Kahramangiller

Warcraft: İki Dünyanın Karşılaşması – Sinematik Evren Adına Umut Verici Bir İlk Adım!

Beyaz perdedeki akıbeti yılan hikayesine dönen ve kainatın en sevilen öykü evrenlerinden birine ev sahipliği yapan Warcraft; özüne alabildiğine sadık bir uyarlamayla nihayet sinema salonlarımıza teşrif etti! Gösterime girdiği ilk günden itibaren, pek çok platformda, abartılı bir biçimde yerden yere vurulan Warcraft’ın ederi nedir dersiniz? Gelin hep beraber Durotan’ın hissiyat fışkıran gözlerine dürüstçe bir bakalım!

Her şeyden önce Warcraft’ın çok ama çok büyük bir felaketin eşiğinden dönerek bu gün beyaz perdeye ulaşabildiğinin altını çizmek lazım… İlk olarak yönetmen koltuğuna Sam Raimi’nin kurulacağı yazılıp çizilmiş, hatta bu konuda bir iki yüreklendirici adım da atılmıştı. Fakat Raimi; Blizzard ile yaşanan yaratım odaklı ciddi bir krizin ardından 2013 yılında projeden resmi olarak çekildi. Tabi daha öncesinde, 2008 yılında, video oyunu uyarlamalarının katil palyaçosu Uwe Boll, bütün fanların yüreğini ağzına getiren bir atakta bulundu! Bu cafcaflı uyarlamayı sinemaya taşımaya “gönüllü” olan Boll’un ihtiras kokan fantezisi; çok şükür ki Blizzard yetkilileri tarafından nazikçe reddedildi. Şayet bu kirli fantezi gerçekleşseydi, patlak verecek total kaos sebebiyle Azeroth’un durumundan daha vahim bir dünyada hayatta kalmaya çalışıyor olabilirdik!

warcraft1

Nihayetinde Moon ve Souce Code gibisinden iki adet tertemiz bilim kurgu filmiyle kendine has bir takipçi kitlesi edinmeyi başaran, merhum David Bowie’nin oğlu Duncan Jones projeyi kucaklayan isim oldu. Multi milyon dolarlık yapımların, nice genç ve maharetli yönetmeni eritip yuttuğu düşünüldüğünde; Jones’un projedeki varlığının pek bir yaptırımı yok gibi görünüyor öyle değil mi? Değil tabi! Nitekim Jones, serinin öykü kanalının yere çakılmasını engelleyen takoz görevi görmüş adeta! Acele etmeyelim ve detaylara sindire sindire geçelim…

12 milyonluk aktif kullanıcı sayısıyla adını Guinness Rekorlar Kitabı’na derin derin kazıyan, dünyanın en popüler MMORPG hadisesi World of Warcraft ile birlikte; çok satan kitapları ve kitaplara ilham olan öncül RTS çeşitlemeleriyle; Warcraft gibisinden kırçıllı bir markayı bunca zaman sonra perdeye taşımak; akla gelecek tüm risklerin ağırlığını taşıyordu sırtında! Bu kadar kalabalık bir fanatik kitlesini memnun etme kaygısının üzerine bir de popüler sinema izleyicisini ensesinden yakalama hedefini eklenince, fragmanlar ile birlikte beklentilerimiz arasına giriveren soru işareti sayısı da mantar gibi türüyor haliyle! Neyse ki; hem marka değerini düşürmeye niyetli olmayan Blizzard, hem de böyle bir proje için doğru bir tercih olduğu zaman içerisinde daha da iyi anlaşılacak olan Duncan Jones, seriye doğru bir noktadan yaklaşmasını bildi, nasıl mı?

warcraft2

Yaklaşık 22 yıl sonunda beyaz perdeyle buluşan Warcraft, ilk etapta insanların (Alliance) gözünden anlatılacak bir öykü olarak tasarlanmış fakat Jones, oyunun gücünün de bu gün kolektif hafızalarda yer edinen Orc imajını ters yüz ettiğini ve bu “stereotip yırtan” özelliği filmde de vurgulamak gerektiğini belirterek senaryoyu revize etmiş. Aradan geçen süre içerisinde epik fantezi trendlerinin de ufak tefek değişimlere uğradığı düşünülürse yönetmen Duncan Jones’un; öyküyü bir istiladan ziyade zorunlu sürgün temalı bir mülteci alegorisine çevirmesi oldukça yerinde bir karar olmuş pek tabi! Jones tam da bu noktada kritik bir rol üstlenerek senaryoyu Charles Leavitt ile kaleme alarak tüm yaratım sürecinde, yapımla arasındaki organik bağını muhafaza etmiş. Öyküye kaynaklık edecek nişleri de bulmakta pek zorlanmamış. Nitekim hem stratejik hem de kronolojik açıdan start alınması gereken nokta olarak, serinin 1994 tarihli ilk oyunu olan Warcraft: Orcs & Humans’ı temel alınmış.

Köklere Dönüş

Her ne kadar 12 milyon etkin kullanıcının beklentisine sırt dayayarak parsayı toplama avantajı olsa da, Warcraft’ın öncelikli hedefi daha ziyade seriyle hiç tanışmamış izleyici kitlesini cezbetmek! Bu sebeple, izleyicinin aklını fazla bulandırmayarak, Azeroth’un ön kapısını sonuna kadar açmışlar seyircilere. Filmin WoW fanatikleri tarafından hunharca saldırıya uğramasının sebebi de öykünün primitifliği muhtemelen. Oyun evreninin bu gün geldiği nokta açısından “dağ fare doğurdu” yorumlarını duymak anormal değil ama yine de sinematik evrenin siftahı ve genel izleyici kitlesinin daha ilk etapta hazım sıkıntısı çekmemesi açısından son derece doğru bir seçim!

Yorumlar

  • talhagezer

    “serinin bu ilk filminde sımsıkı tutulan dizginler, devam filminde boşalarak dört nala koşan bir epik fantezi hazzı yaşamamıza vesile olacak gibi görünüyor!”
    Aynen katılıyorum… Hala “Sinemaya gidip izlenir mi acaba?” diye soran insanlar da mevcut. Benim gibi 3D düşmanı biri olsanız bile gidip izlenir yani. Bir zamanlar Hardcore World of Warcraft oyuncusu olmasam ve Hikayeyi Titanlardan son haline kadar bilmeyen biri olsaydım bile kaçırmazdım, böyle filmler nadir çıkıyor…

  • Gülşah Yeğenoğlu Baykal

    film sektöründe olmasam da bir kitap ya da oyun metnini ekrana taşımanın ne kadar zor olacağını tahmin edebiliyorum. Aynen oyunun Titanlardan itibaren gelen son derece detaylı metni düşünülürse çok başarılı bir iş bence sade, anlaşılır. Benim lothar-garona aşkı ile ilgili fikrim: garona’nın bir oğlu var ve bildiğim kadarıyla medivh’den. bu durum genel seyirciye pek uygun olmayabilir, garona’nın orjinal ihanet öyküsü de pek iç açıcı cinsten değil bu yüzden tüm seyirciye uygun gelecek şekilde revize edilmiş olabilir. madem başlangıç yapmışlar dranei’leri ve draenor’un durumunu biraz daha anlatabilirlerdi. sonraki hikaye durotar’ın oğlunu anlatacaksa (umarım devam ederler) mendilleri hazırlayalım:))