Kahramangiller

Star Trek: Beyond – Analiz Tahmin ve Anekdotlar

Star Trek hakkında bir kıyamet içerik kaleme almış biri olarak şunu söyleyeyim; bu yazı benim için gerçekten çok önemli! Zira Kahramangiller’in yayın hayatına başlamasından bu yana ilk kez bir Star Trek filmi gösterime giriyor ve ben analiz etmek üzere klavye başındayım!

Şimdi bileni var bilmeyeni var. O yüzden devam etmeden önce şunun altı mutlaka çizmek isterim: Star Trek, en az Star Wars kadar alt kültürün önemli bir parçasıdır. Ancak türlü sebeplerden ötürü ‘Trekkie’ olarak adlandırılan Star Trek fanları bizim memlekette yeşerme fırsatı bulamamıştır. Çok yakında bunları yeni başlayanlara yönelik bir Star Trek yazısında detaylıca anlatacağım. Elbette o zamana kadar Star Trek hakkında kaleme aldığım diğer yazılara da göz atabilirsiniz:

Star Trek Yazı Arşivimiz

Son olarak da rahat bir vicdanla yazıya devam etmek adına, her Analiz, Tahmin ve Anekdotlar yazısında olduğu gibi, bu yazının da hatırı sayılır derecede SPOILER içereceğini, dolayısıyla eğer filmi izlemediyseniz uzak durmanızın sizin lehinize olacağını beyan ederim.

Yılan Hikayesine Dönen Fikir

Star Trek ismini taşıyan filmlerinin 13’üncüsü olan Star Trek: Beyond, 2009’da reboot edilen, yani hikayesi sıfırlanan Star Trek filmlerinin de üçüncüsü oluyor. Aslında ‘reboot’ terimi burada biraz yetersiz kalıyor. Zira 2009’da gösterime giren Star Trek adlı film, bir dereceye kadar da olsa Star Trek: The Original Series‘in prequel’i niteliği taşır. Yani hikayesinde söz konusu serideki karakterlerin geçmişlerine de yer verir.

"Hep böyle bir gemim olsun istemiştim!"

“Hep böyle bir gemim olsun istemiştim!”

Star Trek için bir prequel çekme fikri kesinlikle yeni değil. 1968 yılında Star Trek: The Original Series’in üç sezon sonunda yayından alınmasının ardından serinin yaratıcısı Gene Roddenberry, kadronun akademi yıllarını anlatan bir film çekmeyi düşünmüş, ancak projeyi hayata geçirememiştir. Benzer bir fikir, 80’li yılların sonunda yapımcı Harve Bennett tarafından bir daha gündeme getirilir. Ancak Paramount Pictures her ne kadar ilk başta projeye sıcak baksa da, fanların orijinal oyuncu kadrosuna olan bağlılığı sebebiyle 1991 yılında gösterime girecek olan Star Trek VI: Undiscovered Country’nin çekilmesi daha uygun bulunur. Bu da Star Trek filmlerinin efsane yapımcısı Harve Bennett’in Star Trek’ten temelli uzaklaşmasına sebep olan olay olarak tarihe geçer.

Zaman akıp gider. Star Trek VI: Undiscovered Country’den sonra dört yeni Star Trek filmi daha çekilir. Hatta kaşla göz arasında Star Trek: The Original Series’in kadrosu, beyazperdedeki yerlerini Star Trek: The Next Generation‘a devreder. Bir yandan da Star Trek: The Next Generation’dan sonra üç yeni seri daha gösterime girmiştir. Ancak 2002 yılında gösterime giren ve gişede bekleneni karşılayamayan Star Trek: Nemesis beyazperdede, 2005 yılında dört sezon sonunda yayından kaldırılan Star Trek: Enterprise ise televizyonda Ster Trek’in sonunu getirecektir. Basit bir hesapla beyazperdede 24, televizyonda ise 18 yıl üstüne ilk defa Star Trek adını taşıyan hiç proje olmadığı bir döneme girilmiştir.

Eski Kadro Olsun, Ama Yeni Olsunlar!

Yıllar sonra yeni bir Star Trek senaryosu yazmaları için ağır Star Trek fanı olan Roberto Orci ve Alex Kurtzman görevlendirilir. Yönetmen koltuğuna ise J.J. Abrams oturtulur. Belki hatırlarsınız, J.J. Abrams ilk filmin başlarındaki bir sahnede James T. Kirk’ün çocukluk haline yer vermişti. Kirk, üvey babasının 1965 model Corvette Sting Ray’ini Beastie Boys’un Sabotage adlı parçası eşliğinde uçurumdan aşağı bir güzel yuvarlıyordu. Her ne kadar Abrams bunu inkar etse de, bu sahneyle özellikle eski fanlara ‘Bu babanızın Star Trek’i gibi olmayacak!’ mesajı vermek istediği iddia edilmişti. Abrams’ın gerçek niyeti neydi bilinmez, ancak bu yeni ortamı sağlamak için filmin en başında bir zaman kırılması yaratılmış, tüm hikaye de şimdilerde “Kelvin Timeline” adı verilen alternatif bir evrene taşınmıştı. Böylece filmin senaristleri Roberto Orci ve Alex Kurtzman özgürce hikaye yazabilecekti.

Abrams ve 2009 Star Trek kadrosu

Abrams ve 2009 Star Trek kadrosu

Konu Star Trek olunca J.J. Abrams’ın birikimi yurdumuzun tipik alt kültür takipçileri ayarındaydı. 60’lı yılların Star Trek: The Original Series’indeki Kirk ve Spock’lı kadrodan ötesini bilmiyor, hatta önemsemiyordu. Külliyatın kalanı ona göre ‘ismi Star Trek olan uzay maceraları’ idi. İş sinema filmlerine gelince de tercihini çocukluğundan beri Star Wars’tan yana kullanmıştı (Çok mu tanıdık geldi?). Tüm bunları göz önüne aldığınızda Abrams’ın Star Trek’in başına getirilebilecek en kötü yönetmen olduğu izlenimine kapılabilirsiniz. Ancak ister Star Trek hakkında dağ gibi bilginiz olsun, ister daha yeni tanışmış olun şunu çok iyi anlamalısınız: 50 yıllık Star Trek tarihinde, özellikle kırılma noktalarında her zaman Star Trek konusunda evvelden çok bilgisi olmayan, hatta daha önce tek bir bölüm bile izlememiş kişiler çok önemli hizmetler vermiş ve markayı ileri taşımıştır. Buna örnek olarak dillere destan Star Trek II: The Wrath of Khan’ın yönetmeni Nicholas Meyer’i ve Star Trek: Voyager‘ın efsanevi kaptanı Kathryn Janeway’i canlandıran Kate Mulgrew’i gösterebiliriz.

Basitçe, Abrams’ın imzasını taşıyan ilk Star Trek filmi fanların türlü eleştirilerine rağmen en yüksek IMDB, Rotten Tomatoes ve Metacritic skorlarına sahip olan Star Trek filmi olarak tarihe geçmiştir. Sizler de benim gibi bu puanları otorite kabul etmiyor olabilirsiniz. Ancak çoğunluk izleyicinin film seçerken bunları dikkate aldığı, bu şekilde de Star Trek’le tanışma şansı yakalayabileceği gerçeğini göz ardı etmemek gerekiyor.

Yorumlar

  • Cihan Türe

    Yazı bazı fikirlerimi değiştirdi ama filmdeki olay ve diyaloglarda (özellikle diyaloglarda) çok fazla klişe barindiriyor. Tam “sakın o cevabı verme çok klişe olacak” diye düşündüğüm her yerde o cevabı o tepkiyi verdiler. Star trek candır ama film bana zayıf geldi…

    • Klişe diyalogların büyük bölümü “gönderme” yapmak için öyle. Trekkie’lere hitab edeyim derken külliyata hakim olmayan vatandaşı es geçmişler.

  • Kemal Kenru

    Fast and Furious serisindeki bir filmde kullanılan Vin Diesel’in havada kızın elini tutmasıyla kızı kurtarması sahnesi vs Star Trek Kirk-Jaylah sahnesi. Justin Lin bana göre Star Trek çekmemeliydi. Ama yazın süper abi orası başka. Filne olan puanımı 5ten 6 yaptın en fazla. Ne bileyim üzgünüm hala.

    • Git köşede üzül, bana ne? 😀

    • Aitor

      En azından J.J. “Rezil Hırsız” Abrams çekmedi. Yoksa daha fazla üzülürdü Trekkieler.

  • Mesut Gülecen

    İzlerken sıkıldım istemsizce :/ Karakterler arası etkileşimi, karakter gelişimini ve ana kötüyü yeterince iyi işleyemedikleri kanaatindeyim. Külliyata hakim birisi olmadığımdan göndermelerin de tadını alamadım. Dolayısıyla Star Trek evrenini yeni üçleme ile keşfedenler için son derece sıradan ve zayıf bir film gibi geldi bana.

  • Bay_Karamsar

    Sürünün filmin başından sonuna doğru ki nüfus artışı ve mağlup edilirken yaşananlar, açıklamanızla daha anlaşılır oldu. Ne kadar teşekkür etsem az olur.

    Eski ekibin anıldığı sahne, seriye azıcık aşina olan benim bile kalbimi sızlattı :(.

    Anton Yelchin’in Chekov performansına, bereket versin, daha fazla şahit olabildik. Gemi düştükten sonra Scotty ile ilk defa karşılaştıklarında, tuzaktan kurtulur kurtulmaz ayağa kalkıp kucaklaşmaları çok içtendi. Yelchin’in vefatı sebebiyle o minicik anda gözlerim doldu :(.

    Film genel itibariyle, dizi bölümünün uzun versiyonu gibi hissettirdi.

    Bu ekibin filmleri eğlenceli. Gene de, bu seri üzerinden biraz yanıltıcı bir Star Trek reklamı yapılıyormuş gibi hissediyorum.

    Yeni dizi gelsin.

    • Rica ederim. Star Trek TV kökenli olduğu için ister istemez uzun metrajlı filmleri de duble dizi gibi oluyor. Filmle ilgili analiziniz tamamen doğru, yine de film seyirlikti. Ben de Discovery’i heyecanla bekliyorum…