru bir işin yapıldığını adeta perçinliyor. Golden Globe başta olmak üzere, sayısız kurum ve kuruluşun düzenlediği ödül törenlerinden, 104 ödül toplamış bir film. Moonlight, 8 dalda Oscar adayı ve bu özelliğiyle en iddialı yapımlar arasında kendine yer buluyor. Siz de bu dikkat çekici yapımı izleyip bir şans verin derim.

Yorumlar