Kahramangiller

Resident Evil The Final Chapter – “Son” mu Acaba?

Gelin Resident Evil serisinin son bölüm diye pazarladığı ama “son olmama” ihtimali olan filmini inceleyelim. Gerek ana materyali olan video oyunlarında yarattığı atmosferik korku ögelerinin kullanımı olsun, gerek karakter seçimleri olsun; bir çok hayran tarafından takip edilen bir seri Resident Evil. Bu serinin filme uyarlanan ve isminden de anlaşılacağı üzere “Son Bölüm”ü olma sözü veren eseri hakkında ise, kurgusal anlatım metoduyla ve kullandığı bildik korkutma yöntemleriyle ait olduğu seriye kötü bir son koydu diyebiliriz.

Sinema sektörü erken dönemlerinden modern dönemlere kadar, seyirciyi yormayan ve her şeyi olduğu gibi aktarmayı tercih eden filmlerden oluşurdu. Arada ezber bozan filmler kült kategorisine geçiş yapar, fakat genel olarak biz seyirciler filmlerden beklentileri karşılanmış olarak çıkar ve “Bu film de böyle bitti.” derdik. Fakat artık işler değişti. Günümüz teknolojisinin modern sanatlarda kullanımı ve hikaye anlatımının karmaşıklığı, artık sinema sektörünün bu yönde planlanan ürünler sunmasına neden oluyor. Bu durum da yönetmenlerin aynı formülleri defalarca önümüze koyduğu filmlerle karşılaşmamıza yol açıyor. İşte Resident Evil son kategorideki serilerden sadece birisi. İlk filmdeki “setting”i son bölüme kadar taşıyan seri, izleyicide “meh” bir tat bırakıyor. “Son bölüm”, benim açımdan hem teknik hem hikayesel olarak bir hayal kırıklığı oldu. Bu hayal kırıklığım “son bölüm”den çıkar çıkmaz beni düşünceye itti. Video oyunlarını sırasıyla oynamaya çalışmış ve oynarken bir yandan da acayip tırsmış bir oyuncu olarak beklentilerimin hiçbirini sağlayamadı.

“Neo muyum neyim?”

Oyun Serisi Olarak “Resident Evil”

Resident Evil, yıllardır severek oynadığım bir oyun serisi.  Kendine has karanlık ortamı olsun, korku teması olarak orijinal olmasa da var olan korku & bilimkurgu & psuedo-science kültlerinden seçmeler olan zombi , virüs ve salgın hastalık gibi ögeleri iyi bir şekilde harmanlayarak bizleri kendisine bağlayan bir seri. Oyunlarının sonundaki plot twist’leriyle ve karakterlerin  sonlarının oyun içerisindeki aksiyonlarına göre şekillenmesiyle ve de en önemlisi karakter çeşitliliğinin hikayeye kazandırdığı derinlikle FPS Horror oyun serilerinin içinde hep özel bir yer edindi. Oyunlarında yerinde “jumpscare” kullanımlarıyla oyuncularda yaratılan gergin hava kendi fan kitlesini oluşturmasındaki en büyük etkenlerden birisi. İlk oyunun ardından dünya çapında ses getiren ve uluslararası piyasaya bir “remake” ile tekrardan giriş yapan oyunun başarısı hem devam oyunu hem de bir live-action uyarlamayı beraberinde getirdi.

Sinema Serisi olarak “Resident Evil”

Serideki filmlerin oyunlardaki en bariz özelliklerden olan farklı karakterlerin aynı evrene olan bakış açılarını yansıtan bir biçimde kurgulanması ve bize oyunlardan farklı olarak Chris ve Jill’in bir nevi karması olan Alice karakterini kazandırmıştır. Karakterin sırf film evreni için  yaratılması ve oyuncu olarak Mila Jovovich’in güzel performansıyla en beğenilen ve takip edilen video uyarlaması serisine dönüştü.

“Kaç kişi geliyorlarmış?”

İlk iki filmin özgün karakterlerin hikayelerini anlatması olumlu bir özelliktir. Ki filmde kullanılan Claire Redfield bir hatadır. Çünkü aslında kendisi video oyunlardaki Chris Redfield’ın karakterinin kopyasıdır ama ilerleyen filmlerde Chris’i Claire’in kardeşi olarak tekrardan seriye sokmuşlardır. İşte bunlar hep pazarlama! Ayrıca ana hikayeye alternatif başka mekanları (Los Angeles) ve kurguları (Alice ve klonlarını içeren Project Alice) da ekleyip göstermeleri de genişletilmiş bir evrene olanak sağlamıştır. Ki bu durum da oldukça olumludur. Fakat ilerleyen devam filmlerinde Mila’nın kendini tekrar eden oyunculuğu ve aynı hikaye anlatım mekaniğini tekrar tekrar kullanmaya çalışmaları oldukça sıkıcı hale getirmişti film serisini. Bu durum her filmde Mila Jovovich’in ününe ün katmasına e doğal olarak her filmde de Alice karakterinin etrafında dönmesine yol açmıştı. Mila’nın güzelliği de buna eklenince film serisi hikayeden çok görselliğe önem veren ve video oyunlardan kopuk, kolpa hikaye ögelerini ana evrene dahil etmeye başlamıştı.

Son Olmama İhtimali Olan “Son Bölüm”

5. oyunun başarısı ile video oyundaki hikayeyi film serisine taşımak isteyen yapımcılar güzel bir birleşme ile bunu başardılar. Fakat gelin görün ki eğer bir şeyi sonlandırmak istiyorsanız onu gerçekten sonlandırmalısınız. İşte Son Bölüm analizimiz burada başlıyor. Serinin ana temalarını intro sahnesinde çok güzel bir kurguyla anlatmaya başladılar. Bu bana umut verirken daha sonrasında izlediğim yaklaşık 20 dakikalık “jumpscare” sekansı oldukça ucuz hale getirdi filmi. Sonrasında ise hikaye boşluklarıyla beraber tamamen bir çorba oldu. Öyle ki bir sonraki sahnedeki repliği ve jumpscare’i tahmin edip kendimi hem gülmeye hem de korkmamaya hazırlayabiliyordum. Gerisini siz düşünün.

Bütün Kızlar Toplandık!

Bu durum aslında ana materyal olan Resident Evil oyun serisinde de bulunan bir özellik.  Oyunlarda tam korku dolu anlar yaşarken ara sıra jumpscare’lerini tahmin edebilsem de, büyük bir zevkle oynardım. Ama bunu filmde tahmin etmek inanın çok sıkıcı bir deneyimdi. Özellikle sonlarına doğru hikayenin nereye gideceğini ve Arka Sokaklar minvalinde “camera shake”lerle verilmeye çalışılan aksiyon hissi kekremsi tatlardan en küçükleriydi. Filmin en büyük ilk günahı “Çehov’un Silahı” anlatımını gözümüze soka soka yapması. İkinci günahı ise final filmi olarak pazarlanıp isminin son bölüm konulmasına rağmen hikayede bırakılan ucu açıklıktı.

Evde “Arka Sokaklar” izleyip hafta sonu arkadaşlarınızla ciddi ciddi Türk Korku Sinemasından birbirine benzeyen 8082783. filme gidiyorsanız, bu film tam size göre! Ama bence VR deneyimli son oyununu gidin alın ve oynayın daha iyi. İyi seyirler.

Yorumlar

  • ılgaz yiğit Dogucu

    Bu son olsun daha fazla bu leşlikte Resident Evil filimi bu bünye kaldırmaz

  • Kemal Kenru

    Yazının tamamına ek olarak size şunu söyleyebilirim: “Filmini izleme abi git oyununu oyna vallahi bak!” 😀