Kahramangiller

Oryantal Esintili Ölümsüz Bir Aşk Hikâyesi: Only Lovers Left Alive

“Dolaşık haldeki bir parçacık ikiye ayrılıp her iki parça birbirinden ayrılırıp evrenin iki farklı köşesine bile konsa, birinde bir değişiklik yapıldığı ya da herhangi bir şekilde bir etkileşime sokulduğu takdirde, diğer parça da aynı şekilde değişir ya da etkileşime girer.”

Einstein’ın Dolanıklık Teorisi’ni yorumlayıp bir film yapmayı da ancak Jim Jarmusch gibi bir deha akıl edebilir.

Elbette kuantum mekaniğine özgü bir konu olan (ve ispatlanmış bir teori olan) Dolanıklık Teorisi’ni (Quantum entanglement) açıklamaya çalışmayacağım. En basit haliyle dolanıklık teorisi, uzay ve zamandan bağımsız olarak ele alındığında, dolaşık haldeki iki nesnenin (elektronun) birine yapılan bir etkinin, aralarındaki mesafe ne olursa olsun, diğeri tarafından eş zamanlı olarak hissedilebilmesidir. Peki ya söz konusu durum, bu iki dolaşık nesne insan olduğunda ne olur? Aşkları yüzyılları aşmış, neredeyse nesneleşmiş ve birbirlerine görünmez bir bağla bağlanmş hale gelen iki âşık hissedebilir mi gerçekten birbirini?

Jim Jarmusch

Jim Jarmusch

Kendisini Night on Earth, Dead Man, Stranger Than Paradise ve Coffee and Cigarettes gibi bağımsız filmlerle tanıyıp çok sevdiğimiz Amerikalı ünlü ikonik yönetmen Jim Jarmusch, 2013 yapımı bu katıksız aşk masalında bizleri gerek hikâye anlatımı gerekse yarattığı atmosferle adeta büyülüyor. Festival zamanı İstanbul’un tuhaf bir sinema salonunda seyredip aylarca etkisinden çıkamadığım, zaman içinde müziklerine müptela olduğum ve arada açıp tekrar tekrar seyrettiğim bu enfes filmi yorumlamaya neresinden başlayacağımı bilemeyip, yazıp yazıp sildiğim paragrafları zihnimde toparlayıp imleci beyaz sayfa üzerinde ilerletmeye karar verdiğim akşam, ilginçtir ki yine bu filmi seyrettiğim bir akşama denk geldi. Benim için o kadar özel bir filmden bahsedeceğim size ve üzgünüm, tarafsız olmayacak yorumum.

Only Lovers Left Alive (Sadece Âşıklar Hayatta Kalır), günümüz dünyasında birbirlerinden kilometrelerce uzakta yaşayan iki âşığın hikâyesi. Asırlara meydan okumuş bir aşkın hikâyesi. Bir Adam (Adem) ile Eve (Havva) hikâyesi. Efsunlu bir hikâye. Kanlı bir hikâye. Çünkü âşıklarımız birer vampir.

Only-Lovers-Left-Alive-1

Filmin açılış sahnesi tam anlamıyla bir görsel ve işitsel harikuladelik, öyle ki kişisel listemde gelmiş geçmiş en iyi açılış sahneleri arasında ilk üçümdedir. Ekranda dönen devasa bir plak, Wanda Jackson’ın çılgın vokalleriyle kulaklarımıza Funnel of Love melodilerini doldurur, daha sonra plağın görünümü bir an, upuzun, keçe gibi saçları ve bembeyaz teninin üzerine giydiği yaldız işlemeli kaftanıyla yatağında uzanan Eve’e (Tilda Swinton) kayar, bir an çıplak (evet çıplak) kucağında antika lavtasına sarılmış vaziyette, rockstar boyalı saçları ve siyah dar pantolonuyla yatar vaziyette oturan Adam’a (Tom Hiddleston) kayar. Bir bütünün iki parçasını oluşturan âşıklarımız, Funnel of Love eşliğinde bir süre gözleri kapalı, trans halinde dönerler ve sonra gözlerini açmalarıyla film başlar.

Only-Lovers-Left-Alive-2

Hikâyemiz, Detroit’te münzevi bir yaşam süren gizemli müzisyen, virtüöz ve enstruman koleksiyoncusu olan Adam’la başlar. Adam, kiralamış olduğu eski evin içinde tüm gün müzik dinler ve birbirinden farklı enstrüman ve alet edevatıyla müzik yapar, dış dünyayla yalnızca underground müzik piyasasıyla yakından ilişkili olan Ian isminde bir genç vasıtasıyla iletişim kurar. Ian ona, başta antika ve özel yapım enstrümanlar olmak üzere, istediği her şeyi temin eder ve karşılığında yüklü paralar alır. Adam son derece içine kapanık, mutsuz ve melankolik bir adamdır. Bunun nedenlerinden biri, diğer yarısından ayrı yaşaması da olsa, yine de Detroit’te kalıp müzik yapmak onu tatmin eder. Adam, gündüzleri uyuyarak, geceleriyse müzik yaparak ya da kan gereksinimini karşılamak için doktor kılığında yakınlardaki bir hastanede çalışan bir görevliden para karşılığı temiz kan almak için dışarı çıkarak geçirir. Vampirlerimiz insanlardan kan içmezler, çünkü tüm canlılara karşı büyük bir sevgi duyarlar, ayrıca dünyayı ve su kaynaklarını, hatta kendi kanlarını bile kirletmiş olan insanlardan hastalık kapmaktan korkarlar.

Yorumlar