Kahramangiller

Nocturnal Animals : Uzun İnce Bir Yol

Edward ve Yazdığı Roman

Edward Susan’ın kendisini terk edip üstüne birde çocuklarını ondan habersiz kürtaj ile aldırmasını uzun yıllar boyunca ancak hazmedebiliyor. 19 yıl sonra belki tesadüfen belki bekleyip bilerek Susan’ın aldatıldığı, yaşadığı hayatı sorguladığı ve en zayıf en kırılgan olduğu bir dönemde ona aralarındaki ilişkiyi kendi gözünden anlattığı bir roman taslağı yolluyor. Romanın Susan’ı çıkardığı içsel yolculuğu ve bu yolculuğun sonunu gören izleyiciler bunu bir intikam olarak addedebilirler. Fakat bu bana göre tamamen Susan’a gerçek dünyayı ve gerçekte zayıf olduğunu göstermek, onun kaçtığı gerçeklerle yüzleşmesini sağlamak için yapılmış bir hamleydi. Romanda Edward Susan ile yaşadıkları ayrılığı Tony karakteri üzerinden işliyor. Tony ailesini kaybedince gelişen olaylar ise bize Edward’ın Susan’dan ayrıldıktan sonra yaşadığı duygusal süreci gösteriyor.

Ray ve ekibi Tony’nin karısını ile kızını vahşice öldürüyor. Tony tıpkı gerçek hayatta Edward gibi pasif ve zayıf birisi. Bu da ailesini kaybetmesine yol açıyor. Tıpkı Edward’ın Susan ve doğmamış çocuğunu kaybetmesi gibi. Bu Tony’nin kişiliğindeki kırılma noktası oluyor ve Tony değişim yaşıyor. Çünkü Ray ve ekibi silahsızdı, Tony ise hiç direnmedi. Ailesinin başına gelecekleri tahmin etse dahi korktu, zayıflığına yenik düştü. Tıpkı Edward’ın Susan’ın gideceğini fark etmesine rağmen onu durdurmak için yeterince çaba sarf etmeyişi gibi. Tony’nin bu değişimi aslında Edward’ın değişimi ve bir öz eleştirisi denilebilir. Ray karakteri ise bir çok kişi tarafından Susan’ın metaforize hali olarak nitelendirilse de bana göre Ray romanda Hutton’u simgeliyordu. Her ne kadar Susan gün geçtikçe annesine dönüşüyor olsa da bu süreci hızlandıran ve Edward’dan kopmasına sebep olan kırılma noktası Hutton ile tanışmasıydı. Hutton Susan’ı ve doğmamış çocuklarını Edward’dan çalan kişiydi. Tıpkı romanda Ray’in Tony’ye yaptığı gibi. Edward yazdığı romanı Susan’a yollayarak Tony’nin Ray’i öldürdüğü gibi kendisi Susan’ın içindeki Hutton’a ve onunla aralarındaki ilişkiye dair son umut kırıntılarını öldürüyor. Susan Hutton’u tamamen bitirip Edward ile buluşmaya gittiğinde ise Edward Susan’ın gerçekleri tamamen görebilmesi ve zayıflığını fark edebilmesi için buluşmaya gitmeyerek Susan’ın içinde kendisini de öldürüyor. Tıpkı Tony’nin Ray’i öldürdükten sonra ölmesi gibi.

Yani Edward aslında amacına ulaşıyor. 19 yıl önce Susan ve annesinin düşündüğü gibi zayıf birisi olmadığını, o halinden geriye bir şey kalmadığını söylüyor. Ve bunu Susan’ın beğenmediği, yeterli görmediği yazarlığı ile yapıyor. Çünkü yeni Edward’ın en güçlü silahı odur. Aynı zamanda Edward dedektif Boby Andes karakteri ile Susan’ın görmek istediği güçlü ve sert yanını metaforize ediyor romanında. Fakat Boby film sona yaklaştıkça ölüme yaklaşıyor kanser olduğu için ve Ray öldükten sonra onu bir daha görmüyoruz. Edward ne eski zayıf Edward’dır ne de Susan’ın istediği gibi güçlü birisidir. Filmde Edward’ın aksine Tony’nin biraz fazla gerçek dışı bir korkak yapısı vardı bana göre. Lou ile arabada baş başa kaldıklarında yaşadığı çaresizlik veya Ray ve Lou ile kulübedeyken tepki veremeyişi biraz abartı duruyordu. Onun  haricinde Edward ve romanındaki karakterler gayet güzel işlenmişti. Ayrıca belirtmeden duramayacağım, filmde diyaloglar için seçilen konular hepimizin gündelik hayatta konuştuğu, düşündüğü veya muzdarip olduğu temel mevzulardı. Gelecek kaygısı, ertelenmiş hayaller, feda edilmiş duygular… Hayali karakterlerin ağzından bu tarz gerçekçi konular üzerinde fikirler duymak bence filmi daha bir empati kurulabilir yapmıştı.

Yazının başında ülkemizde bir çok gencin bilinçli olarak emekliliğe hazırlanmasından dem vurmuş ve gerçekten ihtiyacımız olan şeyin risksiz, garantici ve statü sahibi olduğumuz bir yaşam biçimi olup olmadığını sorgulamıştım. Nocturnal Animals filmi aslında bu konuda izleyenine fikir veren bir konuya ve işleyiş biçimine sahip. Bu tarz izledikten sonra hayatımızı ve seçimlerimizi sorgulatan filmleri oldum olası sevmişimdir. Ve bunların en başında benim için Mr. Nobody filmi gelir. Eğer zamanınız varsa diye Mr. Nobody ile ilgili inceleme yazımı da şuraya bırakıyorum.

Mr.Nobody: Seçmek ya da Seçmemek, İşte Tüm Mesele Bu!

Peki bunun geek kültürü ile alakası ne? Öncelikle gerilim damarı olan, film içinde kitap olan, metaforlara dayalı, alt metni kuvvetli bir film olduğundan ötürü geek kitlenin sevebileceği bir film. Fakat filmi kendisini geek olarak nitelendiren birisinin neden izlemesi gerektiği sorunun cevabı ise filmin “tutkularımızdan vazgeçip maddi şeylere önem vermememiz” yönünde bir mesaj veriyor olması. Geek insan tutkuludur, bir işi ondan zevk aldığı için yapar maddi kazanç için değil. Tutku ve manevi tatmin duygusudur mühim olan. Hayallerinizden vazgeçmeyip, tutkunuzdan ödün vermeyip, hedefinize emin adımlarla gittiğiniz bir yıl olur umarım 2017 ve ondan sonraki tüm yıllar.

Yorumlar

  • Kemal Kenru

    Mesut yazı güzel olmuş eline sağlık. Sadece geek kültürüne değil edebiyat ve sinema kültürüne sahip herkese hitap eden bir filmdi. Edward’ın kitabı kısmında nadir sevdiğim Türk filmlerinden BArda filmi sürekli aklıma geldi.Tespitlerin ve çıkarımların çok doğru.