Robot Tarihinin En Sıradan Filmi – Bumblebee

Başlıktan da anlaşılabileceği üzere, Bumblebee ile paçalarını söyledikleri saçmalıklardan kurtarmak isteyen kamera arkası beyinlerimiz, bu film ile Transformers tarihine asla yakışmayan, uymayan ve boş kaçan bir yapım eklemiş oldular. Yani yine bir yerlerden konu üretme çabasına girip bu sefer de başka yerlerinden patlak veren, 3. film ve sonrasında alıştığımız tekrarlar bütünü. Nereden başlasam diye şaşırdığım anlardayım, gerisini siz düşünün…

Filmin Çıkış Amacı

Hepimiz bu amacın Transformers: The Last Knight  içinde gördüğümüz, filmin kendisini kurtarmak için “Ya aslında Bumblebee çoktaan gelmişti de dünya üzerinde hiç kimse(!) bilmiyordu.” dediği cümlenin çok tepki alması olduğunu biliyoruz. Filmin neredeyse en çok dikkat çeken tersliği buydu. E hal böyle olunca, izleyenlerin de Bumblebee’ye ayrı bir sempatisi oluşunca bu insanlar neden ona solo film çekmesin değil mi? Asıl çekmeseler tuhaf kaçardı zaten!

Bumblebee Tamam da Bu Konu…

Aslında filmin ikinci kısmına kadar her şey harika. Cybertron’u kaybeden Autobotlar, onu geri kazanabilmek için evrende üs arıyorlar. Elbette bu üs Dünya olarak seçiliyor. Tamam makul bir neden, ama Bumblebee’nin gezegene o girişi, girer girmez biri üst yetkili olmak üzere birçok askerle karşılaşması, sonra birden basit bir arabaya dönmesi, yahu kim bunu nasıl bilmez? Düşünsenize askeri eğitim sırasında dev bir robotla karşı karşıya kalıyorsunuz, başka bir robot geliyor ve savaşıyorlar, sonra diğer robot kaybolurken bizim sarı efendi basit bir arabaya dönüşüyor. Sonra da vay efendim kimse çıkıp yahu bu robotlar nereye gitti, gezegenimiz tehlike altında mı, üstlerimize haber mi versek demiyor ve hafızaları silinmişçesine unutuveriyorlar? Aynen, serin hikaye…

Lakin gelin görün ki biz bu senaryo hatalarını, eksikliklerini ve saçmalıklarını iş Transformers olunca zaten önemsememeye alıştık. Hadi diyoruz artık aksiyonuyla, görselleriyle, aman efendim heyecanıyla kapatıyor. Nasıl bir özgüvendir anlamadığımız üzere bu filmde o da yok! Bu nasıl Transformers be canlarım? Nerede bunun aksiyonu, robo-dövüşleri falan? Bildiğiniz ana karakterin ergen halleri, ailesiyle kavgaları ve kendi çatışmasını gördük. Böyle Transformers mı olur? Yok işte Charlie depresyonda, yok işte Charlie milletin içinde rezil olup duruyor, yok işte Charlie cesaretini toplayıp Bee’ye destek oluyor… Hayır yani ergen birinin başından geçen olaylar karşısında duruşunu ve gelişimini izlemek istesek, açarız hemen Netflix ergen bölümü, bitti!

Bumblebee Kaçıyor, Yine Kaçıyor, Daha Fazla Kaçıyor!

Filmde zaten Bee ile alakalı gördüğümüz 2 aksiyon türü var: Dövüş ve kaçış. Bilin bakalım hangisi ötekinin yaklaşık 4 katı kadar daha uzun… Hadi ilk dakikalarda kaçması gerek onu anlarım. Ama bakıyorsunuz; gezegenden kaçıyor, polisten kaçıyor, askerden kaçıyor (yaklaşık 3 kez), polis ve askerden aynı anda kaçıyor vs… Bu ne o zaman? Kaç babam kaç, diğer iki robotun nerede olduğu belli değil, düşman çağıracaklar belli, yine Bumblebee yakalanıyor. Yahu gareziniz ne bu zavallıya sizin? Durup durup Bee’ye dev oklar fırlatıyorlar… Neden güzel asker arkadaşım, NEDEN!? Hiç mi kimse Bumblebee’nin 2 katı olan 2 robotun ne haltlar yediğini merak etmez ya!

Bunlar Daha Ne ki…

Bundan kötüsü yok mu sanıyorsunuz? Hem de neler neler var. O duygusallık nedir, lütfen biri açıklasın… Tamam ya anladık Charlie ile Bee arasında güzel ve önemli bir bağ var, gerçekten anladık şunu gözümüze gözümüze sokmayın! Resmen Shape of Water’dı film be! Baya baya Shape of Water’dı bu arada, asla dalgaya almak için söylemiyorum. İşte Bee’nin suya batması, Charlie’nin suya dalması, ikisinin orada bir yine kusma etkisi yaratan samimi anları, komutanın gidin izin veriyorum demesi… Alın size başrolleri değişmiş Shape of Water.

Yok bir de Bee’nin Charlie zarar görünce gaza gelip agresifleşerek her yere saldırması, gözünün kıpkırmızı olması yok mu… Asla sallamıyorum, o sırada sinemada koltuğumda sinirimden tepiniyordum! Bu  nasıl bir aptallıktır? 2006 yapımı drama-romantizm filmi mi izliyoruz biz? Bu nasıl bir klişedir! Sırf şu eleştiriyi yazabilmek için katlandım, çok zor zamanlardı…

Harcanan Efektler

Efektleri diğer filmlere göre bir tık daha farklıydı, ben oldukça beğenmiştim doğrusu. Sadece bunları yeterince görememiş olmamızdan mütevellit sıkıntılar var. Neden diye sormaya gerek yok, çünkü dediğim gibi; aksiyon yok… Hani olsa şöyle aksiyon, bir heyecan unsuru harika bir efekt şelalesi göreceğiz ama yok! Onun yerine Charlie’nin yamaçta milletin önünde uzun zaman sonra dalış yapmaya korkmasını görüyoruz. Bayağı derin mevzular, ben kalpsizim herhalde!

Haddini Aşan Komedi

Komedi zaten Transformers filmlerinde genel olarak gördüğümüz etkenlerden. Ama tabii ki onu da mahvetmeden duramamışlar… Sırf komedi olsun diye yaratılan o sahneler… Olay yerine askeri araçlardan bisikletiyle daha hızlı varan Memo’yu sadece bir espri sahnesi için orada görmek… Aman diyeyim askeri üste hiçbir askerin(!) olmaması? Sadece bilim insanının olması… Askerlerin üsse bilim insanı “Biz bi’ boklar yedik ama…” lafı üzerine gelmeleri! Aslında bir bakıma trajikomik sahneler bunlar.

Esprilerin yerlerde sürünmesi, aşırı basit ve çocukça olması, Disney filmlerini anımsatması bölümüne asla girmiyorum elbette, siz onu anlamışsınızdır… Çünkü ben daha fazla konuşamayacağım.

Bu Değişim Nasıl Olmuş?

Transformers, 3 emelin avucunda çalkalanıp gidiyor. Başta çocuk nesle hitap etmek için oluşturulan evren, film gidişatıyla bunu ortadan kaldırıp ciddi olayların içine giriyor. Ancak bu yolda da malzeme kıtlığından ötürü sapmaması gereken seçimler yapıyor. Sonra da bu yöndeki tüm olumsuz tepkilerin ardından Bumblebee ile daha çok ergen bir moda bürünmeye çalışıyor.  Burada sorun oluşturan kısım şu; belirli bir çizgileri yok. Bir serinin çizgisini bu şekilde sürekli değiştirmesi mutlaka bir kitle kaybına yol açar. Birini seçip ille film çıkaracaklarsa eksiksiz ve güzel, açıklama için başka bir film çekmeyi gerektirmeyen, eserler oluşturmaları lazım. O yüzden ciddi ciddi gidip birden ergen dönmeleri yanlış. Onca zamanda oluşturulan serinin kendine has havasına itiraz ediyorsunuz çünkü. Oysa ergen moda çekilmeden, mantıklı bir açıklama sunulabilirdi.

Mesela; ilk kısım aynı kalıp ikinci kısımda daha çok hareketlenme görebilsek, Bee öyle köprüden geçen her arabanın görebileceği bir yerde dönüşmüş olmasa, robotlar öyle resmi seviyelere ulaşmasa (çünkü resmi seviyelerde her hamlenin kaydı vardır, gelecekteki filmlerde mutlaka onları ilk kez görmemiş insanlar, belgeler olması gerekirdi) çok harika toplamış olurlardı 5. filmi. Üstelik Bee de daha makul ve yarattıkları tarza uygun olurdu. Son Şövalye ile bağ kurup gelecekteki ilk filmi bir hayli unutmuşlar.

Hoşsun Ama Boşsun Bumblebee

Ben genellikle filmleri gömmeyi çok seven, kötü eleştriler yazarken oturduğum yerde cadı gülüşü yapan ve bundan zevk alan biri değilimdir. Aksine elimden geldiği kadar objektif; iyiyi de kötüyü de gösteririm. Ama bu filmde iyi yok ki… Gerçekten yok, lafın gelişi söylemiyorum. Sadece Bumblebee çok tatlıydı o kadar. Kuzum benim. Ama o kadar işte, gerisi yok… Keşke olsaydı evet, ama yok…

Bu konuyu, senaryoyu Transformers’ta yapmasalar, işte o vakit çok daha olumlu yorumlarda bulunabilirdim. Onun yerine çıkıp bunu Transformers’a verirsen, ortalık böyle kızışır işte… Sizin fikirlerinizi bilemeyeceğim, atladığımı, fazla abarttığımı düşündüğünüz yerler varsa yoruma yazmaktan çekinmeyin. Bu denli gömmek az olmuş, ben de şöyle şöyle gömmek istiyorum derseniz, zevkle beklerim efenim.

Yorumlar