Kahramangiller

Wonder Woman – Bir Justice League Hazırlığı Daha

Wonder Woman ön gösterimine gittik, gördük. Öncelikle organizasyonu ayarlayan, bizleri davet eden herkese buradan teşekkürü borç bilirim. Keza onlar olmasaydı bu filme para verecektim. Tamam sakin, filmi gömmeyeceğim ama paramın cebinde kalmasına da sevindiğimi söylemeliyim. Hadi gelin bir göz atalım DCEU’nun yeni filmine, elbette spoiler vermeden.

2 Haziran Büyük Gün(!)

Efendim bilindiği üzere  Gal Gadot’lu Wonder Woman 2 Haziran’da vizyonda olacak. Filme gitmeden önce ne ile karşılacağınızı kendi gözlemlerimle üç başlıkla özetlemeye çalışacağım: Hikaye, oyunculuk, sinema teknikleri. Kişisel olarak hikayeye ve oyunculuğa çok önem veririm. Sinema teknikleri de elzemdir elbette ancak ben tiyatro seyircisi tadında film takip etmeyi tercih eder ve severim.

Hikaye

Bütün haliyle senaryoya bakarsak çok bir yenilik sunmuyor. Diana’nın ufaklığından, Wonder Woman oluşuna kadar beni şaşırtan pek bir şey göremedim. Çok kısa özetlemek gerekirse Wonder Woman’ı filmin başında günümüzde görüyoruz ve bulunduğu yer ve zamana nasıl geldiğini anlatıyor. Anlık heyecanları da yok değildi elbet. Themyscira ile evrenimizin Ravenloftvari tanışması FRPcileri gülümsetecektir. Aralara serpiştirilmiş komik anlar, DCEU’nun abartı ciddiyetini biraz yumuşatmış ve filmin kuruluğunu nemlendirmiş. Ancak genel haliyle Justice League’e hazırlık çalışmalarının kurbanı olmuş bir senaryo görüyoruz.

Oyunculuk ve Karakterler

Chris Pine haricinde sinema oyunculuğuna dair heyecanlandıran bir karakter bulamadım filmde. Evet, Gal Gadot da yok. Ona birazdan geleceğim. İlk cümleyi tersten açmak gerekirse, Gal Gadot haricinde yerlerde sürünen bir oyunculuk yoktu ve Chris Pine da rolünün hakkını sonuna kadar vermiş. Oyunculukta, izleyiciye zor aktarılan bir konu duyguların yüze yansıması, ani duygu değişiklikleridir. Pine, abartmadan bu işin altından temiz kalkıyor. Gadot’la kimyası iyi (Pine sayesinde). Birinci Dünya Savaşı’nı okumuş genel hatlarıyla, diye düşünüyorum çünkü savaşın felaketini aktardığı çok az saniyelerde bile nasıl bir kıyım yaşandığını hissettirdi bana. Komik olması gereken yerleri de komik olmaya çalışmadan, komik yapmış. Pine:”Bizimlesin” “Gelelim Gal Gadot’a.

Batman v Superman: Dawn of Justice‘teki hali Wonder Woman olarak kötü değildi. Ümit vadediyor gibiydi. “Bekleyelim, yeni transfer. Zamam vermek lazım” dedim ve kendini ıspatlayabileceği, er meydanı olan solo filmi geldi. Tabii gelmeden önce fragmanları gelmişti. Fragmanları izlerken bu filmle ilgili kaygılarım olduğunu, her mecrada sıkça dile getirdim. Gadot’un Wonder Woman’ı beni gerecek gibi geliyordu. Sonra ABD’de ön gösterim sonrası, film genelinde, Gadot özelinde inanılmaz pozitif yorumları görünce ön yargılı davrandığımı düşündüm. Ama dediğim gibi, yorumlar “inanılmazdı” ve iyi ki “inanmamışım”.Şahsi fikrim Gal Gadot’tan Wonder Woman olmaz. her hangi bir filmde başrol oyuncusu bile olmaz. Sinemayı tercih edecekse, zengin gangster patronu, poker oynarken yada esas oğlanla alingirli laf atışmaları yaparken, elinde içkiyle ayakta duran ve adamın omzunu okşayan kadını oynayabilir. Bu filmde olduğu gibi kamera etrafında döner durur bolca. Gadot’un Wonde Woman’ında bana en yapmacık gelen hareket sinirlendiği anlarda kafasını sağa sola kırıp duruyor; tiki var gibi ve bunu çok sık yapıyor. Kadın güzel. Yönetmen de bari oradan yürüyelim demiş, döndürmüş durmuş kamerayı etrafında. Üzgünüm Gal’ciğim “bizimle değilsin”; en azından benimle değilsin!

Sinema Teknikleri

15 yıl önce kamera ve açı tercihleri ve ışıkları anlatır geçerdik ama artık bu ikilinin yanında dijital teknolojilerin kullanımını da eklemek şart elbet. Kamera açıları olarak ekstra bir görsel şölenden bahsetmek zor ama gözümüzü kanatan bir durum da yoktu. Wonder Woman’ın bazı savaş sahnelerinde havada kementiyle yaptığı hareketler iyi çekilmişti. Aşırı hareketli kamera kullanılmaması ve kavga edenlerin bağırsaklarına girilmemesi -bkz Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı- güzel olmuş, aksiyonu takip edebildik şükür. Dijital teknolojileri daha sık kullanmış DCEU filmleri var. Bu filmde, hele ki bir fantastik kurgu filmi için, az diyebilirim. Wonder Woman’ın havada süzüldüğü sahnelerde dijital kullanıldığı belli oluyor, o eksi puan. Daha başarılı CGIlar olabilirmiş, çağın yarım tık gerisinde kalmış. I. Dünya Savaşı sahnesinde, savaş alanı bir cephe atmosferi olarak iyi yanstılmış. Onun haricinde, o savaşın dehşet atmosferi filmde, Chris Pine’in iki, üç cümlesinden ibaret. He bu noktada “filmin derdi I. Dünya Savaşı felaketini aktarmak değil denilebilir” ama o zaman konuyu açmayacaksın. Silah çıkartıyorsan, ateşleyeceksin.

Şu sahnede heyecanlanan, Cüneyt Arkın’a yıllarca ayıp etmiştir.

Sonuç

Toparlamak gerekirse; bu filmi izleyip de sıkılmayacak çok az kişi olacaktır diye düşünüyorum. Hatta sıkılanları şimdiden ikiye ayırayım:

  1. Filmin ilk bir buçuk saatlik diliminden sıkılan kitle
  2. Filmin son bir saatlik diliminden sıkılan kitle

Meraklısı çok olan final savaşı hakkında çok kısa bilgi vermek gerekirse; süre olarak tatmin eder, ancak yaratıcı bir aksiyon sunmuyor.

Wonder Woman’ın ilk yılları hakkında çizgi romanları okumasanız da genel fikir edinmeniz film öncesinde iyi olacaktır. Böylece çizgi roman dünyası ile film evreninde ne gibi farklılıklar oluyor görebilir ve çizgi roman dünyasının çok daha az maliyetle ne kadar yaratıcı olabildiğini anlayabiliriz.

Bir süredir çizgi roman filmlerinin uyarlamalarında görünen “yaz birşeyler nasılsa izlenir” ayıbı bu filmde de maalesef mevcut. Yüz bilmem kaç milyon Amerikan Doları’na mal edilen filmlerden izleyen kitleye biraz daha saygı sanırım hakkımız.

DCEU, bari solo filmleri Justice League öncesi hazırlık çalışması haline getirmese iyi olacak.

Yorumlar